BİZİM ELLER 
BALKANLAR

Halil ÖNÜR
Aracımız Prizren'e yaklaştığında heyecanlandım. Zira Avrupa'da en çok Türk izi taşıyan şehirlerden biri de Prizren idi. Dağın eteklerine kurulmuş bu tarihî şehirde minareler şimdiden görülüyordu. Fatih Sultan Mehmet Han, Prizren'i 1455'te fethediyor. Burada 20 bin Türk yaşıyor. Uzaktan şehrin minareleri gözümüze ilişiyor. Daha şehre girer girmez yol kavşağında namazgâhla karşılaşıyoruz. Çok önceleri bir arkadaşımın seyahat notlarını okumuştum. Prizren'de Türkçe bilmeyene Müslüman demezlermiş. Aracımız merkezde durdu. Yemeklerimizi yemek için Sofra restoranına geldik. Osmanlılar gelir gelmez dağlardan getirdiği kaynak sularıyla buradaki insanları suya tanıştırmış. O sular çeşmelerde hâlâ gürül gürül akıyor. Onun için buralarda Osmanlı için su medeniyeti de diyorlar. Bu arada eğer yolunuz düşerse Sofra restoranın köftelerinden mutlaka yiyin. 


Yemekten sonra şehri dolaşmaya çıkıyoruz. Taş Köprü, Arasta Köprüsü, Sinan Paşa Camisi, Mehmet Paşa Hamamı, Emin Paşa Camisi, Maraşlılar Mahallesi'nde Halveti Tekkesi, Şadırvan Meydanı, Arnavut kaldırımları, cumbalı evlerle Prizren, tam bir Osmanlı şehri. Sokaklar size tanıdık gelecek. Şehre hakim tepede kale var. Şehrin içinden akan ak dere üzerine köprüler kurulmuş. En meşhuru Taş Köprü. Derenin iki yakasında sıralanmış kafelerde insanlar serinlemek için oturmuş. Oldukça kalabalık. Taşköprü'nün karşısındaki Sinan Paşa; annesi, babası Ali Bey ve kız kardeşi Emine Hanım hatırasına inşa edilen bir cami. İleride Mehmet Paşa hamamı var. Cami, TİKA tarafından onarılmış. Namaz için camiye giriyoruz. İçi kalabalık. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ve geziyi tertipleyen Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar ile karşılaşıyoruz. Aynı kubbe altında tanıdık yüzlere rastlamak ne güzel. Selamlaşıp tokalaşıyoruz. Onlar da Murad Hüdavendigar anma etkinliği için burada idiler. Osmangazi Belediyesi, anma törenine gideceğimiz Kosova'nın başşehri Priştine'nin Obiliç kasabası ile kardeş şehir olmuş. Murad Hüdavendigar türbesi sebebiyle bölgeye katkıları oluyor. 
Her bir sokağı ata yadigarı eserlerle dolu olan Prizren'i daha çok gezmek isterdim, fakat Priştine'ye gitmek üzere aracımız bizi bekliyor. Hareket ediyoruz. 


VE PRİŞTİNE...
Artık hedef şehre yaklaşıyoruz. Murad Hüdavendigar'ın şehit düştüğü Kosova ovasına ve kabrinin bulunduğu topraklara.
Başşehir Priştine'ye giriyoruz. Priştine'nin en merkezi yerine kocaman bir Katolik katedral yapmışlar. 1910-1997 yılları arasında yaşayan, Katolik Arnavut bir ailenin kızı olan Gonca boyacı isimli bir rahibe adına yapılan bir katedral. Şehirde Amerika'nın etkisi görünüyor. Bir binanın üstüne Amerika'daki özgürlük heykelinin benzerini dikmişler. Çünkü halk Yugoslavya'nın dağıldığı yıllarda çıkan savaşta “Amerikalılar bizi kurtardı” diye inanıyor. Oysa İtalya Avyano üssünden kalkan Amerika, İtalya, Fransa'ya ait NATO uçakları, savaş sırasında bombalarını Sırp mevzilerine değil de denize boşaltıyormuş. Sadece NATO'ya bağlı Türk uçakları Sırp mevzilerine tam isabet kaydederek Arnavutları büyük bir katliamdan korumuştur. 1997'de Sırplara karşı bağımsızlık mücadelesi veren Kosova Kurtuluş Ordusu UÇK lideri Adem Yaşari milli kahraman kabul edilmiş. 70 kişilik aile efradıyla birlikte şehit edilmiş. Birçok yerde heykelleri var. Yaşar Paşa Camii, Fatih Camii, Sultan Murat Camii başlıca camilerinden. Türk iş adamları buraya epey yatırım yapıyor. Priştine'de Türk üniversiteleri ve okulları da var. Caddelerde oldukça sık tesettürlü bayanlara rastlıyoruz. Fakat Amerikan hayranlığı gençlerin kültürel çizgisini biraz bozmuş gibi. Bizim 70'li yıllardaki halimize benziyor. Şehrin biraz dışında Emerald Otel'e doğru gidiyoruz. Yol kenarlarında büyük oto galerileri görüyorum. Yeni araç alma konusunda geliri düşük olan Kosovalılar, ikinci el otomobil pazarına yönelmiş. Bu sebeple her markadan ikinci el aracı ve yedek parçasını bulmak mümkün. 
KOSOVA OVASI
Otelden tören alanına doğru gidiyoruz. İşte tarihte Osmanlı'nın zaferlerine bir zafer daha kattığı Kosova Ovasın'dan geçiyoruz. Gazi Mestan bölgesine geldik. Burada iki şehit Osmanlı akıncı yatıyor. Bir türbe yapmışlar. Bayraktarlar Türbesi diyorlar. Uzaktan görüyoruz. Kosova Ovası'nda savaşın geçtiği alan, Bayraktarlar Türbesi'nden Murad Hüdavendigar Türbesi'nin olduğu yere kadar olan bölge. Sırplar bu bölgeye Obiliç diyor. Sultan Murad Han'ı sinsice şehid eden Sırp kafiri Miloş Obiliç'in öldürüldüğü yer. Oraya 1995'te Sırplar, Miloş Obiliç adına bir anıt kule dikmiş. Kule görünüyor. Savaşı kaybetmelerine rağmen her yıl savaşın gününde gelip Sultan Murad'ı şehit ettikleri için savaşı kutlarlar. Onlar savaşı kaybettikleri halde kutlamalar yaparken, bizim Sultan Murad Hüdavendigar gibi bir sultanı türbesinde yalnız komamız reva mıdır? Bu topraklara gelmemizin ne kadar anlamlı olduğunu şimdi daha iyi idrak ediyorum. “İyi ki gelmişim” diyorum. Ovada savaş çığlıklarını, naralarını duyar gibi oluyorum. 
TÖREN ALANI
Nihayet türbeye geldik. Türbe en son Diyanet ve TİKA tarafından restore edilip yenilenmiş. Tören için hazırlıklar yapılıyor. Önce türbeyi ziyaret ediyoruz. Türbede Sultan Murad Han'ın iç organları gömülü. Ruhuna Fatiha okuyup dua ediyoruz. Osmanlı'dan bugüne türbenin bakımıyla görevli bir aile var. Bugün de aynı ailenin devamı türbedarlığa devam ediyor. Maaşları Türkiye'den ödeniyor.  


SELAMLIK
Türbenin yanında selamlık binası var. Orayı Sultan 2. Abdülhamit Han, 1896 yılında yaptırmış. Müze gibi kullanıyorlar. İçinde Osmanlı askerî kıyafetleri, çeşitli silahlar, maket askerler, türbe için yazılan kitabeler, Sultan Murad Han'ın kavuğu, Sultan 5. Reşat'ın Kosova'yı ziyaret resimleri yer alıyor. Çeşmelerin mermerleri sergileniyor. Kosova'da görev yapan Türk askerleri de müzeyi ziyaret ediyordu. Selamlık ve tören alanı ile ilgili bakım ve çalışmalar için, Meşed-i Hüdavendigar adlı bir dernek kurulmuş. Derneğe bağlı gençler bütün hizmetleri görüyor. Dernek Başkanı Muhammed Ali Yıldırım, ne yapmaları gerektiğinin bilincinde olan şuurlu bir kimse.
Tören saati yaklaştıkça alan dolmaya başlıyor. Düzenlenen anma törenine, Türkiye Cumhuriyeti Kosova Büyükelçisi Songül Ozan, Kosova Cumhuriyeti Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Kosova İslam Birliği Başkanı Naim Terneva, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, TİKA Kosova Koordinatörü Eyüp Yavuz Ümütlü, Meşed-i Hüdavendigar Derneği Başkanı Muhammed Ali Yıldırım, Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu, Obiliç Belediye Başkanı Cafer Gaşi, Mamuşa Belediye Başkanı Arif Kütüç ile Türkiye, Kosova ve Makedonya'dan misafirler katıldı. Kur'ân-ı kerim tilavetiyle başlayan anma töreni, Murad Hüdavendigar'ın son duasının okunmasının ardından günün anlam ve önemini belirten konuşmalarla devam etti. Konuşmaların ardından bütün misafirlere ikramlarda bulunuldu. Başbakanlık tarafından hazırlanmış hediye paketleri dağıtıldı. Tören alanı adeta bayram yeri gibiydi. Bu coşku görülmeye değerdi. 
Son söz olarak dileğimiz, bize Avrupa kapılarını açan Murad Hüdavendigâr'ın türbesinin olduğu alanın tıpkı Süleyman Şah Türbesi'nde olduğu gibi millileştirilip Türk toprağı yapılması. Ve en önemlisi sınırları içinde olduğu Obiliç Belediyesi isminin (Bu isim Kosovalılar ve bizim için büyük bir zillet) Sultan Murad Han olarak değiştirilmesi... (BİTTİ)