İzmit Belediyesi’nin 17 Ağustos 1999 depreminin 20. yıl dönümünü anlatma etkinlikleri kapsamında depremde enkazından altında kalan ve her iki ayağını da kaybeden Ufuk Koçak, “Sınırsız” isimli paneliyle 17 Ağustos öncesi ve sonrası yaşadıklarını anlattı. 17 Ağustos 1999 gecesi 03:02’ye gelindiğinde unutulmaz bir sesle uyandığını söyleyen Koçak, sadece insanların bağırış sesleri değil o zaman her şey konuştuğunu belirtti. Sallantı esnasında depremin bir türlü geçmediğini söyleyen Koçak, “Duvarlar, dolaplar amansız bir uğultuyla sallanmıştı. Deprem dediğimiz şey sallanır geçer diye biliyorduk. Ama bu deprem bizi yerimizden sallıyordu. Yatağımdan fırlayıp odamın ortasına dikildiğimde camdan baktım kızıl bir görüntü vardı. Deprem bir türlü geçmiyordu o 45 saniye çok uzun sürmüştü. Depremin başlangıcından 20 saniye sonra büyük bir toz bulutu içinde buldum kendimi. Yaşadığım ev yıkılmıştı. Ayak bileklerim bir kolonun altına sıkışmıştı. İçinde olduğum durumu değerlendirdim ve sakin bir şekilde bekledim. Ölüm sessizliği denen sessizliği yaşıyordum. Enkazın altında bir sürü insan vardı ama hiçbir kimseden ses çıkmıyordu. Belli bir zaman sonra sesler çıkmaya başladı. Travma içinde kaldığımız süre böyle devam etti.” dedi. 

'Hayata yeniden tutundum'

Depremin bir doğa olayı olmasına rağmen bizlerin kendi yaptığımız binaların altında kaldığımızı anlatan Koçak, “Eğer o dönem önlem alınsaydı bu kadar insan hayatını kaybetmezdi. İnsan olduğumuzu biz 1999 depreminde hatırladık. Hayatta hiçbir şeyi ertelememek gerekiyor. Ben 16 Ağustos akşamı görüşürüz dediğim arkadaşlarımla 20 senedir görüşemedim. Benim için yapacak bir şeyler yoktu iki ayağım birden kesildi. Ayaklarım kesildikten sonra düşündüm ne yapacağız bundan sonra diye. Eskisi gibi koşamayacaktım. O gün hastane odasında her şeye rağmen yaşamayı tercih ettim. Hastanede gözlerimi kapattım ve yeniden harmandalı oynamaya başladım. Bunları gözlerimle yaptım. Eğer bunu yapabiliyorsam yeniden dağlara çıkıp kamp yapabileceğimi hissettim. Yapacaklarım eskisi kadar hızlı olmayacaktı ama yavaşta olsa yaptım. Hala cesaretlen dağlara tırmanmaya devam ediyorum.” diye konuştu. 

Panelin ikinci bölümünde “Deprem Bilinci ve Afet Sonrası Yönetim” konuşuldu 

17 Ağustos 1999 depreminin 20. yıl dönümünü anlatma etkinlikleri kapsamında düzenlenen panelin ikinci bölümünde ise İzmit Belediyesi Deprem Müzesi’nde Jeofizik Uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu, Doç. Dr. Selma Koç ve Afet Uzmanı Özden Işık, “Deprem Bilinci ve Afet Sonrası Yönetim” adlı sunumu gerçekleştirdi. Konuşma yapan Jeofizik Uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu, “Deprem sırasında yaşanan panik çok kötü bir şeydir. Korkmak serbest ama panik olmamalıdır. Çünkü panik anında insan ne yapacağını bilemez. Bu da depremde zarar görmemize sebebiyet verebilir. Bu nedenle deprem anında kesinlikle panik yapmadan hareket ederek kendimizi güvence altına alabiliriz” dedi. Daha sonra konuşma yapan Afet Uzmanı Özden Işık ise Endonezya ve Japonya gibi ülkelerde deprem sonrası tsunamiler meydana geldiğine ve çok sayıda insan hayatını kaybettiğine değindi. 17 Ağustos 1999 yılında meydana gelen Gölcük depreminin ardından "tsunami oldu" diye düşündüklerini dile getiren Işık, bu düşüncelerinin genel olarak bir kabul görmediğini söyledi.