SELÇUK BÖKE
ANKARA

Atina hattında son dönemde yükselen tansiyonu düşürmek için diplomatik çabaların devreye girmesinin beklendiği bir dönemde, Yunanistan’dan müzakere masasını deviren bir hamle geldi. Mısır ile sözde Deniz Sınırları Yetki Anlaşması imzaladığını duyuran Atina, Türkiye ile yaşanan sorunları diyalog yoluyla çözmek yerine zoru seçti. İki ülkeden yetkilerin 24 Ağustos’ta Ankara’da bir araya geleceği toplantı da askıya alındı.

CEVAP GECİKMEDİ
Ankara’dan Yunanistan ve Mısır arasındaki sözde anlaşmaya ilişkin çok sert tepki gelirken sahada ve masada gerekli cevap verildi. Türkiye, Doğu Akdeniz’de yeni NAVTEX ilan edilerek 10-11 Ağustos'ta Akdeniz'de hidrokarbon arama faaliyetleri gerçekleştireceğini duyuruldu. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı unsurlar, yeni haftada Akdeniz’de atış eğitimleri gerçekleştirecek. Deniz ve Hava Kuvvetleri'ne bağlı unsurların Ege ve Akdeniz'deki faaliyetleri ise devam ediyor. Bu kapsamda uçak, helikopter, gemi ve denizaltılarla keşif, gözetleme uçuşları yapılıyor. Akdeniz Kalkanı Harekatı'nda iki denizaltı da keşif ve gözetleme faaliyeti icra ediyor. NATO'nun Deniz Muhafızı Harekâtı kapsamında bir deniz karakol uçağı da Akdeniz'de keşif ve gözetleme uçuşu icra etti. Yasaklanmış silah ve malzemenin Lübnan kara suları ve limanlarına girişini tespit etmek maksadıyla BM UNIFIL Deniz Harekâtı’na iştirak eden bir korvetin de Lübnan açıklarında keşif ve gözetleme faaliyeti icra ettiği belirtildi.-

ANLAŞMA BM’YE TAŞINACAK
Sahada bunlar yaşanırken masada ise Ankara, Yunanistan ve Mısır arasında yapılan sözde anlaşmayı BM’ye taşımaya hazırlanıyor. Diplomatik kaynaklar, anlaşmanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve adaların Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan edemeyeceğini gerekçe göstererek, önümüzdeki günlerde BM’ye başvuru yapılacağını bildirdi. Yunanistan’ın Lübnan ve Suriye ile de MEB anlaşması yapabileceğine de dikkat çekilirken Türkiye’nin zaman kaybetmeden Doğu Akdeniz’deki MEB bölgelerini ilan edip, hak ve menfaatlerini BM’ye bildirebileceği ve güvence altına alabileceği değerlendiriliyor.

KKTC'YE DENİZ ÜSSÜ
Bu arada, Türkiye, Doğu Akdeniz’de bir dizi yeni adımlar atmayı planlıyor. Bu kapsamda Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti (UMH) ile imzalanan Güvenlik ve İş Birliği Anlaşması çerçevesinde Trablus hükûmetine her türlü destek verilecek. Libya’da stratejik önemdeki Vatiyye Hava Üssü ile Misrata Deniz Üssünün Türkiye’nin kullanımı için harekete geçilecek. Ayrıca, KKTC’de Geçitkale Havaalanı’nı İHA/SİHA’ların kullanımına açan Türkiye, hava üssünün yanı sıra bir süredir gündeme gelen deniz üssü kurmak için çalışmalara başlayacak. Söz konusu üssün İskele Boğazı çevresinde kurulacağı belirtiliyor. Deniz üssü, Doğu Akdeniz’deki sondaj gemilerine eşlik eden savaş gemilerinin daha hızlı görev sahalarına intikal etmesini sağlayacak.

MEİS ADASI KURNAZLIĞI
Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile soruna neden olan en ilginç konulardan birisi Meis adasının bulunduğu coğrafi bölge ve adanın kıta sahanlığı. Ada; Türkiye’ye iki kilometre, Yunanistan’a ise 580 kilometre uzaklıkta bulunmasına rağmen, Yunanistan adanın 40 bin kilometre bir kıta sahanlığı olduğunu iddia ediyor. Yunanlar bu adayı; Türkiye’nin Akdeniz ile irtibatını kesecek bir zincir olarak kullanıyor. Bu şekilde Türk gemilerinin Akdeniz’e çıkmasına engel olmayı, Türkiye’nin bölge çevresinde herhangi bir arama faaliyetinde bulunmasının önüne geçmeyi hedefliyor. Meis’in hukuki olarak statüsü ise oldukça tartışmalı. İtalyan işgaline maruz kalan bu adalar 1947’de İtalyanlar tarafından Paris Barış Konferansı ile Yunanistan’a bırakılmıştı. Türkiye ise bu anlaşmaya imza atan taraflardan biri değildi.

ORSAM BAŞKANI UYSAL: ÇATIŞMA RİSKİ GÖRMÜYORUM
Doğu Akdeniz’de Türkiye ve Yunanistan arasında yükselen tansiyonu gazetemize yorumlayan Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal “Çatışma riski görmüyorum ama gerginliğin bir süre daha tırmanacağı söylemek mümkün” dedi. Uysal “Yunanistan, Türkiye, KKTC ve Libya’yı yok sayıyor. Küçük bir adası var diye ‘bütün deniz bizim’ demeye çalışıp Türkiye’yi Akdeniz’den çıkarmak istiyor. AB’den de güç alarak bunu yapıyor ama Türkiye bunu asla kabul etmez.” diye konuştu.

MISIR, BÜTÜN HAKLARINI YUNAN'A PEŞKEŞ ÇEKTİ
Uzmanlar, söz konusu anlaşma ile Mısır’ın kendi deniz hakkının büyük bir bölümünden vazgeçtiğini belirtiyor. 2003’te Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile imzaladığı anlaşma ile 11 bin 500 kilometrekareden vazgeçen Mısır’ın Yunanistan'la imzaladığı bu sözde anlaşma ile de yine yaklaşık 15 bin kilometrekare deniz yetki alanı kaybına uğradığına işaret ediliyor. Mısır, Rumlar yerine Türkiye ile anlaşma yapsaydı 11 bin 500 kilometrekare daha fazla deniz alanı kazanabilecekti. Yine Yunanistan’la yaptığı sözde anlaşma yerine kıyıları karşılıklı olan ve Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip ülkesi Türkiye ile anlaşma yapsaydı, 15 bin kilometrekare bir alan daha elde edecekti.