İrfan Özfatura - irfan.ozfatura@tg.com.tr

 

Her şey Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin, kızının izlediği yabancı çizgi filmden rahatsız olması ile başlıyor. Robotlar, yaratıklar, birbirlerini parçalayan canavarlar. Kan, kin, intikam...  Dehşetli sahnelerin yer aldığı film onu derin düşünceler içine itiyor. Yasaklamak çare değil, peki biz ne yapabiliriz diye düşünüyor ve aklına içinde Türk masal kahramanlarının tanıtıldığı bir park projesi geliyor. Kırşehir ediplerinden Aşıkpaşa’nın adını taşıyan Masal Adası 16 bin 500 metrekarelik bir alana yayılıyor. Renkli canlandırmaların yanı sıra sevimli bir tren, komik aynalar, salıncaklar, kaydıraklar, havuzlar, kantinler, masal kitapları satan bir dükkân, elma şekerciler, pamuk helvacılar, çerezciler ve büyükler için de bir çay bahçesi bulunuyor. 
Bir köşede Zümrüdü Anka kuşu kabarıyor, diğer köşede Alaaddin lamba cini ile poz veriyor. Pepe zıp zıp zıplarken, kırk haramiler çuval çuval altın taşıyor.  Yaklaşık 5 milyon liraya mal olan Masal Adası bilhassa 6 -12 yaş arası çocukların ilgisini çekiyor. Dilerseniz adı geçen kahramanlardan kısaca bahsedelim bizim de tuzumuz olsun çorbada.

BOĞAÇ HAN
Bayındır Han’ın güçlü bir boğası vardır, zaman zaman ziyafetler düzenler boğasını çıkarır gösterir halka. Yine bir şölende boğa zincirlerini kırıp kurtulur, ne çobanlar ne de askerler güç yetirebilir ona. Dirse Han oğlu Boğaç daha on beşinde bile değildir ama kaçmaz. Bakar boğa kalabalığın üstüne yürüyecek, karşısına çıkar. Alnına yumruğunu dayayıp sürmeye başlar. Sonra birden elini çekip dengesini bozar, çıkarıp hançerini, çeker besmelesini, oracıkta boğazlar… 
Ve o gün adı konur Boğaç Han! 
Dirse Han oğlu Boğaç bir gün… Ne olaylar, ne olaylar… 

 

Nasreddin Hoca

 Hocamız aslında bir din adamıdır, halkı zekice latifelerle iyiliğe güzelliğe dürüstlüğe çağırır. Sanıldığı gibi ortalıkta dolanan bir avare değildir, ilim mec-lislerinde bulunur daima. Timur Han’a bile nasihat eder hatta. Nitekim torunu da (Hızır Çelebi) İstanbul’a kadı olur.  Anadolu halkını yakından tanıyan Nasreddin Hoca zaaflarımızı iyi bilir, eğip bükmeden ve kırıp dökmeden doğruyu söyler. Güler yüzlü tatlı sözlü olduğu için ona kimse darılmaz.
1208 yılında Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğan Nasreddin Hoca (Rahmetullahi aleyh), 80 yaşında Akşehir’de vefat eder. Ancak o farklı üslubu ile unutulmaz, sanki hatıralarıyla yaşar aramızda. 

Bamsı Beyrek

¥ Altay ve Azeri masallarında yer alan Bamsı Beyrek Oğuz’un en yakışıklı dört yiğidinden biridir. Banu Çiçek’le beşik kertmesidir ama nişanlısını tanımaz daha. Bir gün görmeye gider karşısına bir genç kız çıkar. “Ben Banu’nun dadısıyım, bileğimi bükebilirsen, sırtımı yere vurabilirsen yardımcı olurum sana.” 
Halbuki o Banu Çiçek’in ta kendisidir, birbirlerini delicesine severler. Nitekim vakti gelir düğün meclisi kurulur. Ancak Bayburt Beyi o gece Bamsı Beyrek’i kaçırır kapatır zindana. 
Aradan yıllar geçer, Bamsı Beyrek’ten ümit keserler. Banu Çiçek’i başkası ile  evlendirmeye yeltenirler. Bakın şu işe ki Beyin kızı da Bamsı Beyrek’e âşıktır onu hücreden kaçırır. 
Yiğidimiz obasına gider, aradan geçen 16 yıldan sonra onu kimse tanımaz. Bütün pehlivanları yenip bütün ozanları susturunca Bamsı Beyrek olduğu ortaya çıkar. Kahramanımız hem Banu Çiçek’le ve hem de Bayburt Beyinin kızıyla evlenir. Mutlu bir hayat sürerler.  
Dede Korkut burada iç Oğuz dış Oğuz çekişmelerine değinir, bölünmeyin birlik olun mesajı verir çocuklara. 

Başı kel mi yani

¥ Keloğlan (Kalca, Kelçe) Türk Altay mitolojisinin ufak tefek, fakir, cılız delikanlısıdır. Saçı da yoktur ayrıca. Ama cesurdur boyundan büyük işlere kalkar. 
Annesi ile yaşar, kadıncağızın başına habire gaile açar. Hem sakar hem saftır, içinden geldiği gibi konuşur, pot kırar. Her masalı mutlu biter. Muradına erer sonunda. 

Alaaddin ve Lamba Cini

¥ Doğu kültürünün en renkli masallardan biri. İyilerin sonunda mutlu olacaklarını, hırslıların fırıldakların düzenbazların bir şey kazanamayacaklarını anlatıyor. Hikâyesi güçlü, karakterler oturmuştur. Çocukları peşine takar.

Açıl susam açıl!

¥ Ali Baba ormanda dolaşırken haramilerin bir mağaraya altın sakladıklarını görür. Gidip kardeşinden ölçek ister. Ama kardeşi meraklının biridir ne ölçeceğini öğrenmek için dibine yapışkan sürer. Ölçeğin altına yapışan altını görünce aklı gider, Ali Baba’yı takip edip mağarayı bulur, içine girmeyi de başarır ama dışarı çıkamaz. Tam da o sırada haramiler dönmesinler mi? Al sana macera! 

Peppe

Türk çizgi film kahramanı Pepe miniklerin çok sevdiği bir karakter. Pepe annelerin de sevgilisi. Yerinde ve dozajında nasihatler 
veriyor çocuklara. 

Hacivat ile Karagöz

¥ Bir masal kahramanından ziyade perdede oynatılan gölge oyunudur. Oynatıcı hem kahramanları hareketlendirir hem de ayaküstü senaryo yazar. Ki bu yüzden hayalbaz denir onlara.
Evliya Çelebi’ye göre Hacivat, (Hacı İvaz Ağa) Trakya Samakol köyünde bir demirci ustası, Karagöz ise bir taş işçisidir. Orhan Gazi devrinde Bursa’da yapılan bir camii inşaatında çalışır ve zaman zaman atışırlar. Şeyh Küşteri onların kuklalarını yaparak oynatmaya başlar. 

Zümrüdü Anka

¥ Pers mitolojisinde ve Fars edebiyatında kanatlı dev olarak tasvir edilen bir kuştur. Başı kâh köpeğe kâh aslana, gövdesi tavusa benzer. Simurg efsanelerle bezenir baştan başa. Firdevsi, Şahname’de Simurg’un Prens Zal ile olan hikâyesini kaleme alır. Kral Sam’ın oğlu Zal albino olarak doğmuş babası tarafından dağlara terk edilmiştir. Simurg tarafından büyütülen Zal erdemli hikmetli bir genç olur insanlar arasına döner yıllar sonra. 
Ferîdüdîn-i Attâr hazretleri ise Mantıku’t-Tayr’da bu kuşu hakikat arayanlara benzetir artık adı Anka’dır ve Kaf Dağı’nda yaşar.