Olivier Roy, otobiyografik eseri "Kayıp Şark'ın Peşinde" isimli kitabını okurlarına anlattı. 


Salt Galata'da gerçekleşen söyleşide konuşan araştırmacı yazar Roy, editörünün Afganistan'la ilgili kitap yazmasını istediğini ancak o kitabı yazamaması üzerine, bu kez otobiyografi yazmasını istediğini belirtti.


Olivier Roy, uzun süre Türkiye ve İran'da yaşadığını söyleyerek, "Sadece ulemalarla birlikte hayat sürmedim. Başka şeyler de oldu. Kimlerle karşılaştığımı, neler yaşadığımı anlattım" dedi.


İçinde bulunulan durumun son derece basitleştirici olduğunu kaydeden Ray, "Siyah veya beyaz diyoruz. Bir boks maçı gibi oluyor tartışmalar. İşte ben buraya bir düzen getirmek istedim. Herşey siyasi ve ideolojik değil, bunu anlatmak istedim" ifadelerini kullandı.


"1968'den sonra Afganistan'a gittim"
1968'den sonra Afganistan'a gittiğini ve orayı sevdiğini aktaran Roy, "Sonra (Afganistan'a) Ruslar girdi. Sovyet ordusunu kapıda göreceğimi bilmiyordum. Dolayısıyla Afganistan'da kaldım. Onlar orada olduğu için tatilimden vazgeçemezdim. Mücahitlerle beraberdim. At sırtında veya yürüyerek geziyorduk. Bu siyasi bir angajman değil" diye konuştu.


Olivier Roy, Afganistan'da iki dönem yaşadığını söyleyerek, şu bilgileri verdi:
"Savaştan önce Afganistan toplumu çok gelenekseldi. Misafirperverdi. Yabancıyla ilgileniyorlardı. Soru sormuyorlardı. Örneğin bir köye varıyordum, beni köye götüren kişi başka birine teslim ediyordu. Yemek veriyorlardı. At verdiler. Afganistan'da bir kuruş para harcamadım. Onlar bir riske giriyorlardı. Çünkü bir yabancıyı gezdiriyorlardı. Savaştan sonra artık sosyal hiyerarşiyi tanımıyorlar. İlişkiler güç ilişkileri oluyor. Bir tür savaşa bağlı bir eşkiyalık olamaya başladı. Artık misafirperver bir toplum yoktu karşımda. Burada savaşın toplumu nasıl değiştirdiğini gördüm. Geleneksellik kayboldu."


"Otostopla Türkiye'yi dolaştım, bütün insanlarla konuştum"
Türkiye'ye de ilk 1968'de geldiğini belirten Roy, "Topkapı'ya otostopla geldim. Pierre Loti Oteli'nde kaldım ve Türkiye'yi yıllar boyu dolaştım. Çok sayıda insanla konuştum. Ondan sonra arabayla gezdim. Araba arızalanınca yardıma gelen insanlarla tanıştım. Türkiye üzerine çalıştım" diye konuştu.


Savaştan, şiddetten konuştuğunu ama bu konuyla ilgili deneyiminin olmadığını söyleyen Roy, "Benim dedelerim 1914 savaşına katıldı ama deneyimlerinden bahsetmediler. Bizim kuşağımız neyse ki bir savaş görmedi" ifadelerini kullandı. 


Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen Ruşen Çakır da gazeteciliğe başlayıp, siyasal islam çalışmaya başladığında Olivier Roy'un kitaplarından çok istifade ettiğini söyledi.