Ünsal Ergel ANKARA
Millî Savunma Bakanı Fikri Işık, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından geçen bir yılı Türkiye gazetesine değerlendirdi. O gün yaşadıklarını tek tek anlatan Bakan Işık, kırılma noktasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşması olduğunun altını çizerken, halkın sokağa çıkarak millî iradeye sahip çıktığını göstermesi, Cumhurbaşkanımızın çağrısına cevap vermesi ve demokrasiyi, millî iradeyi koruma noktasında hayatını hiçe saymasının darbecileri çökerttiğini söyledi. Bakan Işık şöyle konuştu:

ÖZEL HATTAN MESAJ

15 Temmuz günü İstanbul ve Kocaeli’deki programlara katıldım. Daha sonra cuma namazını Selimiye Camii’nde kıldıktan sonra Kocaeli’ye geçtim. Kocaeli’de benim il başkanlığım dönemimde ilçe başkanlığı yapmış sevdiğim bir arkadaşımın oğlunun nikâh töreni vardı. O nikâh törenine katıldım. Nikâh şahitliği yapar yapmaz, annem rahatsız olduğu için ayrıldım. Araca biner binmez bir mesaj geldi. Bizim Bakanlığı devralmamızdan sonra önemli gelişmelerden haberdar olmak için hat oluşturmuştuk. Oradan bir mesaj geldi. ‘Genelkurmay Güney Nizamiye’den çatışma sesleri geliyor’ şeklindeydi. O arada da terör örgütü PKK’nın önemli elebaşlarından birinin öldürülmesine ilişkin haber vardı. Terör örgütünün misilleme yapacağı yönünde istihbarat vardı. Aklımıza ‘acaba böyle bir şey midir’ diye geldi. Hiç aklımıza FETÖ örgütü gelmedi. 1 dakika sonra bir mesaj daha geldi. Çatışmaların tatbikat olduğu yönünde bilgi var. Bilgi teyide muhtaç... Sonra mesaj trafiği kesildi. Bir daha mesaj gelmedi. O arada ben de baba evine geçtim. İçeri girdim, televizyonda tankların köprüye çıkma görüntüleri falan. Bu bir belli ki basit bir şey değil. Bu arada telefonlar gelmeye başladı. Biz ne olduğunu anlamaya çalıştık.

AİLEMLE GÖRÜŞEMEDİM 
Hain darbe girişimini öğrendikten sonra ilk olarak Bakanlık Müsteşarı’nı, ardından da diğer askerî yetkili, bilgisi olabilecek kişileri aradım. Kimisine ulaşamadım. Kimisi telefona çıkmadı. Sonra sivilden arkadaşlarım var. Onları aradım. Ama çok kısa süre içinde anladım ki bu bir FETÖ darbe teşebbüsü. Ondan sonra önce annemi hastaneye gönderdim. Son çıkışı oldu. Sonra da eve dönemedi zaten. Doğrusu o anda aile ile diyalog şansımız hiç olmadı. İlk andan itibaren biz bu hain darbe girişimini nasıl akamete uğratırız, nasıl engelleriz, bu işi biran önce nasıl sonlandırırız diye çok yoğun bir telefon trafiği yaşadık ve Sayın Cumhurbaşkanımız da, Sayın Başbakanımız da, ilgili tüm bakan arkadaşlarımızla, askerî zevatla, diğer bu darbe girişiminde yardımcı olabileceğini düşündüğümüz herkesle çok yoğun bir temas trafiği yaşadık. Dolayısıyla orda ailemizle ilgili konulara hiç zamanımız olmadı. Belki hayırlısı da oldu. Çünkü o işleri düşünmeye başlasaydık, herhâlde moralimiz bozulurdu. Motivasyonumuz azalırdı ve asıl yapmamız gereken işe çok daha fazla odaklanamayabilirdik.

40 YILLIK HAZIRLIK  
Bu işin bir FETÖ kalkışması olduğunu ilk anda anladık. Bellik ki 40 yıldır buna hazırlanıyorlar... Bu bir FETÖ darbe teşebbüsüdür. TSK kesinlikle kurum olarak bunun içinde yoktur. Hatta hatırlarsanız orada yayınlanan bildiriyi de ‘O bir korsan bildiridir’ diye kesinlikle ifade ettik ve bunu reddettik. 

KIRILMA NOKTASI ERDOĞAN'IN ÇAĞRISI
Sayın Başbakanımızın saat 23.00 sularında konuşmasının ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın “Bu darbeye kesinlikle boyun eğmeyeceğiz, bu darbeye karşı direneceğiz. Bunun için de bütün halkımı sokağa davet ediyorum” açıklaması aslında darbenin kırılma anıdır. O andan itibaren hem halkın hem darbe teşebbüsüne karşı mücadele eden bizlerin moralleri yükseldi. Buna mukabil darbecilerin moralleri o an çöktü. Ve saat 02.30-03.00 sularında da artık darbenin başarısız olacağı kanaati oluşmaya başladıkça bazı darbeciler hemen taktik değiştirdi. ‘Biz bu darbenin içinde değiliz, biz bu darbeyi kınıyoruz’ demeye başladılar. Olayların seyri içinde saat dilimini farklı değerlendirenler de olabilir ama o saatten itibaren darbenin başarılı olamayacağı kanaati yayılmaya başladı. Çünkü halk akın akın sokaklara geldi. Yani Türkiye’nin her bir vilayeti tam bir kenetlenme gösterdi. Hakkari ile Edirne, Siirt ile Sinop aynı duygularla sokağa çıktı. Bu da darbeciler için büyük bir yıkım oldu. Darbenin engellenmesi için gösterilen gayretlerden çok daha fazlası, halkın sokağa çıkarak millî iradeye sahip çıktığını göstermesi, Cumhurbaşkanımızın çağrısına cevap vermesi ve demokrasiyi koruma noktasında, millî iradeyi koruma noktasında hayatını hiçe saymasıdır. Bu çok çok önemlidir. Bu olmasaydı, darbecilerin moralleri bu kadar çabuk çökmeyecekti.

“HEDEF MİLLÎ İRADEYDİ”
 Annemi hastaneye götürdükten sonra bir akrabamın yanına geçerek, sabaha kadar görüşebildiğim askeri yetkililer üzerinden pek çok konuda tedbir alınmasını sağladım. Oraya geçtiğim andan itibaren hemen ne yapmamız gerekiyorsa, kiminle irtibat kurmamız gerekiyorsa, hangi tedbirlerin alınması gerekiyorsa ona yoğunlaştık. Bir taraftan donanmadan Kocaeli’de Gölcük’te asker çıkmaması, bir taraftan Ankara’da Etimesgut’tan Zırhlı Birliklerden, 4. Kolordu’dan Ankara’ya daha fazla aracın çıkmaması, bir taraftan uçakların kalkmaması, bir taraftan helikopterlerin daha fazla halkın üzerine ateş açmaması için... Bu noktalarda büyük bir gayretimiz oldu.
Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüştük, Sayın Başbakanımız ile görüştük. İlgili bakan arkadaşlarımızla defalarca görüştük. Askerlerle darbe teşebbüsünün engellenmesi için yapılması gerekenleri hem görüştük hem talimatlandırdık. Bir taraftan tele-vizyonlara bağlanıp bu işin bir FETÖ işi olduğunu ve kesinlikle demokrasiyi hedef aldığını, hükûmeti değil millî iradeyi ve demokrasiyi hedef aldığını ifade ettik. Sabah 11.00’e kadar inanın,  bir nefes almadan dahi bu mücadeleyi yürüttük. Saat 11.00 civarında Sayın Başbakanımız aradı ‘Hâlâ İzmit’te misin?’ dedi. ‘Evet efendim’ dedim. ‘Güvenli bir yoldan hemen Ankara’ya gel’ dedi. O talimatı da alınca Sayın Başbakanımızdan, İzmit’ten direkt Ankara’ya geldim ve doğruca Çankaya’ya geçtim Başbakanımızın yanına.

Kimse demokrasiye müdahale edemez
Bakan Işık, TSK da olsa demokrasiye hiç kimsenin müdahale hakkı olmadığını söyledi. Işık “TRT’yi ele geçirdiler. Bildiriyi yayınladılar. Bildiri zaten üslup itibarıyla da çok net olarak korsan bildiriydi. Demokrasiye hiç kimsenin müdahale hakkı da yetkisi de yoktur. Bu noktada ancak biliyoruz ki bu TSK’nın komuta kademesinin elinden çıkmış bir bildiri değil. Bunun halk tarafından bilinmesi çok önemli. Onun için bildiri yayınlanır yayınlanmaz, bunun bir korsan bildiri olduğunu hemen açıkladık. Kesinlikle kabul edilmeyeceğini, buna karşı mücadele edileceğini ifade ettik. Bu da inanıyorum ki etkili oldu” dedi.