Gazeteci Kadir Can’ın objektifinden yansıyarak albüm haline getirilen “Çarşı - Pazar İstanbul”  kitabında son 40 yılda İstanbul’un merkezi yerleri ve sokak aralarındaki çarşı ve pazarlarda çekilen siyah-beyaz ve renkli fotoğraflar bulunuyor. 
Fotoğraflarla İstanbul’a farklı bir pencereden bakmak için görsel bir şölen sunan kitap, o günleri yaşayanlar için nostalji, artık internet üzerinden alışveriş yapan genç nesiller için de İstanbul’un nereden nereye geldiğinin belgesi niteliğinde hazırlandı. Toptan satışların yapıldığı Haliç kıyısındaki sebze meyve hali, Topkapı’daki kavun karpuz hali, işportadan kıyafetleri cami avlusu ya da dolap içinde prova edenler, Eminönü’nde gazete kağıdına sarılarak satılan sakatatlar, her bayram öncesi meydanları dolduran fakat sonradan teknolojiye yenilen kartpostllar ve çok daha fazlası bu kitapta yer alıyor.
Pazar ve bayram günleri Eminönü Meydanı işportacılarındı. Yeni Cami ile Mısır Çarşısı’nın arasındaki “Enayiler Parkı” da İstanbul’un en renkli yeri olurdu. Kimi kudret narının nimetlerini, kimi elindeki bitki köklerinin özelliklerini bir diğeri de herkesin görebilmesi için eliyle havaya kaldırdığı kavanozdaki sülüklerin faydalarını anlatırdı.  
İşportanın Masum Yılları 
İstanbul’un ister 50, ister 100 yıl önceki fotoğraflarına baktığımızda Eminönü en kalabalık yer olarak görülüyor. Anadolu’dan gelip umduğunu bulamayanlar, işsizler ve aldıkları maaşla ay başını getiremeyen işçilerle memurların 1980’li yılların başına kadar genelde tekstile yönelik işportacılıkları oldukça masum sayılabilecek düzeydeydi. İki üç kişi bir araya gelip işportacılığa karar verdiklerinde genellikle ilk iş olarak kendilerine branda veya benzeri kumaştan “paraşüt” yaparlardı. Onların “Paraşüt”ü havacılarınkinin aksine can değil mal kurtarmaya yarıyordu. Kar veya yağmur başladığında, zabıtalar göründüğünde o ana kadar üzerine yayılan mallara tezgâh olan paraşüt, dört tarafındaki iplerle kaldırılıp olay mahallinden âdeta uçurularak kaçırılırdı.