Acıyı ve sevinci birlikte yaşamış, yokluk zamanlarında yanında hep Türk halkını bulmuş bir millet Boşnaklar. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilmesiyle elimizden çıkan Balkanlar’da, en büyük hüzünlerin yaşandığı yer hiç şüphesiz ki Bosna-Hersek’in başkenti Saraybosna. 
Hırvatları ve Sırpları Boşnaklarla aynı çatı altında yaşatan hikmet Osmanlı hoşgörüsüydü. 
TELVE ALTINDAKİ YILDIZ
 Saraybosna’da güzelliğiyle dillere destan ‘Başçarşı’da, lezzeti dünyanın dört bir yanına yayılmış ‘Boşnak Kahvesi’ bulunur. Kokusu hava olur sarar köşe bucağı, içmem diyeni burnundan alır götürür dükkâna... 
Rivayet odur ki, bir gün Başçarşı’daki bir kahvehanede Boşnaklar ve Sırplar ayrı masalarda oturmuş kahvelerini yudumlar. Sırplardan birinin aklındaki hinlik günümüzde hâlâ yaşatılan bir geleneği ortaya çıkarır. Güya kahve fincanının kulpu üç parmakla tutulduğunda istavroz şeklini alır. İddiayı ortaya atan Sırp, ‘Siz bizim zafer işaretimizi (üç parmak selamı) yapıyorsunuz’ der. İşin aslı öyle olmasa da bu sözün üzerine Boşnaklar kulpsuz fincan tasarlar. Kahve içerken baş parmak ve işaret parmağınızla tuttuğunuzda hilal ortaya çıkar. Kahve bitiminde ise telvenin altından bir yıldız doğar. 
90’lar, Sırpların Müslüman halka en ağır zulümleri yaşattığı yıllardır. Ardı arkası kesilmeyen cinayetler huzuru bozar, bir millet tüm dünyanın gözü önünde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Sırplar, bazı Boşnakların ‘Çetnik selamı’ vermesi için yüzük ve serçe parmağını keser. Bosna yaşadığı acılara rağmen manevi değerlerini yaşatır. En basit kahve fincanında bile bunu tüm dünyaya gösterir. Başçarşı’ya gelen on binlerce turist bu fincan takımlarını hediye olarak alır sevdiklerine. 
Yaşadıkları zor günlere bakınca, Boşnak kahvesinin acısı da, hatırı da farklıdır!

Raşit Ağzıkara