Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin üzerinden 59 yıl geçti. TSK içerisindeki bazı subay ve generallerden oluşan Millî Birlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen darbe neticesinde, demokrasi askıya alınırken Türkiye’nin uluslararası alanda itibarı büyük zarar gördü. Millî Birlik Komitesi (MBK), Anayasa’yı ve TBMM’yi feshetti, siyasi faaliyetleri askıya aldı. Başbakan Adnan Menderes, hükûmet üyeleri, Demokrat Partili milletvekilleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile asker ve bazı üst düzey kamu görevlileri gözaltına alındı, tüm tutuklular Yassıada’da hapsedildi. Dönemin Başbakanı merhum Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edildiği darbe süreci, Türk milletinin vicdanında derin yaralar açtı.

MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTILAR
Türk siyasi hayatında millî iradeye yönelik ilk askerî müdahale olan 27 Mayıs darbesinin ardından arzu ettikleri yaygın desteği bulamadıklarını gören cunta, ciddi bir propaganda faaliyetine girişti. Cuntacılar, 27 Mayıs 1960 askerî darbesini meşrulaştırmak için “Düşükler Yassıada’da” filmi başta olmak üzere “27 Mayıs İnkılabı” adıyla yayınlanan pulları, 27 Mayıs sigarasını, “27 Mayıs Hatıra Parası”nı ve hatta “27 Mayıs” yazılı nikel alyansları, plakları birer propaganda aracı olarak kullandı. Cunta, dağınık propaganda faaliyetlerinin bir düzen içinde devam etmesi için “MBK 27 Mayıs İnkılabını Yayma ve Tanıtma Komisyonu”nu kurdu. 

DARBECİ BİLE İSYAN ETTİ
Yassıada’da Demokrat Partililere yapılan kötü muamele ayyuka çıkması zerine çekilen “Düşükler Yassıada’da” filminde, tutukluların sözde günlük hayatından görüntülere yer verildi ancak seslendirmeler büyük tepki çekti. Filmde Bayar ve Menderes’in odalarında yemek yediği sırada çekilen görüntüler vardı. Bu sırada Bayar için “Sofrasında kilosu 1.000 liraya satılan siyah havyar bulunmamakla beraber Bayar, iştahından bir şey kaybetmiş gibi görünmemektedir” ifadeleri kullanılıyor. Menderes için ise “Adnan Menderes... Poz vermeden edemez...” deniyordu. Merhum Cumhurbaşkanı Celal Bayar, film çekimlerinin ardından “haysiyet kırıcı” bu muamele yüzünden intihar girişiminde bulundu ve kurtarıldıktan sonra tepkisini “Bize Yeşilçam oyuncuları gibi film çevirttiler. Revayı hak mıydı bu?” sözleriyle dile getirdi. 7 Ekim 1960’da basına gösterilen ve ardından sinemalarda oynatılmaya başlanan “Düşükler Yassıada’da” filmine MBK Üyesi Suphi Karaman bile “Olmaz böyle şey” diyerek tepki gösterdi.

DİYANET’E EMEKLİ ASKER TAYİN EDİLDİ
Demokrasiyi kesintiye uğratan darbeler zincirinin ilk halkası olarak toplumsal yapı üzerinde de derin yaralar açan 27 Mayıs sonrası darbecilerin müdahale ettiği kurumlardan biri de Diyanet İşleri Başkanlığı oldu. cuntacılar, Diyanet İşleri Başkanlığını kontrol etmek için başkan yardımcılığına emekli Tuğgeneral Sadettin Evrin getirdi. Darbenin hemen ardından Evrin imzalı il ve ilçe müftülüklerine gönderilen tamimlerde halka ayet ve hadislerle “darbenin meşru olduğu,  ve faziletlerinin” anlatılması istendi. Müftülüklere gönderilen genelgede 27 Mayıs darbesi “millet ve memleket hayrına yapılmış hürriyet ve inkılap hareketi” olarak nitelenip “Hükûmetimize destek olmanın dini bir vecibe teşkil ettiğini, aksine hareketin dünyada ve ahirette mesuliyeti ve hüsranı mucip olacağını vaizlerimizin vaazlarında, hatiplerimizin hutbelerinde âyet ve hadislere istinaden halkımıza duyurmanın temini ve neticeden bilgi verilmesini ehemmiyetle rica ederim” ifadelerine yer verildi.