İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından o kısım:

Birilerinin çıkıp hayatın gerçekleriyle ilgisi olmayan sözler edip kafaları karıştırması yanlıştır. Kimse bizim dinimize fatura kesme hakkına sahip değildir. Sadece ilmî bir zeminde teorik konunun, tartışması olacak konuların toplum önünde konuşulmasını doğru bulmuyoruz. İfrat-tefrit ortamında insanlar kime kulak vereceğini elbette şaşırıyorlar. Dinime getirilen bu zaafiyete tahammülümüz yok. Din İşleri Yüksek Kurulumuz'un, Diyanet'in alanı boş bırakmaması lazım. İlahiyatçılarımızın muteber alimlerimizin ise ya sesleri çıkmıyor ya da duyulmuyor. Ya da korkuyorlar. Niye korkuyorsun? Bizim itirazımız hatta isyanımız işte bu hadsizlikleredir. Biz dinde reform aramıyoruz. Haddimize mi? Ama önüne gelen böyle çıkıp da kadınlarla ilgili genç yaşlı bunlarla ilgili ileri geri konuşmalarının İslam'a getirdiği lekeyi, gölgeyi görmemezlikten gelemez. 

Türkiye'de din eğitimi ve öğretiminin sağlıklı temel üzerinde yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır. Diyanet İşleri Başkanlığımız, ilahiyatçılarımız bu alanı FETÖ'cülere bıraktılar, toplum bu hale geldi. El Kaide, DEAŞ, Boko Haram gibi terör örgütleri ortaya çıkmış ve palazlanmıştır. Dünkü konuşmadan sonra birileri sosyal medyada konuşmaya başladılar. Siz bu fakiri korkutamayacaksınız, hak neyse onu söylemeye devam edeceğim. Kuran-ı Kerim'in ve İslam'ın hükümlerini sağa sola evirip çevirmeye hakkınız yok. Dinimize fatura kestirmeye hakkınız yok. Bu örgütlerin arkasında falanca var demek derdimize derman olmaya yetmiyor. Biz AK Parti olarak Türkiye'nin cumhurbaşkanı olarak sözüm şudur, kucaklayıcı olacağız. Dinimize gölge, leke düşürmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Sosyal medyada saldıranlar olacak, unutmayın eğer haksızlık karşısında susarsanız dilsiz şeytan olursunuz.