O soruyu Başbakan da sordu

Bir yıl önceydi. Sanayi Bakanı Nihat Ergün ‘Sanayi Strateji Belgesi’ hakkında bilgi veriyordu. Sohbet ilerleyince “Sayın Bakanım Türkiye savunma sanayiinde inanılmaz başarılar sağlıyor ve hızla yerlilik oranı artıyor. Oysa ekonominin dinamosu dediğimiz özel sektörde olay tam tersine gelişiyor ve dışa bağımlılık artıyor. Savunma sanayiindeki başarımızı neden özel sektöre yansıtamıyoruz” diye sormuştum.

Sorun derindi aslında.

Hatta ikinci bir soru-muhabbet konusu da para ve maliye politikalarının sanayi politikasının üzerinde oluşturduğu baskıydı. Öyle gelişmeler olmuştu ki, sanayi strateji belgesinde yazılanların tam tersine maliye-para politikası kararları verilmişti.

Zaten sanayimizin şekillenmesinde geçmişin küçük olayları bize büyük ipuçları veriyordu. Mesela Devrim arabaları yürümediğinde kim yürümüştü? Devrim arabalarından sadece birine yakıt konulamadığı için yaşanan küçük aksaklığa karşı medya neden saldırmıştı?

O medya kimin medyasıydı?

Rahmetli Necmettin Erbakan’ın 1961’de otomotiv kongresinde “yerli otomobil” fikrinde Bernar Nahum’un karşı çıkışı da sorgulanmalıydı. Bugünü anlamak için geçmişi ve perde arkasını iyi çözmeliyiz.

Neden bazı ters politikalara kimse sesini çıkarmıyor? Mesela her şeyi sorguluyoruz ama finansal istikrar adına sanayinin ve sanayicinin kesilen yollarını kamuoyuna taşıyamıyoruz. Burada sorun en büyükler değil tabii ki. Tekel niteliğindeki suyun başını tutmuşların kasası maşallah gayet iyi doluyor. Sorun Anadolu sanayisinde; yani millî sanayide.

Türkiye’nin 2002 yılında başlayan hızlı ekonomik dönüşümü 2008 yılında maalesef durdu. Son beş yılda istihdam arttı diyoruz ama üretim artamadı. 2007 yılında 98,9 olan sanayi üretim endeksi 2012 yılında ancak 112,9’a çıkabildi. Yani sanayi üretimi 2007 yılından 2012 yılına kadar toplam 5 yılda sadece yüzde 14 artabildi. Bu, inanın çok vahim bir tablo.

Oysa gelişmekte olan ülkeler aynı dönemde ortalama yüzde 55 büyümüşlerdi. Nitekim 2007 yılında bizim millî gelir 650 milyar dolarken Endonezya 432 milyar dolar millî gelire sahipti. Oysa 2012 yılında biz 786 milyar dolara çıkarken onlar 878 milyar dolar ile bizi dünya liginde bir basamak indirdi.

Yine son beş yılda mali ve para politikalarının desteklediği bankalar yüzde 43,1 büyürken imalat sanayii sadece yüzde 18,1 büyüyebildi.

Kısaca Türkiye, hakim sermayenin küpünü doldurduğu bu ekonomik anlayış ile 2007 yılından beri büyüyor-şişiyor ama kalkınamıyor. Ve suyun başındakiler 60’lı yıllarda olduğu gibi rakiplere yol vermiyor. Medya ise sessiz kalmayı seçiyor.

Sonuçta sorunu ve soruyu yine Başbakan Sayın R. Tayyip Erdoğan soruyor. Neden babayiğit çıkmıyor?

21.11.2013