Ahmet Münir Eren - ahmetmunir.eren@tg.com.tr

Cumalıkızık âdeta masal diyarı. Öyleyse “evvel zaman içinde…” diye girelim mevzuya. Kalbur da saman içinde olsun ayrıca. Demir cevherinin hunharca işlenmediği atom numarasının 26 diye fişlenmediği, hatta simgesinin “Fe” olarak düşlenmediği yıllara gidelim. Ki mızrak, nacak, balta gibi araçlarda prim yapan demir açgözlülerin iştahını kabartıp altın çağına ulaşmamıştır daha. Çimento keşfedilmemiş henüz, beton girmemiş hayata. 
Ademoğlu evvellini ve ahirini teşkil eden toprakla arasına mesafe koymamış, hamuru çamur olan kerpice ulaşmak için suyu, toprağı ve samanı boca edip yoğururmuş kolayca. Meskenin ham maddesi toprak, bakın hele şu kolaylığa. Yer beton gök demir olmazdan evvel yani, hani evvel zaman içinde diye başlamıştık ya... Cumalıkızık zamanın fiskesinden, mevsimlerin öfkesinden sıyrılıp günümüze ulaşan bir belde. Masallar yakışıyor ona.

BEŞİBİRYERDE
Biliyorsunuz Selçuklular Sivas’ta, Kayseri’de, Konya’da serpilirler, Osmanlı ise sokulur Bilecik’le, Bursa’ya. Kayıların ardından Kızıklar da Uludağ eteklerini mekân tutar. Cumalıkızık, Değirmenlikızık, Derekızık, Hamamlıkızık, Fidyekızık isminde beş şirin köy kurarlar. Çevredeki Kızık köyleri cuma günleri burada toplanır, saf tutarlar omuz omuza.
Zamanla Kayılardan kız alıp dünür olurlar. Boy boylar, soy soylar, her Türk gibi hakana itaat eder, fitneye fesada kulak asmazlar. Devlete er yetiştirir, hizmet ederler dine, millete, vatana. 
Aradan uzuuun asırlar geçer. Derken Yunan ordusu havaliyi işgal eder ve can yakmaya başlar. Kızıklar esarete boyun eğmez, cesaretle karşı koyarlar. Kafire eğilmektense ölmek yeğdir der dik dururlar. 
Cumalıkızık diğer Kızık köylerinden daha şanslıdır. Muhtar tetik davranmış, işgalcilere karşı çeteleri yardıma çağırmıştır zira. Bir anda başlayan çatışma ahalinin desteği ile zafere dönüşür. Topa tüfeğe karşı taş ve sopayla mukavemet eder, çok sayıda şehit verseler de Yunan’ı hüsrana uğratırlar.  
İşte Cumalıkızık’ın gün görmüş ihtiyarları o günleri acı acı anlatır dostlara. Evet evler allı morludur ama renkli boyaları kazıyın hüzün fışkıracaktır altından.

UFAK TEFEK TAŞLARI…
 Köyün daracık, taş döşeli, yollarında, dururken bile yürüyor gibisinizdir adeta. Boşlukta asılı cumbalara ister sokakların rasathanesi deyin ister gölgelik, sığınma imkanı sunar yağmurda kalanlara üstelik.
Üç katlı evlerin üst katı yazlık, ortası kışlık, altı ahır yahut samanlık. Bacalar tuğla, kiremitler alaturka, saçaklar kuşların istilası altında…
Demir tokmaklı kapıdan girdiniz diyelim. Tırabzana tutunarak adımlıyorsunuz, gıcırtılı merdiven yolculuğu ve küpeşteden destek alınarak ulaşılan sofa. Sedir yahut ardıç düverlerin üzerine oturmuş mekana girince derin bir nefes alın, tarihi koklayın doyasıya. Orada bir oda, şurada bir oda, sanki imkan bulundukça eklenmiş sıra sıra. Gelinler alındıkça, torunlar doğdukça. 
Yazın yayla gibi serin, kışın ılıcık sıcacık, adı üzerinde yuva. 
Yüklüklere yüklenen yapağı döşekler, soluk minderler, ninelerden kalma heybeler, kilimler. Eşyanın da akıbeti bir olmuyor. Tarihi evin talihi yaver gidenleri diyebiliriz bunlara. 

PENCERESİ CAM CAMA
 Kapı çalıp biz geldik demeye ne hacet, aç camını yareninle sohbet et. Teyzeler börülce kırsın, pirinç ayıklasın, haneler arası demlensin muhabbet. Kumruları da unutmayın, bulgur koyun saksılara, asmalar yeşerdi mi sarmalıklar salamuraya. 
Şimdi yumun gözünüzü kar yağdığını hayal edin lapa lapa. Beyaz taneler sarışın sokak lambasını perdelerken acı soğuk, macunu kurumuş camlarınızda ıslıklar çalsın mesela. Güğümden kızgın sobaya düşen damlalar cızıldayarak buharlaşsın, meşe odunları çatır çatır çatırdasın. Ve alevlerin kızıl şavkı oynaşsın ahşap tavanlarda. 
Cumalıkızık’ın sağı solu kestane ormanı. İster misiniz birkaç tanesini bırakalım kuzinenin kenarına. Bu sobalar vefakârdır malum, böreğinizi çöreğinizi gönül rahatlığıyla teslim edebilirsiniz, üstelik mis gibi odun kokacaktır çıkınca. Eh şöyle hakiki köy unundan gözleme de ne yenirdi ama.
Cumalıkızık’ta gözleme bazlama yemek için yerlisi olmanız gerekmiyor. Teyzelerin elinden oklava düşmüyor, en hasını yapıyor, sunuyorlar dostlara. Hem de demli çaylarla, köpüklü ayranlarla.