Selçuk Böke ANKARA

Bütün dünya Çin’den yayılan yeni tip koranavirüs ile boğuşurken, uluslararası ve bölgesel kuruluşların da bu süreçte iyi bir sınav vermediği ve virüsün pençesindeki ülkelere yardım eli uzatmadığı tartışılıyor. BM, AB ve NATO gibi kuruluşların etkisiz kaldığı bu dönmede, virüs salgınının ablukaya aldığı Avrupa’da AB’nin birlik üyelerini yalnız bıraktığı, Çin’in ise neredeyse dünyanın her ülkesine tıbbi ve maddi destek verdiğine dikkat çekiliyor. Ancak Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin’e göre, koronavirüsün yanı sıra daha önceki salgınların da kaynağı olan Çin, birçok ülkeye yardım ederek yoğun bir kamu ve sağlık diplomasi yürütüyor. Gazetemize konuşan Prof. Dr. Bilgin, Çin’in önem verdiği “Bir Yol Bir Kuşak” projesine koronavirüs salgınının ket vurduğunu belirterek “Şimdi Çin bunu sağlık diplomasisi yoluyla tekrar canlandırmaya çalışıyor” dedi. 

TÜRKİYE YARDIM ELİNİ UZATTI
Türkiye’nin bu süreç de birçok ülkenin yardımına koştuğunu vurgulayan Bilgin, “Son olarak Arnavutluk’u, Sivas’tan Amasya’dan ayırt etmeden kendi bir vilayeti gibi oraya da yardım etti. Türkiye ihtiyacı olan ülkelere yardım elini uzattı. Bu Osmanlı’dan gelen büyük devlet mirasçısı olmanın da bir gereğidir” diye konuştu.

ÜLKELER HAZIRLIKSIZ YAKALANDI
Prof. Dr. Bilgin, AB gibi bölgesel bir yapıya sahip oluşumların bile kendi başlarına kaldığına dikkat çekerek şunları kaydetti:  Dünya tarihine baktığımızda ilk defa böyle bir salgının tüm küreyi etkilediğini görüyoruz.
Bu insanlık için bir ilk. Daha önce veba ve İspanyol gribi yaşandı ama bunlar ya bölgesel ya da kıtasal oldu. Ama tüm küreyi böylesine etkileyen ve bu hızlı yayılan bir salgın hastalıkla dünya ilk defa yüzleşiyor. Gelişmiş ülkelerde bile en az yatırımın sağlığa yapıldığı ortaya çıktı. Askeri stratejilere, silahlanmaya milyarlar, trilyonlar harcanırken; insan için temel gereksinim olan sağlık konusunda bütün ülkelerin hazırlıksız ve yetersiz olduğunu gördük. Her ülke kendi derdi ile baş başa kaldı. Sınırların kapatıldığı, uçuşların durduğunu gördük. Ulus devletçilik bu süreçte ön plana çıktı. 21’inci yüzyıl için bunlar yeni durumlar. Bunun muhakkak ki sosyal, siyasal, ekonomik ve stratejik etkileri olacaktır. Uluslararası sistem bakımında da etkileri olacaktır. Yeni bir sorgulama dönemine girildiğini göreceğiz. Bu bakımdan gerek devletler gerekse uluslararası örgütler ve ilişkiler sorgulanacaktır.