İrfan Özfatura
irfan.ozfatura@tg.com.tr

Eğer sabah iki, akşam iki saatiniz yolda geçiyorsa gününüzün altıda biri boşa gidiyor demektir. Hesaplarsanız yılda iki aya tekabül ediyor. Reva mı yani? İETT otobüslerinde pineklediğiniz vakit yıllık izninizi dörde katlıyor.
Sabah işe yorgun geliyor, akşam eve bitkin dönüyorsunuz. Eskiden bir muhabir asgari üç habere koşardı, şimdi birine gidiyorsun gün bitiyor.
İstanbul’a göç hız kesti mi bilmiyorum ama artık birileri de taşraya akıyor. Küçük şehirlere yolum düştükçe bakıyorum, tekaüt olunca burada yapabilir miyim acaba?
Yok öyle sahiller sayfiyeler değil, kimliği kişiliği olan Orta Anadolu kentleri daha bir dikkatimi çekiyor.
Geçen Kırşehir ‘e uğradım, çok hoşuma gitti mesela.
Artık Anadolu mahrumiyet olmaktan çıkmış, İstanbul’da hangi mağaza varsa orada da var, burada kaç paraysa orada da aynı para. Camiyse cami, türbeyse türbe, park, bahçe, kütüphane istemediğin kadar.
Yollar geniş, evler ferah, yeşili fazla. Al bir velespit, bütün şehir avucunda. 
KADIKÖY ADI KÖY
 Yıllar evvel... Kırşehir otobüsü İstanbul’a giriyor. O zamanlar yolcuyu önce Anadolu yakasına bırakıyor, sonra arabalı ile Sirkeci’ye geçiyorlar. Muavin “Kadıköy’de inecekler hazırlansın” deyince arka taraftan bir ses yükseliyor, “eğer burası köyse Kırşehir nasıl şehir oluyor?”
Anadolu dendi mi boz bulanık bir yer gelirdi aklımıza, elli yüz kavak, beş on minare, kerpiç evler, yorgun bir çarşı, üç beş resmî bina, hükümet konağı, askerlik şubesi, jandarma…
Kırşehir’in ciddi bir mazisi var, düşünün Ahi Evran burada yaşamış, ahilik gibi bir müessesenin temellerini atmış 12. asırda. Caca Bey yıldızları izlemiş, roketler üzerine kafa yormuş, Aşıkpaşa kelimeleri dizmiş hizaya. 
Kırşehirliler çevre vilayetlere nispetle daha fazla mürekkep yalamışlar. Belki bu yüzden muhalefetten korkmuyorlar. Bütün Anadolu Demokratlarla, Halkçılara omuz verirken onlar Bölükbaşı’nı destekliyor mesela. Kimin aklına gelir Millet Partisi tulum çıkarıyor.
Eh laik, demokratik, çağdaş hukuk devleti de bunu yanlarına koymuyor. Meclisin ilk celsesinde kaza yapılıyor, Nevşehir’e bağlanıyor (1954). 
NE OLMUŞ BURALARA?
 Kırşehir’e 6-7 yıl evvel gitmiştim, Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci yeni oturmuştu koltuğa. O zamanlar 34 yaşındaydı daha. Türkiye’nin en genç Belediye Başkanı heyecandan titreyen bir ses tonuyla projelerini anlatmıştı bana. İçimden “yarısını bile başarsa yeter” demiştim, yalanı yok ya.
Anadolu şehirlerinin imkânları belliydi sonunda. Görmüş geçirmiş insanlar büyük şehirlere göçmüştü, can yoldaşı bile bulamazdı yanında. 
Meğer Yaşar Başkan o 16 projenin 16’sını da hayata geçirmiş, şimdi 40 yeni proje ile çıkmış yola. (Kırşehir’in plakası 40’tır bu arada) Yapar mı yapar, nitekim Kırşehirliler de o ışığı görmüş parti mensubiyetlerini kenara bırakmışlar. Bu alışıldık bir şey değil, muhalif bir yapıları vardır zira.
Kırşehir’i görünce şaşırıyorum, birkaç yıl sonrasını da merak ediyorum ayrıca.
İNSAN MI ŞEHRİ, ŞEHİR Mİ İNSANI?
 Bir çay içimi ziyaret ettiğimiz Başkan Yaşar Bahçeci bilgece sözler ediyor: 
Önce insanlar şehirleri imar eder, sonra da şehirler 
insanları.
Bakıyorum da Kırşehir kalkındıkça, insanlar da değişiyor. Parklarda çat çat çekirdek çitleyen, itişen, kakışan, tüküren kalmadı, çiçekler koparılmıyor asla. Eskiden dışarıda yemek kültürü yoktu, artık oturup kahve içebileceğimiz nezih mekânlar var.
Şehirler güzelleştikçe insanlar da güzelleşir. Keşmekeş semtlerin sakinlerine bakın, yüzlerinden düşen bin parça. Ortalık temiz ve yeşilse çocuklar bile neşeli çığlıklar atar. Huzur kartopu gibi büyür birbirine sarıla sarıla.
Şehir medeniyetinin teşekkülü için üç nesil geçmesi gerek. Burada zaten köklü bir kültür vardı, demek daha da ileri taşınacak. 
Bakın Kırşehir’den emekli olanlar burada kalırlar. Bir kere yeri çok merkezi, Ankara yakın, Kayseri yakın, hemen aşağısı Kapadokya. Eğitim seviyesi yüksek, okullar başarılı, ulaşım dert değil, hayat ucuz, insanı candan, asayiş tıkırında, ne istersin ki başka?
HAYAL KUR, ÇIK YOLA
 Yaşar Başkan devam ediyor: Kırşehir tarihî ve manevi değerleriyle farklı bir şehir. Kendi grubundaki vilayetlere emsal olmak zorunda. Bu yüzden yapınca en iyisini yapıyoruz, ya da hiç girmiyoruz o konuya. Belediye Başkanı ufkunu geniş tutacak, büyük hayaller kuracak. Eğer, kafandakini projelendiremiyorsan hayalde kalır. Projeni gerçekleştiremiyorsan kağıtta kalır. Siyasetin acıması yoktur, eseri olmayanın esamisi de okunmaz.
Diyelim yaptın, çaktın, kestin kurdeleyi açtın ama yaşatamıyorsun.  Eser ceset olur, elinde patlar. Söyleyin içinde insan yoksa bina neye yarar?
Ahi kültürünün gün yüzüne çıkarılmasını çok arzuluyoruz. Tamam da benim önce işimi en iyi şekilde yapmam lazım. Yoksa kime ne anlatabilirsin, çöpler alınmıyorsa, sular akmıyorsa, otobüs gelmiyorsa?
Belediye Başkanlığı hoş bir iş, dünyada itibar ediliyor. Amel defterini kapatmayacak eserler de bırakabilirsin ayrıca. Lâkin vebali de büyük, hesap gününden korkan diken üstünde durur âdeta.

ENERJİ DEPOSU

Kırşehir yöresinin üzümleri hem tatlı hem de esans gibi kokuyor. Kuruyunca konsantre lezzet küpü oluyor. Kaman cevizi ise tek kelime ile bir numara. Kabuğu kağıt gibi ince, lezzeti dorukta.
Hâl böyle olunca kaşık batmaz pekmezler, tülbent inceliğinde pestiller, köfterler, cevizli sucuklar sizi bekliyor.
 

Kırşehir’de açılan parkların sayısını belediyeciler de bilmiyor. Bütün okul bahçeleri tanzim edilip halkın istifadesine sunulmuş, mahalle konakları kültür merkezi gibi çalışıyor. Okuma yazma bilmeyen kalmamış, halıcılık sil baştan yeşeriyor.

Kılıçözü yaz kış suyu eksik olmayan bir dere. Eskiden çok berrakmış, balık avlanırmış hatta. Sonra sazlar kaplamış, mekân olmuş kurbağalara.
Yaşar Başkan suyun önünü kesip yükseltmiş, nefis bir suni göl çıkarmış ortaya. Siz saltanat kayıkları ile kürek çeke durun, fıskiyeler motifler çiziyor havaya.
Bu alanın şehrin cazibe merkezi olacağı söylense kimse inanmazmış. Evlere 70-80 bin lira istenir,  alan bakan çıkmazmış. Şimdi bir daire 350- 400 bin lira, kapışılıyor âdeta. Kent Park içinde iki ada var üzerinde çay bahçeleri, kantinler, pastaneler bulunuyor. Kırşehirli hanımlar Aile Yaşam Merkezi’nde buluşuyor, Kur’an-ı kerim, lisan, bilgisayar öğreniyorlar.  Bazılarının eli yatkın, sanat sahibi oluyor. Sabahları jimnastik hocalarıyla spor yapıyor, kilolara veda ediyorlar.
Gençlik Merkezi 15 - 25 yaş arası gençlere açık. Resim, spor, tarih, tiyatro gibi 16 grupları var. Şehrin geleceğine de kafa yoruyorlar. Sağlıklı yaşam merkezi ise hamamı, saunası ile daha ziyade yaşlılara hizmet sunuyor. 

Yaşar Başkan, Kırşehir caddelerine 30 bin fidan diktirmiş. Üstelik bunlar ıhlamur, akasya, gürgen, Japon kirazı, çınar gibi karakteri olan ağaçlar.

ÖZLENEN KÜLLİYE 

 Ahi Evran Camisinin etrafında abdest alacak bir çeşme bile yokmuş. Şimdi devasa bir külliye şekilleniyor. Projenin birinci etabı bitmek üzere. Ferah şadırvanı, çay ocağı, toplantı salonları, arastası pek yakında açılacak. Burada hat tezhip çalışmaları da yapılacak. Müzede ise Ahi ocağına bağlı meslek grupları canlandırılacak. 2.etap için yıkım çalışmaları başlamış. Kolay değil, belediye binası, polis evi, öğretmen evi, subay gazinosu, kız meslek lisesi, kültür merkezi gibi binalar da var aralarında. Külliye ile Kent Parkla birleşince şehir derin bir soluk alacak.