Ahmet Münir Eren
Hain darbe girişimiyle ilgili çocuk ihtiyar herkesin söyleyeceği birşeyler var. Fakat gaziler daha bir dolu. Çünkü onlar canlarını ortaya koyarak isimlerini ülke tarihine altın harflerle yazdırdılar. Mikrofonu onlara bıraktık:
 Can Cumurcu:  15 Temmuz vatanımızın her bireyini belli bir olgunluğa eriştirdi. Ailemizi büyüttü. Şehit aileleri ve gaziler ile dostluk ve muhabbet yüklü büyük bir aile olduk.

ŞEHİTLERİMİZ EMANET BIRAKTI
 Soner Uçan:  O gece vurulduğumda ilk yaptığım telefonumdan kızımın resmini açıp bakmak oldu. Şehit olacağımı düşünerek vedalaşıp helalleştim. Tabii nasip olmadı. 16 Temmuz’dan sonra insanların parklarda piknik yapıp çocuklarıyla dolaştığını görünce o kanı boşuna akıtmadığımızı anladım. Bir daha 15 Temmuz yaşanmasın diye ölümsüzleşen şehitlerimiz bu vatanı yeniden bize emanet etti. Bu emanete malımızla canımızla sahip çıkalım.

BUNUN EMSALİ YOK
 Taha Kurt:  Biz tek bayrak, tek devlet, tek millet olmak için yekvücut sokağa çıktık. Bu milletin tarihte bir emsali daha yok. Kanını verir, malını verir, canından geçer ama söz konusu vatansa bir karış toprağını kimseye kaptırmaz. O gecenin tablosuna bakınca, bir yumruk gibi sıkılmış Türk milletini yenebilecek ne bir silah ne de bir ordu olduğu anlaşılır. Güçlü bir Türkiye ancak 15 Temmuz gecesindeki beraber duruşumuzla mümkün. Sağımıza solumuza bakmadan, düşmanlara kulak asmadan dik duruş ve cesaretimizi koruyup birliğimizi muhafaza etmemiz lazım.
Okan Yolcu:  İçimizdeki birlik şuurunu ve şehadet sevincini kimse söküp alamaz. Bu sevdaya kimse set çekemez. Mevla o karanlık gecelerden bizleri muhafaza eylesin. Şayet tekrarı olursa, Mevla’nın verdiği bir canımız var. Onu da seve seve vatan yolunda, bayrak uğrunda vermeye, ömür nimetini şehadetle tamamlamaya hazırız.
Armağan Uluak: Onca insanı şehit edip yaralayan bu hainlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Rabbim böyle bir darbeyi bir daha göstermesin. Bu vatan bizim, canımızı vermeye hazırız. 

Yarbayın elindeki silahı çekip aldım
Hekim Bayrak:  15 Temmuz gecesi arabamla Bağcılar’dan işten geliyordum. Yol kapandı. Herkes araçlarından indi. Üzerlerine gidince aşağıdan gelen askerlerle birlikte ateş etme başladılar. Beni vuran yarbay var Adnan Uygun. İsmini de sonradan öğrendim. O haine “Sen kimin askerisin ve kime silah doğrultuyorsun” dedim. Tartışma sırasında Rabbimin verdiği cesaretle bu soysuzun elindeki silahı almak için elini yakaladım. Diğer arkadaşların yardımı ile elinden silahı aldım. Ben bunu yapınca yanındaki diğer bir hain dipçikle vurup beni yere yatırdı. Sonra benim elimden silahı başkaları aldı. Bana müdahale eden askerlere millet saldırdı. Halk askerin ve tankların üzerine yürümeye başladı. Hatta tankın içerisine girdim. 3 kişi vardı içinde. Onlara korku vermek için bakın özel harekât geldi hepinizi öldürecek dedim. Bunu dememle korkudan olsa gerek tankı ilk barikat kurdukları yere götürmeye başladılar. Ben de tankın içinden çıkıp yere atladım. Sonra elinden silahını aldığım yarbayla aynı şekilde karşı karşıya geldik. Aramızda 20 metre vardı. Tekrar üzerlerine yürümeye başlayınca bu ateş açtı ve beni vurdu. Allah’a şükürler olsun iyileştik. 15 Temmuz’da gazi olan arkadaşlarımın yanında ben kendi yaramı yara olarak görmüyorum. Benim o gece bu hainlere karşı durmamın en büyük sebebi İslam’ın bayraktarlığını yapan bir ülkenin yok olmasının İslam’ın yok olması demek olduğunu bildiğim içindi. Rabb’im bir daha 15 Temmuzlar yaşatmasın. Kötülere, hainlere fırsat vermesin. Birliğimizi, dirliğimizi hiçbir zaman bozmasın.

Üzerlerine tekbirlerle yürüdük...
Fatih Kolcu:  15 Temmuz Cuma akşamı 21:30 da arkadaşım aradı. Köprüde tanklar olduğunu söyledi. Çengelköy Polis Karakolunda tanıdığım polis arkadaşları aradım. Kimse telefona bakmıyordu. İki çocuğumu, eşimi evde bırakıp evden çıktım. Çengelköy’de bizi taramaya başladılar. Vurulan arkadaşları kaldırıp en yakın hastaneye yolladık. Silah sesleri her yeri sarmıştı. Eşim aradı telefonlarına cevap vermedim. Sonra çocuklar baba diye ağlıyor eve gel diye mesaj attı. Ben de şarjım yok beni arama diye mesaj yazdım. Yüce Mevla o gece bizden korkuyu almıştı. Onlar ateş ettikçe biz tekbirler getirerek üzerlerine yürüyorduk. Aramızda 15 metre gibi bir mesafe kalmıştı ki vurulduğumu anladım. Mevla gaziliği nasip etmişti. Hastaneye götürüldüğümde her yer kan gölüne dönmüştü. Biz vatanımız, milletimiz için varız. Varlığımızın yegâne sebebi vatanımız uğrunda şehadet şerbetini içmektir. Başkaca bir arzumda yoktur.