17 yıldır gazetecilik yapmaya çalışıyorum. Hiç istemesem de aslında en çok merak ettiğim konulardan biri, darbe anında bu işin nasıl yapıldığıydı. 15 Temmuz’da bunu bizzat yaşadım. O gün işimi bitirip eve dönmüştüm. Akşam koltukta uzanıp tembellik yapıyordum. Sosyal medyada darbe iddiaları yavaş yavaş yayılmaya başladı. Herkes gibi ilk gördüğümde ihtimal vermedim. Bazı tanıdıkları aradım, onlar da “Olmaz öyle şey” dedi. Ancak köprüden geçen bir vatandaşın paylaştığı video işin seyrini değiştirdi. FETÖ’cü hainlerden biri “Komutanım neler oluyor?” sorusuna “Darbe! Evinize dönün” cevabını veriyordu. 
Gece sorumlumuz Taci Öcal’ı aradım; “FETÖ, darbe girişiminde bulunuyor” dedi. Saat daha 21.30 falandı. Ev yakın iş yerine. Hemen taksiye atladım, gazeteye gittim. Herkes neler olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Cuntacılar, TRT’yi basıp silah zoruyla bildiriyi okutunca olayın vehamati ortaya çıktı. Artık direnme vaktiydi. Çünkü Türkiye gazetesi de FETÖ’nün hedefindeydi. Daha önce darbe yaşayan iki tecrübeli ağabeyim Taci Öcal ve Adnan Taşdizen’e “Askerler burayı basarsa ne yapacağız” diye sordum. Taci Abi, hiç tereddüt etmeden “Karşı koyacağız, yok öyle kolay lokma” sözleriyle bize cesaret verdi.
Bir taraftan gazeteyi hazırlıyor, diğer yandan çatışmaya hazırlanıyorduk. Anne ve babamı arayıp helallik istedim. O sırada Başbakan Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları geldi. Artık korku yoktu. Bir avuç üniformalı teröriste bu vatanı terk edemezdik. Binamızın üstünde ses hızını aşan jetler dolaşıyordu. Camlar zangır zangır sallanıyordu. Tankların da yaklaştığını öğrendik. Umurumuzda değildi. (İsim isim sayamayacağım için kusura bakmasın arkadaşlar) Yazı işlerindeki kahraman arkadaşlarla gelen haberlere göre sürekli manşeti değiştiriyor, sayfaları yıkıyorduk. Bir ara durup etrafı gözlemledim. 
Herkesin yüzüne baktım. Hiçbirinde korkunun emaresi yoktu. Yardıma gelmeye çalışanlar vardı ama çoğu yollarda sıkışıp kalmıştı. Gece yarısının ardından bazı okuyucularımız geldi destek için. Sabaha dek nöbet tuttular merdivenlerde. 
Saatler sabah 5.30’u gösterdiğinde son baskıyı yaptık. Darbe girişimi de neredeyse püskürtülmüştü. Yarım saat dinleneyim dedim, ne mümkün. Uyumak imkansız. Tarih yazılıyordu. Hani yazının girişinde demiştim ya “Darbe anında bu iş nasıl yapılır?” diye... Tecrübe etmiş olduk. Meslek hayatımının en yorucu ama en keyifli anlarıydı. Tabii keyifli olmasında şanlı milletimizin teröristleri durdurmasının payı büyük. Hainler başarsaydı muhtemelen çoğu gazeteci arkadaşım gibi şu an hapisteydim ve türlü türlü işkenceler görüyordum. O gece ülkesini seven herkes görevini layıkıyla yerine getirdi. Allah hepsinden razı olsun. Allah, bu güzel ve yalnız ülkeye bir daha böyle acılar yaşatmasın.