NATO zirvesinde yapılan görüşmelere ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO zirvesinde de yaptığımız görüşmede kendilerine de söyledik. Onlar hala beklentiler içerisinde. Burada biz her şeyi uluslararası hukuka dayalı olarak yapıyoruz. Bundan sonra da bu hukuka göre burada attığımız adımları devam edeceğiz. Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuku ve Türkiye’nin haklarını hiçe sayanlar tabi ki rahatsızlık duyuyorlar. Burada Sevr’in aslında ters yüz edilmesi var. Böyle bir adım atılmış durumda asker gönderimi durumunda böyle bir davet Libya tarafından gelirse nasıl bir inisiyatif üstleneceğimize dair ülkemiz bunun kararını verecektir. Her türlü destek vermeye hazır olduğumuz daha önce söyledim. Şu anda Libya’da orayla hiçbir ilgisi olmayan resmi bir davetin olmadığı ülkeler buralara kendilerindeki bazı özel güvenlik güçlerini buralara göndermişlerdir. Şu anda onlar Libya’da bu tür illegal faaliyetler gösteriyorlar. Bunların da aşılması lazım. Burada özellikle anlatmak istiyorum. Girit’in doğusundan bant geçiyor. Bu bant birilerini ciddi manada rahatsız ediyor.” şeklinde konuştu.

Erdoğan, gelinen süreç hakkında şunları söyledi:
“Biz sismik araştırmamızı kıta sahanlığında rahatlıkla yaparız. Buralarda sondaj çalışmalarımızı da yaparız. Geçmişte bizim tabi gemilerimiz falan yoktu. Şimdi ham olsun iki tane sismik araştırma gemimiz, iki tanede sondaj yapacak ileriye teknolojiye ait gemimiz var. Şimdi de sondajda üçüncü geminin pazarlığının yapıyoruz. Bizim için artık çalışma alanları sadece burası değil. Uluslararası farklı ülkelerde de aynen çalışmaları yapma durumumuz söz konusu. Çünkü artık dünyada petrolün konumu çok çok farklı. Burada çalışmaları yaparken, buradan hem Türkiye, hem de Libya kazanacak. Kazan kazan esasına göre bu adımı atacağız. Türkiye ile Libya’nın bu sınırı özellikle Yunanistan’ı rahatsız ediyor. Onlar rahatsız olsun diye çalışma yapmıyoruz. Bu sularda Libya ve Türkiye’nin hakları var bu hattın korunması gerekir diyoruz. Talihsizliğe bakın ki ülkemizin içinden ve dışından birileri bu konuda çok rahatsız oluyor. Bunlarla birlikte çok farklı sıkıntılara yol açabilir gibi laflar ediyorlar. Siz kimden yanasınız ya? Türkiye’den yana mısınız, yoksa değil misiniz? Öyle de olsa böylede olsa biz şu anda buralarda çalışmalarımızı milletimizin ve ülkemizin ali menfaatleri için sürdüreceğiz. Şu anda çok kısa zamanda inşallah burada hem sismik araştırma hem sondaj çalışmalarına gireceğiz. Buralardan beklentilerimiz çok yüksek. Bugün Sarraj’la önemine binaen farkı ele aldık. Bazı şirketlerin keşif haberlerini duyuyoruz. Olur da yanımıza uluslararası camiada güçlü olan şirketleri yanımıza alma söz konusu olabilir. Bu ne kadar güçlü olursa bu çıkış yatırım, işimizi de o kadar rahatlatacaktır. Doğalgaz ticareti diğerlerinden farklı olarak ihraç güzergahı ve satış anlaşmaları yapıldıktan sonra üretim safhasına geçen projeler olduğu unutulmamalıdır. Bu açıdan dayandığı tabanı sıkı tutmakta önem var. Büyük bir pazar olma özelliği ve bölgeye yakınlığıyla ilgili gazın ticarileşmesi konusunda kilit öneme sahiptir. Libya anlaşması hukuken ülkemizin elini güçlendirmiştir.”

“Bu kararların kıymeti harbiyesi yok. Bu kararlar tamamen siyasidir”
ABD Senatosunda alınan sözde Ermeni soykırımı kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sözde Ermeni soykırımı konusunda bütün yetkililere anlatınca bazıları konuya hakim değiller. Biz bir milyonun üzerindeki bölgeyi şu anda Silahlı Kuvvetlerimizin elinde olan belgeyi açıyoruz. Buyurun diyoruz. Siyasi tarihçiler hukukçular bunları incelemiş, Amerika’da var mı? Sadece Harvard’da bir takım belgeler olduğu söyleniyor. Fransa’da olduğu söyleniyor onlar da açsın, yok. Bütün herkes arşivleri açsınlar, bu arşivler kurulacak heyetler tarafından incelensin. Hukukçular, tarihçiler tarafından incelensin. Ondan sonra biz siyasetçiler devreye girelim. Bu karar siyasetçilerin verebileceği karar değildir. Tarihçilerin hukukçuların arkeologların yapacağı incelemeler neticesinde ortaya çıkacaktır. Bütün bunlarla beraber yapılacak çalışma neticesinde siyasiler bunun kararını ondan sonra versinler. Bu arada hiçbir belge ortaya koyamayanların söyleyecek sözü yoktur. Biz belgeyle konuşuyoruz. Çıkıp karar almışlar, alsalar ne yazar. Bu kararların kıymeti harbiyesi yok. Bu kararlar tamamen siyasidir. Bu kararların hukuka uygun yanı yok. Hukuka uygun yanı olmadığına göre bunları bizim kabul etmemiz mümkün değil. Şu anda kendileri bize söylüyorlar. Bu alınan kararın kıymeti harbiyesi yok, bizzat kendileri söylüyor. Burada biz kararlı bir şekilde yürüyoruz. Onlar böyle bir hava oluşturma suretiyle birilerini tatmin etmeye çalışıyorlar. Yüz yıl üzerinden geçmişken bugün Amerika Senatosunda bu tür kararların alınmasına cevabımız açıktır. Yıllar yılı her nisan ayında gündeme gelir, konuşulur bir karar açıklanır. Son anda bakarsınız sözde soykırım değil ama, kenarından geçerek açıklama yaparlar. Bu defa işi bir tonda açıklayarak kabul ettiklerini söylüyorlar. Sizin kabul etmeniz, bizimde sizin karşısına çok daha farklı parlamento kararlarıyla karşınıza çıkmamızı gerektirir. Amerika’da Kızılderililerle ilgili olarak bunu söylememek konuşmamam mümkün mü? Kızılderililerin tarihi Amerikan yüz karasıdır. Afrika’da yaşanan birçok şey var 60 kadar ülke buna benzer kararlar almışlar. Cezayirlerin Fransızların yaptığı katliamları bir kenara koymam mümkün mü? Senegal’de adadan köle ticaret yaparak Amerika’ya kadar hücrelerde günlerce bekledikten sonra köle ticareti yaptılar. Bizde bunları dünya kamuoyuna açıklayacağız. Bunların belgeleri var. Biz savunmada değil taarruzda olacağız. Batının tarihi ırkçılık ve sömürge tarihin ortaya koyacağız. Bizim gibi övünülesi bir tarihi olan millete bunlar ses çıkartamazlar.” diye konuştu.

“Gerekiyorsa İncirlik’i de kapatırız Kürecik’i de kapatırız”
ABD’nin olası yaptırımlarına ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir kararı vermemiz gerektiği anda, bu kararı alma yetkisi bize aittir. Yeri geldiği zaman otururuz heyetlerle beraber kapatılması gerekiyorsa İncirlik’i de kapatırız Kürecik’i de kapatırız. Bütün mesele bizim karşımıza yaptırımlar gibi tedbirlerin hayata geçirilmesi durumunda mütekabiliyetle cevabı veririz. Türkiye bir kabile devleti değildir. 780 bin km karelik ve 2000 yılı aşkın bir tarihe sahip olan Türkiye’ye bu tür yaklaşımları reva görmek karşılıksız kalmaz. Bunun için mütekabiliyet esasına dayalı olarak bu tür adımları atarız. Biz sizinle NATO’da beraberiz, stratejik ortağız. Yapılanlar ne, bu ortaklığa yakışıyor mu? Nasıl böyle bir şey yapabilirsiniz, bunların oturup düşünmesi lazım. Bunlar farklı hareket etmeye devam ederlerse bizimde vereceğimiz cevaplarımız var” şeklinde konuştu.

“Maalesef ne Amerika ne de Rusya terör örgütünü buradan çıkartamadılar”
Barış Pınarı Harekatı sonrasında ABD ve Rusya ile yapılan anlaşmaya dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerçekten Barış Pınarı Harekatı’nda özellikle bizi ilgilendiren yeri Tel Abyad ve Resulayn 120 km’dir. Derinlik 32 km’dir. Bu alanda şuanda kontrolümüz var. Fakat Irak sınırı batı ucuna kadar 444 km’dir. Bütün bu alanda bir kısmın da Rusya ile bir kısımda ABD ile yapılan anlaşmalar var. Bunlar 150 saat 120 saat şeklinde anlaşma yapıldı. Ama maalesef ne Amerika ne de Rusya terör örgütünü buradan çıkartamadılar. Bize verilen söz öyleydi. Çıkartamayınca da bizim iş başa düşüyor yapmamız gerekenler var. Göbeğimiz kendimiz keseceğiz. Bize dediler ki Münbiç’ten 90 günde bütün teröristleri çıkartacağız dediler ve yapamadılar. Oradaki aşiretler bizden yardım istiyorlar. Çok daha tehlikesi Deyrizor petrol kuyuları var. Buranın kuyularını PYD/YPG petrolünü alıp, rejime satıyorlar. Bunların petrolünün kalitesi yok. Kamışlı’da da petrol var, oranın petrolünü de Rusya ile rejim, Deyrizor Amerika ile PYD/YPG alıyor. Bu durum karşısında Türkiye olarak biz derdimiz petrol falan değil. Burada yaşayan insanlarımızın huzurunu nasıl sağlayacağız. Teklifte bulundum Deyrizor’dan Kamışlı’dan çıkan petrolün satışını yapalım. Buradan güvenli bölge deyip duruyoruz. Buyurun güvenli bölgeyi buradan elde edeceğimiz gelirle yapalım. Parasal kaynağını buradan alalım biz müteahhitlik yapalım. Biz bu plan projeler üzerinden buraları sıfırdan yapalım. Mültecileri de buraya yerleştirelim. Daha önce Trump, Obama biz bunların güvenliğini sağlarız diyorlardı. Şu anda aynı görevi biz de kısmen üstlendik. Özellikle batı tarafından Rusya ile işbirliği yapabiliriz. Bizde toplam 4 milyon insan var. 350 bini Kürt, bunun dışında 3,5 milyonu Arap, 750 civarında Arami, Kerdani var. Bunların hepsini kendi topraklarına yerleştirelim, inanın hiçbir ses çıkmıyor. Petrolü çok severim diyorlar. Tamam da bu insanları niye sevmiyorsunuz. Bunu ben 30’a yakın lidere anlattım, kitapçık verdim. Hepsinde güvenli bölge haritalarıyla var, konutlar, valilik, kaymakamlık binaları hepsini kapsayan şekilde anlattım. Ama cevap yok, çünkü dert başka. Açık söylüyorum Türkiye’nin Suriye’den kaynaklanan terörle mücadele kararlığı tamdır. Onun için burada koyla değil ya 4 milyon insanı besliyorsunuz. Adı üzerinde Barış Pınarı, bunu niye dedik. Oralarda gözeler varmış. Bundan dolayı Barış Pınarı koyalım dedik. İnşallah bu Barış Pınarı noktasında kararlılıkla mücadeleyi sürdürür, çok uzun süre olmaması dahil burada bir neticeye varırız” dedi.

“YPG, PYD bunların Kürt olarak ifade edilmesi bana göre Kürtlere saygısızlıktır”
Batılı liderlerin Kürtler üzerinden yaptıkları konuşmaları değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendileri ne söylediklerini farkında değiller. Bunlar özellikle Kürt kardeşlerimize saygısızlık yapıyorlar. Çünkü YPG, PYD bunların Kürt olarak ifade edilmesi bana göre Kürtlere saygısızlıktır. Bu Kürtler terörist demek. Biz gerek vatandaşlarımız olan Kürt kardeşlerimizi gerekse Suriye’nin kuzeyinde olan Kürt kardeşlerimiz terörist olarak kabul etmiyoruz ki, onların içinden çıkabilir, onlardan olduğu gibi farklı etnik gruplardan da çıkabilir. Bunlar nedense yatıp kalkıp YPG, PYD diyemiyor, bunu söylüyorlar. Bunu kamufle etmek için SDG dediler. Kalkın samimi söyleyin, bu güne kadar SDG diye bir şey yoktu. Bir kamuflaj uydurdular. Bütün işleri alavere dalavere, yaptılar iş bu. Biz diyoruz ki bunlar PKK yan kuruluşudur. YPG, PYD, bunlar PKK yan kuruluşlarıdır. Abdi Şahin denilen kişi, bölücü başının manevi oğlu diyebilirsin. Bununla Amerika’nın en süt kademesi görüşme yapıyor. Aynı şekilde Rusya görüşme yapıyor, böyle olursa netice alınamaz ki. Biz eğer ortaksak, dayanışma olacaksa, terörizme karşı mücadele vereceksek ki, bunları konuştuk. Siz nasıl oluyor da siz terörist başlarıyla terör sevici konumuna düşüyorsunuz, inanın hiç umurlarında değil” şeklinde konuştu.

“Biz son birkaç yılda ciddi ataklar yapmasaydık, terör örgütünün bölgedeki ağırlığı farklı olacaktı”
"Kandil’e yönelik harekat bekleyelim mi?" sorusunu cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kandil'e harekat sürekli olarak yapılıyor. Son dönemde yurtiçi ve yurt dışındaki operasyonlarla PKK ağır darbeler indirdik. Gabar’da Cudi’de buralarda özellikle, ülkemizde eylem yapamaz hale gelen örgüt elaman devşirme noktasında tıkanma noktasındadır. Bunlar ahlaki nokta da tükendiler. Kaçırılan genç kızların nasıl muamele gördüğünü televizyon ekranlarında izledik. Ahlaksız adam genç kızlara nasıl bir muamelede ve tacizde bulunduğunu izledik. Ama ne yazık ki, bu kızların onların elinden kurtulma şeyi, çok zor. Benim dikkatimi çeken şey genç çocuklara ve delikanlılara aynı muameleyi yapmıyorlar, kızlara yapıyorlar. Bu terör örgütü ve bunun örgütünün sevicileri, bu tabloları almıyorlar. Parlamentodaki temsilciler bu tablolar karşısında ne yapıyorlar dediklerini duymadık. Hala utanmadan sıkılmadan hala savunmaya kalkıyorlar. Binlerce genç bugüne kadar bunların tehditleriyle aldatıldılar ve öldürüldüler. O bebeler ve yavrular bunlar tarafından öldürüldü. Bu hala devam ediyordu, biz son birkaç yılda ciddi ataklar yapmasaydık, terör örgütünün bölgedeki ağırlığı farklı olacaktı. Kararlı bir gidişimiz var, bunu da devam ettireceğiz. Kuzey Irak’ta bile bunları adım atamaz hale getirdik. Irak’ın diğer bölgelerinde faaliyet arayışların artırıyor. Kuzey Irak’ta, Sincar’da Mahmur’da yuvalanan örgüt burada yoğunlaştı ama başarılı olamayacaklar. Sincar ikinci Kandil olmak yolundalar. Mahmur kampı zaten terörist kampıdır. Erbil Şehrinin ortasında diplomatımızı şehit edenin bağlantısını tespit ettik. PKK’yla mücadelenin, DEAŞ’la olduğu gibi kararlı devam etmelidir. Bugün terör örgütleri arasında ayrım yapanlar gelecekteki gelişmelere tohum ekmektedirler. Mahmur’la ilgili BM çalışmalar sürdürüyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, erken seçim iddialarına yönelik değerlendirmelerde bulunarak, “Cumhur İttifakımızda Sayın Bahçeli, aynı şekilde kendileri söylediler. Bizim seçimimiz 2023 Haziran’dır. Buradan sapmamız söz konusu değildir. Bu tür yalan yanlış tarih açıklayanlar kendilerini buğday ambarında sananlardır, varsın onlar öyle sansınlar” dedi.

“Türkiye’de Filistin meselesini bizim kadar mücadele eden başka bir siyasi parti yoktur”
CHP Genel Başkanına eleştirenlerini dile getiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kılıçdaroğlu bizim yaptığımız barajları inkar ediyor. Biraz vicdanın olsa gidip göreyim dersin. Bu var ya denizin altında olduğu için Avrasya Tüneli'yle alakalı bir şey konuşamıyor. Onla ilgili de bir şey söyle, Marmaray’la ilgili söyle, onunla ilgili de pek bir şey söylemedi. Çünkü milyonlarca insan kullanıyor. Belirli parti mensubuna yapılmadı bunlar. Bunlar bütün vatandaşlarımıza yapılmış eserler. Filistinlilerle ilgili benim BM’de konuşmadığımdan bahsediyor. Ayrı bir karede oradaki konuşmamdan görüntüler var. Türkiye’de Filistin meselesini bizim kadar mücadele eden başka bir siyasi parti yoktur. Biz sadece söz boyutunda değil, her türlü Filistin meselesinde kardeşlerimizin yanında yer aldık, almaya devam edeceğiz. Kılıçdaroğlu’nun Filistin’le ilgili lafı yok. Suriye’den gelenleri göndereceğiz diyen bu adam” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu siyasetini yalan üzerine inşa eden bir insandır”
“Lider kendi ufkunu kendi projesini kendisi belirler. Yanında danışmanları varsa, onları dinler ve danışmanlarını dinledikten sonra da onların doğru dürüst olanlarını adeta suyu sızdırır gibi alır” diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu siyasetini yalan üzerine bina eden bir insandır. Hakikat düşmanlığı yapan bir insandır. Bunu bilerek yapıyor. Bunun farkında değildi, şöyleydi falan yok. Bütün bu yalanları bilerek yapıyor. Bu adam İzmir milletvekili, şu anda sorun İzmir’e kaç saatte gidilir diye sorun inanın bilmez. Kullananlara da sormadı. Böyle bir eseri meydana getiren iktidara hiç teşekkür duydunuz mu? Vereceği cevap görevini yaptı. Sizin bütün belediyelerinle yaptıklarını ortaya koysana. Bizim yaptıklarımızın açılış törenini yapıyorlar. Siyaset doğrularla yapıldığı sürece size güç katar. Bu yapılan muhalefetin tam aksinin yapılması lazım. muhalefet iktidara istikamet vermelidir. İstikamet ver ya, de ki şu şöyle daha iyi olur de. Ama niye böyle yapmıyorsunuz olmaz. Hakaret mi, hakaret. Tabi Cumhurbaşkanını kendisinden başlıyor, ailesine kadar her şeyinde konuşuyor, açılan davaların hepsini kazanıyorum. Eleştiri ve hakaret bambaşka bir şey, ailenize kadar konuşabiliyor. Bununla Türkiye’de muhalefet çok ciddi yaralar alıyor. İngiltere’deki seçimi Boris açık ara kazandı. Muhafazakar demokrat, kazandı. Muhalefetteki sosyal demokrat kaybetti. Ne yaptı, ben çekiliyorum dedi. Bizdeki sosyal demokrat beyefendi, genel başkan olduğundan bu yana girdiği her seçimi kaybeden kişi, bunu yaşadığı halde, bir gün insafa gelmedi. Kendi arkadaşları diyor. Hala yola gelmiyorsun, öbür tarafta adam seçimi kaybedince hemen istifasını açıkladı. Bunlar yıllar yılı, siyaset yapmadılar, tam aksine millet düşmanlığı yaptılar. Siyaset dışı vesayet unsurlarından medet umdular, biz vesayet sistemini alt ettik. Bunun dışında yalan siyasetine başladılar. Bu millet hizmet bekliyor. Bu millet kendisine efendilik yapanlardan hoşlanmıyor, yalancıdan da hoşlanmıyor. Biz dürüst olarak milletimize efendilik değil, hizmetkar olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Külliye'ye gelen bir milletvekili olursa bunu gizlemem rahat rahat söylerim”
Beştepe’ye gelen CHP’li iddiasına yönelik konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu, bu saraya gitmem dedi ve bir kere Sayın Bahçeli, Kılıçdaroğlu böyle bir grup olarak ikili üçlü olma durumu olmuştu, geldiler. Bazı meseleleri görüşme fırsatımız olmuştu. Tabi onun dışında kendisi sürekli zaten külliye diyemiyor. Saraya gitmesin diyor. Hiçbir CHP’li kalkıp da Külliye’ye gelmiş değil. Sadece Sayın İnce, partimizin genel merkezine Cumhurbaşkanı adayı olduğu zaman geldi. Benim yanımda arkadaşları, onun yanında arkadaşları vardı. Nezaket ziyaretinde bulundu, görüşmemiz odur. O da saraya gelmiş değil, onların diliyle konuşuyorum. Çünkü Külliye'ye gelen bir milletvekili olursa bunu gizlemekten kaçmak gibi derdimiz olmaz ki rahat rahat söylerim. Benim Kılıçdaroğlu karakteri yok, ama kendisinin hayatı tamamen yalan üzerine bina edildiği için Rahmi Turan’la ilgili iadelerde kendini gösteriyor. Böyle bir şey mümkün değil, kaldı ki kaçak saray ifadesini kullandı. Buna yönelik olarak Danıştay’ın açık kararlarını defa etle ortaya koyduk, böyle bir şeyin söz konusunu olmadığı ortada. Bu Külliye milletin, burası bizim şanımız şerefimiz. Milletimizin gücünü gösteren bir yer. Bunun yanına ibadethane, çok amaçlı salonumuz var, bir de çok amaçlı ayrı bir salonumuz var, kütüphanemizi de yaptık ki, inşallah mimari olarak müstesna eser. Şu anda müteahhit firma son çalışmaları yapıyor. Gençlerimizin hayatına orası ayrı bir renk ve performans getirecek. 24 saat açık olmanın yanında orada gençlerimiz orada çay içerken, kitap okuyacak, ders çalışacak. Şu anda hedefimiz 5 milyon kitap oraya sığdırmak. Elektronik ortamda kaydedilecek. İnşallah benzerini İstanbul’da yapacağız, çalışmalarımız devam ediyor” şeklinde konuştu.

“Bu tür yalan yanlış tarih açıklayanlar kendilerini buğday ambarında sananlardır”
Erken seçimlerle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakımızda Sayın Bahçeli, aynı şekilde kendileri söylediler. Bizim seçimimiz 2023 Haziran’dır. Buradan sapmamız söz konusu değildir. Bu tür yalan yanlış tarih açıklayanlar kendilerini buğday ambarında sananlardır, varsın onlar öyle sansınlar. Biz bu ülkede açıklanan tarihlerde seçim yapmasını birlerine öğreteceğiz. Bütün hazırlıklarımızı 2023 haziranına yapıyoruz. Kongrelerimiz buna yönelik yürüyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul Projesinin birilerini rahatsız ettiğini söyleyerek, “Tabi bu birilerini rahatsız ediyor. Bunların zaten bu ülkede dikili ağaçları yok. Böyle güzellikler olunca dayanamıyorlar. Dayansalar da dayanmasalar da biz burayı yapacağız. Yap-işle-devretle müşteri bulduk bulduk, aksi takdirde milli bütçeyle yapacağız” dedi.

Şehir Hastaneleriyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizde bu adımı atalım dedik. Şehir hastanelerin kuralım dedik. Bunu neyle milli bütçeden mi, yoksa bu konuyla ilgili olarak yap işlet devret anlayışla mı yapalım dedik. Önceleri böyle dedik ve adımı böyle attık. Hedef büyükşehirler önce olsun dedik. Büyükşehirlere yakın bazı yerlerle bunu yapmaya başladık. Bu inşaatların bir kısmı bitti. Bir kısmının da şu anda inşaatları devam ediyor. Ankara’da Bilkent bitti, şimdi Etlik şu anda bitmek üzere. İstanbul’umuzda en önemlisi orası İkitelli tarafında orası hızla devam ediyor. Orada bir de Samandra’da yapılacak hastane var ki, orası çok çok büyük bir hastane olacak. Derdimiz şu, insanımızı özellikle müracaatını yapıyorsun, 7-8 ay sonraya gün alıyorsun, böyle bir gün yaşadık. Bu millet bunu yaşamasın böyle bir yere varalım. Vatandaş şu hastanelerimizde Allah devletimizden razı olsun derse biz rahatlarız. Eksikler olabilir o ayrı konu. Burada yürümek yok, hasta oraya oturuyor, yanında sağlık memuru alıp götürüyor, bunlar insana verilen değerin göstergesidir. Bu insana verilen parayı cebimizdeki parayı vermiyoruz ki. Vatandaşımız vergilerle devlete ödüyor, devlette bu parayı vatandaşa götürüyor. Şu anda yapılacak hastanelerle beraber Türkiye çok farklı yere gidiyor. Amerika ve Avrupa başaramadı. Biz birçok ilaçları ücretsiz verir noktaya geldik. Biz niye varız, bunun için varırız. Bazı hastalıklarıyla ilgili ilaçlar parayla geliyordu, biz bunları kaldırdık. Biz onun için varız. Millet sana cumhurbaşkanı diyorsa bunun için diyor. Bizde elimizden geldiğince ilaç konusunda her şeyi yapmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Yap-işlet-devretle müşteri bulduk bulduk, aksi takdirde milli bütçeyle yapacağız”
Kanala İstanbul projesiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu projeyi birileri yapmadı, bu projeyi biz yaptık. Belediye başkanlığım zamanında yaptık. Türkiye’de Havalimanını yaptık, Berlin Havalimanı 17 yıl olmuş hala bitirilemedi. Berlin kendi içinde şu kavgayı yapıyor. Bunu Türk müteahhitlerine verin onlar yapsınlar diyorlar. Burası çok farklı bir proje. Bu proje başlayınca, dünyadaki bütün kanalları incelettik. Boğaz bizim için bir defa hukuki haklarımızı bile rahat kullanamadığımız bir hattır. Boğazda çevre noktasında her an her türlü sıkıntı yaşayabiliriz. Yalılarımıza çarpan büyük tankerler oluyor. Bir defa boğazı bundan kurtarmalıyız. Öyle bir kanal yapalım ki bu kanal bizi bir defa bir çok sıkıntılardan kurtardığı gibi İstanbul’a yeni bir güzellik katsın. Çevreci bir kanal olmanın ötesinde bizim kontrolümüz altında olan bir yer olsun. Şu güzellik İstanbul’umuza ayrı bir zenginlik katacaktır. Şu anda bu tabi bu birilerini rahatsız ediyor. Bunların zaten bu ülkede dikili ağaçları yok. Böyle güzellikler olunca dayanamıyorlar. Dayansalar da dayanmasalar da biz burayı yapacağız. Eğer yap-işle- devretle müşteri bulduk bulduk, aksi takdirde milli bütçeyle yapacağız. Hemen ihaleyi yapıp adımı atacağız. Farklı ülkelerle görüşmeler yapıyoruz. Nereden baksan bu proje en az 6-7 yılı bulur. Her şeyiyle çok çok farklı müstesna güzelliklere sahip, dünyada adından bahsettirecek olan bir proje” diye konuştu.

“Kadınlara yapılan şiddetin her türlüsünü şiddetle kınıyorum”
Kadına yönelik şiddetle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile Bakanlığımız bünyesinde ülke genelinde şiddet önleme merkezleri kurduk. Bu konuda aile çalışma ve sosyal bakanlığının koordinasyonunu önemli çalışmalar yapılıyor. Adalet, içişleri, milli eğitim sağlık bakanlarını da bir araya getirerek acil faaliyet planlarını belirledik. Elbette kadına şiddet olaylarında yargı ve adalet mekanizmasını suretle hareket geçireceğiz. Bu olaylar vuku bulmadan önlenmesidir. Kadına yönelik şiddetle mücadele de hassasiyetle durulmalıdır. Kadınların eşlerin, annelerin zalimliğe maruz kalmadan bir takım önlemler alınmalıdır. Medyanın bu şiddet olaylarını ele alış tarzında örgün eğitime kadar birçok alanda insanımızın bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bütün kurumların riskleri tespit edip ortak çalışması gerekiyor. Kadın şiddete uğradıktan sonra yine karar veriliyor. Sürekli gelecek adli kontrolle serbest bırakılacak. Böyle bir şeye ben tahammül edemiyorum. Bunun bedelini ödemesi lazım. Girsin cezasını çeksin çünkü o adli kontrolle serbest bırakılınca o kadına tekrar yapmayacağının garantisi var mı? Kadınlara yapılan şiddetin her türlüsünü şiddetle kınıyorum. Bu feryadın dinmesi için elimden gelenin sonuna kadar yapacağım. Arkadaşlarımla hep müzakerelerini yapıyoruz, buradan taviz veremeyiz” şeklinde konuştu.