Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ‘Dijital Çağda İnsan Kalmak’ temasıyla düzenlenen 4. Uluslararası Kadın ve Adalet Zirvesi’ne video konferans yöntemiyle katıldı. Kadınların karşı karşıya bulunduğu şiddet ve ayrımcılık gibi sorunların çözümü konusunda çok daha büyük hassasiyet gösterdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gayretlerimizde teknolojinin tüm imkanlarını da kullandık. Güçlü bir ailenin temelinde güçlü kadının yattığı, kadının gücünün de kendisine duyulan saygıdan ve haklarını kullanabilme imkanından kaynaklandığını unutmadan yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

Dünyanın yaklaşık bir asırdır süren küresel, siyasi ve ekonomik güç dengelerindeki sarsılmanın sancılarını yaşadığının altını çizen Erdoğan, “Koronavirüs salgını bu sarsıntıyı hızlandırmıştır. Gelişmiş ülkelerin salgınla mücadelede yaşadıkları siyasi ve ekonomik gücün tek başına yeterli olmadığını, mutlaka adil bir paylaşımın gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Tabi bu ders yeteri kadar anlaşılmış mıdır derseniz, henüz onun emarelerini göremiyoruz. Tam tersine suçu, sığınmacılara, yabancılara, Müslümanlara atarak bu eksiğin üzerinin örtülmeye çalışıldığına şahit oluyoruz” şeklinde konuştu.

Benzer bir tehdidin dijitalleşme konusunda da yaşandığının altını çizen Erdoğan, “Güvenlikten eğime, sağlıktan enerjiye, bireysel alışkanlıklardan ticari faaliyetlere kadar her alanda giderek yaygınlaşan dijitalleşmenin en büyük zaafı, veri kontrolünün tekelleşiyor olmasıdır. Az sayıda şirketin tüm dünyanın dijital verilerini kontrol ettiği bu çarpık durum, gelecekte yaşanacak çok büyük sıkıntıların habercisidir. Artık dünyada savaşların bile dijital tabanlı hale dönüştüğü bir dönemde böylesine bir güç temerküzünün yol açacağı sorunların tahmin etmek zor değildir” ifadelerini kullandı.

"Dijital faşizme karşı hep birlikte mücadele etmeli, hep birlikte çözüm yolları aramalıyız"

Dijital faşizme karşı hep beraber mücadele etmek gerektiğini belirten Erdoğan, “İnsanın geleneksel hayat tarzında çeyrek asır gibi kısa sürede yaşanan bu radikal değişimin sonu, doğru bir altyapıyla desteklenmez ve adil bir anlayışla yönetilmezse modern köleliğe varır. Etnik ve dini faşizmin acılarını asırlarca çeken, sömürgecilik ve doymak bilmeyen kazanç hırsının ağır bedellerini ödeyen insanlığı bu tehditten korumak hepimizin görevidir. Bireyi bir isim veya numaradan ibaret gören dijitalleşmenin sonu faşizme çıkar. Dijital faşizme karşı hep birlikte mücadele etmeli, hep birlikte çözüm yolları aramalıyız. Elbette bunu söylerken dijitalleşmeyi reddetmeyi kast etmiyorum. İnsan hayatını kolaylaştıracak her yeniliğin başımızın üzerinde yeri vardır. Teknolojiyi geliştirenin de üretenin de kullanıcı olan insana karşı sorumluluğunu sadece kazanç parantezine hapsetmenin önüne geçilmelidir. İnsanı maddi ve manevi varlığıyla bir bütün olarak gören dijitalleşme, hepimiz için hayırlı neticeleri beraberinde getirecektir. Aksi taktirde dünya yeni çekişme, kavga ve hatta savaş tehditleriyle karşı karşıya kacaktır. Dijitalleşme yoluyla yeni adaletsizliklerin, haksızlıkların, ötekileştirmelerin ortaya çıkmamasını temenni ediyoruz” açıklamasında bulundu.

"Ülkemizde bilgi ve teknoloji sektörünün hacmi, 18 yılda 20 milyar dolardan 132 milyar dolara yükseldi"

Erdoğan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye, dijitalleşme konusunda oldukça iyi bir seviyeye gelmiştir. Ülkemizde bilgi ve teknoloji sektörünün hacmi, 18 yılda 20 milyar dolardan 132 milyar dolara yükseldi. Sektörün ülkemizdeki yatırımları 100 milyar lirayı aştı. Mobil hizmetlerden faydalanan abone sayısı nüfusumuzla aynı rakama ulaştı. Geniş bant internet abonesi sayısı 77 milyonu, sabit geniş bant abone sayısı 14 milyonu, fiber abone sayısı 3,5 milyonu, makineler arası iletişim abone sayısı 6 milyonu geride bıraktı. Bu sürecin devam ettirilmesi için altyapı yatırımlarının en etkin ve verimli şeklide yürütülmesi gerekiyor. Hedefimiz ülkemizdeki haberleşme altyapısının kapsama alanına girmeyen tek karış yer bırakmamaktır. 2016 yılında 4,5G yapısına geçmiştik. Şimdi 5G sürecindeyiz. O zaman da ben bunu ifade ettim. Fakat anlaşılmakta biraz zorlandık. Endüstride hızlı bir dönüşümü beraberinde getirecek 5G, akılı şehirler, akıllı ulaştırma sistemleri, akıllı hastaneler gibi nice alanın temel alt yapısını oluşturacaktır. Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan bu süreci yürütemeyiz. Bunun için tüm kurumlarımızdan ve firmalarımızdan hızlı, etkin ve kararlı bir şekilde hareket etmelerini bekliyorum. Yerli ve milli yenilikçi teknolojilerin kamu başta olmak üzere ülkemizdeki tüm kurumları ve bireyleri kucaklayacak şekilde gelişmesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. Türkiye, son dönemde siber saldırılara en çok hedef olan ülkelerin başında geliyor. 2016 yılında 9 bini bulmayan ülkemize yönelik siber saldırı sayısı, artık 100 binlerle ifade ediliyor. Akıllı sistemlerle kullanılan saldırıları püskürtmenin yolu daha akıllı sistemleri geliştirmek ve kullanmaktır. Sınırlarımızın güvenliği ne kadar önemliyse, elektronik sistemlerimizin ve buralarda saklanan verilerin güvenliği de o derece önemlidir. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı anlayışıyla başlattığımız çalışmalarda henüz istediğimiz yere gelemedik. İnşallah bu hususta da en kısa sürede hedeflerimize ulaşacağız.”