HABER MERKEZİ

Hukukçu Kadınlar Derneği Başkanı ve İstanbul Sözleşmesi Çalışma Platformu Sözcüsü Figen Şaştım, İstanbul Sözleşmesiyle ilgili, “Sözleşmede özellikle bizleri rahatsız eden toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsel yönelim gibi kavramlar var. Toplumu cinsiyetsizleştirme, tamamen yepyeni bir cins ortaya koyma gayreti içerisindeler” dedi. Sözleşme ile ilgili hazırladıkları raporu gazetemize değerlendiren Şaştım, özetle şunları söyledi: Raporu 12 kişilik bir ekiple hazırladık. Biz bu toplumun temel dinamiklerinden olan millî ve manevi değerlerini önemsiyoruz. Raporda, bir ilahiyatçının görüşünü almaktan daha doğal bir şey olamaz. Çünkü sözleşmede toplumsal cinsiyet eşitliği kavramında, özellikle kadın ve erkek cinsini hedef alan bir yaklaşım var. İstanbul Sözleşmesi’nin hazırlamasında etkin bir grup olan feminist kesim, kadının anne rolünü iteliyor ve önemsemiyor. Bizim kendi toplumumuzda annelik rolü inkâr edilebilir mi?

KANUNİ DÜZENLEME GEREKLİ
Kadının ve erkeğin yaratılıştan bir takım biyolojik farklılıkları olduğunu biliyoruz. Bunu tıpçılar ya da bilim insanları kim olursa olsun reddedemez. Ama İstanbul Sözleşmesi’nde özellikle bizleri rahatsız eden ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ ve ‘cinsel yönelim’ gibi kavramlar var. Toplumu bir cinsiyetsizleştirme ve tamamen yepyeni bir cins ortaya koyma gayreti içerisindeler. Sözleşmede en çok rahatsız olunan noktalardan birisi bu konu. Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesini ve sözleşmenin feshini, kadına yönelik şiddet başta olmak üzere tüm canlılara yönelik şiddeti önleme ve ortadan kaldırmayı hedef alan yerli ve millî bir yasal düzenleme yapılmasını, başta hükûmetimiz olmak üzere bütün yetkililere teklif ediyoruz

ŞİDDETE TOPYEKÛN KARŞIYIZ
Şiddetle tabii ki mücadele edeceğiz. Şiddetin her türlüsüne topyekûn olarak karşıyım. Ama İstanbul Sözleşmesi'ne kutsiyet atfedilmesini doğru bulmuyorum. Sözleşmenin yürürlüğe girdiği 2014 yılına kadar Türkiye’de şiddeti önleyen ya da ortadan kaldıran hiçbir yasal metin yokmuş muamelesi yapılıyor. Bununla beraber ‘sözleşme feshedildiğinde, ortada kocaman bir yasal boşluk doğacakmış’ gibi bir algının oluşturulması da doğru değil. Her şey algı üzerinden gidiyor. Bazı insanların İstanbul Sözleşmesi’ni bildiğini düşünmüyorum. Algı üzerinden yürütüldüğü için de ‘Niyet ne?’ diye soruyorsun. Niyet aslında hükûmeti yıpratmaktır. Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Ailenin Korunması ve Kadına Şiddet kanunu hiç yok, yalnızca İstanbul Sözleşmesi varmış gibi hareket ediliyor.