Teresa Lim, Singapurlu genç bir sanatçı. İlustrasyon ve desen tasarımı yapan bu genç kız, daha geçen seneye kadar kariyeri için didinip dururken sıra dışı çalışmasıyla bir anda dünya çapında tanındı. Onu üne kavuşturan  ve dev markaların kapısını aşındırmasına yol açan ise sevimli minik nakışları…
Teresa, bir çoğumuz gibi fotoğraf çekmeyi ve anları yakalamayı seviyor. Seyahat etmeyi de… Gezdiği, gördüğü yerlerden fotoğraftan daha kıymetli ve enteresan hatıralar biriktirmenin bir yolunu bulmuş; ilgisini çeken manzaraları, mekânları, fotoğraflamak yerine nakışlayarak görsel şölene dönüştürüyor. İğneyle kuyu kazmak denebilir ama bu kuyudan petrol çıkmış. ‘Sew Wanderlust’ serisi altında topladığı çalışmalarını sosyal medyada paylaşınca önce basının sonra da firmaların dikkatini çekmiş ve şu anda Gucci, H&M gibi ünlü markalara nakış tasarımı yapıyor. 
Teresa’nın bu minik, sevimli ve hayret veren bir beceriklilikle yaptığı eserlerini daha yakından tanımak ve okurlarımıza ilham verebileceği düşüncesiyle tanıtmak için kendisine ulaştık. İşte minik nakışlardan dev şöhrete giden hikâye…
 

¥ Kendinden ve işinden bahseder misin? 
Freelance bir tekstil tasarımcısı ve illüstratörüm. Burada Singapur’da Moda Tasarımı ve Tekstil okudum. Tasarım felsefem sevdiğim üç şeyi bir arada kullanmak; bezeme, nakış ve desen dizaynı. Tasarımlarımda da bir bezeyici ve tekstil tasarımcısı olmak arasındaki çizgiyi belirsizleştirmek istiyorum. Yerli ve yabancı birçok firmayla çalışıyorum. Ama en çok nakış işlemeyi çok seviyorum. Müzik, kitaplar ve gündelik hayatta tanıştığım insanlardan ilham alıyorum.
¥ Bunu yapmak nerden aklına geldi?
Yaklaşık bir  sene kadar önceydi. Avusturya Perth şehrinde sahildeydim ve harika bir gün batımı vardı. Fotoğrafını çekmek istedim ama telefonumun şarjım bitmişti. Nakış malzemelerim yanımdaydı ve o muhteşem görüntüyü elimdeki malzemelerle yakalamak en mantıklısıydı. Ben de başladım işlemeye ve çok hoşuma gitti. Çünkü manzarayı kumaşa işlerken, fotoğrafını çekerken gördüğümden çok daha fazla detay görüyor ve inceliyordum. Canlı olarak bir manzarayı nakışlamak beş duyunuzla da orada olduğunuzu hissettiriyor. O yeri gerçekten biliyor gibi hissediyorum ve bu da sadece fotoğraf çekmekle elde edemeyeceğim bir tatmin duygusu veriyor.

¥ Sonrasında nasıl bu noktaya geldi? Sosyal medyanın gücü denebilir mi? 
Kesinlikle evet. Minik bir hobi olarak başlamıştı seri. Sosyal medyada fotoğraflarını yayınladım. Malum, sosyal medyanın toplum üzerinde devasa bir etkisi var. İnsanların ilgisini çekti. Daha sonra da birçok yerde haberi çıkınca yüreklendim ve devam ettim. Açıkçası ben de buralara gelebileceğini hiç düşünmemiştim. 
¥ Sana ve işine ne katkısı oldu? 
Bu minik nakışlar dünyayı benim için daha küçük bir yer haline getirdi. Fotoğraf çekmeye kıyasla hayli zaman alsa da eserlerim dünya çapında büyük ilgi gördü. Singapur’da yaşadığım halde tüm dünyadan hayranlarım ve takipçilerim var. Bu da eserlerinizin daha geniş kitlelere ulaşması demek. Ayrıca Instagram’dan birçok arkadaş edindim ki bu da aynı şeylerden keyif alan hoş bir topluluk demek.
¥ Karşılaştığın en hoş ve en zor deneyimler nelerdi?
En keyif verici an, elindeki işi bitirdikten sonra ona bakıp “Evet! Beğendim!” diyebilmek. Bu beni çok mutlu ediyor çünkü çok sık olmuyor. Bazen elimdeki nakışın yarısına gelmişim ya da bitirmişim ama içime sinmiyor. Belki ipliğin renginden, belki genel görünümü bir yerleri beni rahatsız ediyor. O zaman bir kenara fırlatıp yeniden yapmaya başlıyorum. Bir manzara için günlerce karşısında oturmuşluğum vardır. 
¥ Seni hayal bile edemeyeceğin üne ve müşterilere ulaştırdı. Artık tamam diyor musun yoksa ‘Sew Wanderlust’ serisine devam edecek misin? 
Tabii ki edeceğim. Şu anda birkaç markayla çalışıyorum, ayrıca ‘on iki oda’ serisini devam ettiriyorum ama fırsat buldukça seyahat ettikçe gördüklerimi nakışlayacağım. Çünkü nakış işlemek gerçek bir sanat ve keyif aldığınız işi yapmak gerçek mutluluk… Ülkenizde de kanaviçe sanatı yaygınmış. Bir gün gelip yakından incelemek isterim. Umarım okurlarınıza fikir verebilmişimdir.