Gezi parkı eylemlerinin üstünde beş buçuk yıl geçti. Osman Kavala soruşturması derinleştirilirken Gezicilerin ilginç bağlantıları ortaya döküldü. Manşetlerimizle 2013 yılında Gezi organizatörlerinin göbeğinin yurt dışına bağlı olduğuna dikkat çekmiş, kirli ilişkileri deşifre etmiştik.
Uluslararası medyanın “Türk Baharı”ndan bahsettiği günlerde medyamızda yaşanan şaşkınlığın aksine Türkiye Gazetesi, Gezi Parkı olaylarının karanlık emellere alet edildiğini ilk fark eden ve dillendiren gazete olmuştu.
O dönem bazı Geziciler “Ne içmiş bunlar?” diyerek dalga geçmeye çalışmış, haberlerimizi çarpıtmaya kalkmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, M. Ali Alabora, Osman Kavala gibi karanlık isimlerin amaçlarını açıklarken haberlerimizi teyit etti. Savcılığın yazısında “Gezi parkı olaylarının kendiliğinden ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, demokratik hak ve masum protesto gösterileri şeklinde lanse edilmesine rağmen asıl amacın, yurt genelinde şiddet eylemlerinin çeşitli terör örgütleri vasıtasıyla tüm yurda yayılarak kaos ve kargaşa ortamı meydana getirme olduğu anlaşılmıştır” denildi.
Kızıl Soros’un önderliğini yaptığı yapının, dış ülkelerin de baskısıyla hükûmeti istifaya zorlamak olduğu belirtilen yazıda, hatta yabancı ülkelerin silahlı müdahalesine uygun ortamı hazırlamak olduğu anlatıldı. “Şüpheli Can Dündar’ın olay yerindeki terör örgütü mensuplarının direncini artırmaya çabaladığı, kendisine verilen etki ajanlığı görevini yürüttüğü anlaşılmıştır” ifadeleri kullanıldı.

NE DEDİYSEK ÇIKTI
Olayların şiddete dönüştüğü 31 Mayıs tarihinde sosyal platformdaki kara propagandalar artmış, özellikle yabancı medyanın taraflı yayınları ayyuka çıkmıştı. Bu misyonu ilk olarak Türkiye Gazetesi üstlendi. Gece manşet değişikliği yaparak, Taksim’deki provokasyonu ilk gazetemiz dile getirdi.

1 Haziran tarihli manşetimiz “Taksim’de tahrik” oldu.
Aynı gün diğer bütün gazeteler, söz birliği etmişçesine “Ne bu şiddet bu celal” diyor, bütün meselenin polisin şiddet kullanmasından kaynaklandığını yazıyordu. Oysa birileri asıl amaca ulaşmak, Tahrir Meydanı’nda ilk toplananların arasına dalarak meydanı ateşleyen atlı polislerin yaptığını yaptırmak için polisi bu oyunun içine çekmek istiyordu.
Bunu da dillendiren yine gazetemiz oluyordu;



2 Haziran’da “Tweetler tahrik kokuyor” manşeti uluslararası ve sosyal medyanın yaptığı çığırtkanlıktan cesaret alan yasa dışı grupların yaptığı tahribatı anlatıyordu. Bir gün sonraki manşetimiz de bunun acı faturasını yansıtıyordu; “Zarar 20 milyon TL”
İlerleyen günlerde de manşetimizde hep oynanan oyunu vatandaşımıza anlatmaya çalışıyorduk.

4 Haziran “Batı kaşıyor” (Türk baharı çığırtkanlığıyla, her türlü yalanla propaganda yapıyorlar. BBC kaçta toplanacaklarını bile önceden bildiriyor.)



5 Haziran “Gene mi sen? (Arap Baharı’nın taktisyeni Gene Sharp’ın ‘198 silahsız devrim yöntemi’ ülkemizde de göze çarpıyor. Bu ülkelerdeki sosyal ağ organizasyonunun başındaki Albert Einstein Enstitüsü aracılığıyla ülkelere devrim ihraç eden Gene Sharp vardı. Taksim’deki taktik de birebir örtüşüyor.)

6 Haziran “Organize işler” Olayların arkasında Turuncu Devrim ve Arap Baharı’nı örgütleyen Occupy, Otpor/Canvas gibi uluslararası oluşumlar var. Ayaklan İstanbul / Occupy İstanbul adıyla internet sayfası oluşturulmuştu. Grup üyeleri çeşitli aralıklarla “Revolt (Ayaklan) İstanbul eylemleri düzenleyip, Yugoslavya’yı parçalayan, Arap Baharı’nı başlatan Otpor/Canvas’ın desteğiyle bir halk hareketi için nabız yokluyordu.



7 Haziran “Mesele Gezi değilmiş!” (Kanal İstanbul’a Rusya, HES ve nükleere İngiltere, 3. Havaalanı’na Almanya karşı. Bu ülkelerin liderleri Taksim gönüllülerini arayarak bu talepleri iletmişler.)

8 Haziran “Kusursuz tesadüfler” (Spekülatör Soros’un destek verdiği kuruluşlar, tezgâhı medya ve öğrenciler üzerinden kuruyor.)



9 Haziran “Gezi’yi bahane eden DHKP-C yine iş başında” (Eli silahlı provokatörler çevreye saldırdı.)

10 Haziran “Bu neyin Taksim’i?” (Başbakan’ı karşılamada da, Gezi’deki mitingde de Türk bayrağı dalgalandı. Küçük bir mesele nasıl bu kadar büyüdü?)

11 Haziran - Celal Bayar’ın torunu Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali: “Hedef ikinci 27 Mayıs’tı”

12 Haziran “Büyük oyun bozulacak” (2014’te düğmeye basılacaktı, erken doğum oldu) Aynı gün yayınladığımız Prof. Burhan Kuzu röportajı: Menderes kibardı, ama O’nu astınız.

13 Haziran “Şer ittifakı” (DHKP-C, PKK, MLKP, Devrimci Karargâh, SDP, Türkiye Gençlik Birliği gibi örgütler Gezi olaylarında ortak çalışıyor)

14 Haziran “Her satırı ihanet” (Gezi Parkı organizatörleri İstanbul’un olimpiyat adaylığına karşı kampanya başlattı.)

SHARP VE OTPOR'U BİZDEN DUYDULAR
Başsavcılık yazısında Türkiye’ye duyurduğumuz Arap Baharı taktisyeni Gene Sharp da yer aldı. Yazıda, “Gezi eylemlerinde, ‘occupy’ (işgal) hareketi olarak bilinen ve teorisyenliğini Gene Sharp’ın yaptığı sözde sivil başkaldırı yönteminin kullanıldığı, hareketin uygulayıcısının, Sırp asıllı İvan Maroviç tarafından kurulan Otpor isimli örgütün Arap dünyasında yaşanan devrimlerde etkin olduğu, bu kapsamda Otpor lideri İvan Maroviç’in 18 Haziran ve 21 Haziran 2012 tarihleri arasında Türkiye’de bulunduğu” bilgisi verildi.

O dönem Hürriyet gazetesinin internet sitesinin yönetmenliğini yapan Bülent Mumay ve Hürriyet yazarı Ayşe Arman akıllarınca haberimizle dalga geçmişti. Gene Sharp’ı gazetemizden duyan ikili ve Gezici arkadaşları savcılık yazıları karşısında dut yemiş bülbül gibi.