Nadir Eserler Uzmanı İrfan Dağdelen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından hazırlanan "Harb-i Umumide Irak Harekatı-Kutü'l Amare" kitabının 1. Dünya Savaşı sırasında Tokatlı Mehmet Nuri adında bir Osmanlı ordusu cephe katibinin Irak Cephesi'ndeyken tuttuğu notları ihtiva ettiğini anlattı.

Dağdelen, "Notlar aslında Kutü'l Amare'nin daha öncesinden başlıyor. 'Harb-ı Umumi Irak Cephesi' başlığı adı altında yazılmış. Çünkü Irak'ta İngilizlerle ilk savaştan itibaren cephede dört, beş tane savaş olmuş. İlk Fao Adası'nda başlıyor çarpışmalar, daha sonra Selman-ı Pak, Kutü'l Amare sonra bizim ordu Dicle grubu olarak bir savaş veriyor. Ardından Bağdat'ı terk ediyor ve savaşı nihayete erdiriyoruz." dedi.
Notların Osmanlı ordusunun Irak Cephesi'ndeki 1915-1918 yılları arasında yaşanan üç yıllık savaş serüvenini anlattığını kaydeden Dağdelen, yayımlanacak kitabın tarihe ışık tutacak bir eser olduğunu ifade etti.

"Osmanlı ordusu, İngiliz ordusunu Kutü'l Amare'de savaşmadan esir almış"

Dağdelen, Kutü'l Amare Kuşatması'na adını veren şehrin, Dicle Nehri kıyısında Şattülarap kanalı ile birleşen Basra Körfezi'nin 350 km kuzeyinde, Bağdat'ın 170 km güneyinde bulunduğunu dile getirerek, şu bilgileri aktardı:

"Selman-ı Pak'ta yenilen İngilizler Kutü'l Amare'ye sıkışıyor ve şehri işgal ediyor. Osmanlı Devleti'nin 6. Ordusu, Kutü'l Amare'yi kuşatıyor ve savunma hatları yaparak İngilizlere yardım gelmesini de engelliyor. Daha sonra da erzak yardımı bile alamayan İngiliz ordusunu teslim alıyorlar. Böylece savaşsız, beş tane İngiliz generali, 460 İngiliz subayı ve 13 bin 300 İngiliz askeri esir alınıyor. Onları kurtarmaya gelen 30 bin kişilik İngiliz ordusu da imha ediliyor."

Savaş sırasında İngilizlerin lojistik açıdan Osmanlı ordusunun on katı imkanları bulunduğuna dikkati çeken Dağdelen, "Osmanlı'nın 1 uçağı varsa İngilizlerin 10 tane, Osmanlı'nın bir gemisi varsa, İngilizlerin 10 tane gemisi var. Erzak bakımından, cephane bakımından üstünler. Milyonlarca mermileri var." diye konuştu.

Nadir eser uzmanı Dağdelen, Tokatlı Mehmet Nuri tarafından yazılan Osmanlı Türkçesi, el yazması notların tek nüshasının Atatürk Kitaplığı'nda bulunduğunu vurgulayarak, restorasyonu yapılan notların Latin harflerine ilk kez Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü tarafından çevrildiğinin altını çizdi.

"Osmanlı ordusundaki Ermeniler İngilizlere casusluk yaparken yakalanmış"

Kitapta İngilizlerle yapılan cephe savaşlarını gösteren planların da yer aldığı bilgisini veren Dağdelen, şunları anlattı:

"Kitapla birlikte tarihi anlamda bilinmeyen çok şey ortaya çıkacak. Çalışmayı yaparken Kutü'l Amare'nin pek bilinmediğini farkettik. Mesela, zafer kazanıldıktan sonra 6. ordunun komutanı Halil Paşa'nın orduya karşı bir hitabesi var, 'Bin beşyüz yıllık İngiliz ordusuna ilk defa Çanakkale'de, ikinci defa da Kutü'l Amare'de bir ders verildi, dolayısıyla bu ikinci Çanakkale'dir' diyor. Hatta o dönem İngiliz basını ve bürokrasisi de kuşatmayı İngiliz tarihinde kara bir leke olarak görüyorlar çünkü savaşmadan teslim alınmış İngiliz ordusu. Onlar açısından da utanç verici. Osmanlı Devleti içinse Halil Paşa'nın ibaresiyle 'şan ve şeref'."

Dağdelen, gün gün tutulan notlarda, savaşa dair birçok anektodun bulunduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Notlarda, Osmanlı ordusunda savaşan Ermeni askerlerin İngilizlere casusluk yaparken yakalandıkları yazılı. Ayrıca Osmanlı ordusu tarafında savaşan Arap aşiretleri hakkında da detaylı bilgiler var. Ordu Bağdat'tan çekilirken yaşanan manzara ise tamamen belgesellik. Notlardan öğrendiğimize göre, Osmanlı ordusu Bağdat'tan ayrılırken, tüm ahali şehir dışına çıkarak, 'Burası İslam'a başkentlik yapmış bir şehir. İslam'ın önderlerinden Ebu Hanife'nin türbesi burada. Siz bizi bırakıp nereye gidiyorsunuz?' diyorlar ve Osmanlı askerlerinin önüne durarak, gitmemelerini sağlamaya çalışıyorlar."

Kitap, Nisan ayında İBB Atatürk Kitaplığı'nı ziyaret eden ilgililerine ücretsiz olarak takdim edilecek.