Osman Durmuş, Sağlık Bakanı olmadan önce lösemi hastası Dr. Oktar Babuna'ya uygun iliğin bulunması amacıyla kan bağışı kampanyası başlatıldı. Dönemin siyasilerinin de destek verdiği kampanyada, uzun kuyruklarda binlerce kan örneği toplandı.

Durmuş, 1999 yılı Haziran ayında yapılan seçimin ardından kurulan koalisyon hükümetinde Sağlık Bakanlığına getirilince kampanyaya karşı çekincelerini dile getirdi. 

Osman Durmuş, "Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkartıldı. Muhtemel bir savaşta genlerimize duyarlı virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler." diyerek kampanyaya karşı çıktı. Durmuş'un bu sözleri uzun süre eleştirildi.

Buna rağmen kampanyaya karşı çıkmaya devam eden Durmuş, Bakanlıkta konuyla ilgili Etik Kurul oluşturdu. 

Söz konusu kurul, kampanyanın sakıncalı olduğuna karar verdi, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu ve konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. 

Kampanya sonunda, bağış için toplanan 160 bin kan örneğinden 120 bin örnek kanın ABD'ye gönderildiği ortaya çıktı. 

Osman Durmuş, ''Oktar Babuna Kampanyası''nda toplanan paraların da amacına uygun kullanılmadığını açıkladı. Bağış için toplanan 2,5 milyon lira ile ilgili usulsüzlükler nedeniyle Adnan Oktar ve grubundaki üyeler tutuklandı. Bakanlık bahçesine Kırgızistan'dan getirilen kıl çadır (otağ) kurduran Osman Durmuş, halkla ilişkiler hizmetinin burada yapılacağını, vatandaşları çadırda ağırlayacaklarını belirtmişti. Durmuş, Kanun Hükmünde Kararname ile doktorlara getirilen ve 1995'teki hükümet tarafından 2002'ye kadar uygulaması ertelenen Zorunlu Hizmet Yasası'nı 2002'de, "Ya diğer boş olan yerlere gidecekler ya da kendilerine iş arayacaklar." diyerek uygulamaya koymasıyla da kamuoyunda uzun süre gündemde yer almıştı. 
Bakanlığı döneminde Türkiye'de çocuk felci hastalığının ortadan kaldırılmasını amaçlayan Durmuş, bu amaçla Ulusal Aşı Günleri Kampanyası başlatıp illerde çocuklara aşı yaptı.

Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü'ne yeni bir kimlik kazandırmayı da amaçlayan Durmuş, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'nin dünyadaki üç referans merkezinden biri olduğunu ve merkezde aşı üretimi, laboratuvar çalışmaları yapan bilim adamı düzeyinin düştüğünü belirterek, bilim adamlarına bu merkezde çalışma çağrısında bulundu. 

Durmuş, zaman zaman yaptığı açıklamalarda, "aşının stratejik bir ürün" olduğu vurgusunu da yapmış, "Aşıyı kendi ülkemizde üretmek istiyoruz. Aşı stratejik bir ürün olduğundan, genetik şifreler üzerinde oynanabilir'' demişti. Durmuş, sağlık personelinin atandıkları illerden başka yerlere kaydırılmasını, "Her kürsüye çıkan milletvekilimiz, 'Ebe yok, hemşire yok' demiştir. Ama, ceplerinde listelerle 'Şu ebeyi, şu köyden şu merkeze alın, şu doktoru şu ilçeden şuraya alın' demiştir" sözleriyle eleştirmişti.