Talip KARAKAŞ

Dünya tarihini araştırdığınızda birçok yol Anadolu’ya çıkar. Hele söz konusu yer eski kıta Avrupa ise... Mesela, Fransa’nın beşinci büyük şehri olan Nice’i tarih sahnesine çıkaranlar da Anadolulu... Akdeniz sahilinde, Marsilya ile Cenova arasında yer alan bu güzel tatil kentini Foçalılar kurmuş... Hikayesini kısaca anlatayım. Lidyalıların parayı bulmasıyla bütün ticari dengeler değişir. Anadolu git gide zenginleşir. Bunu duyan Persler, yağma için harekete geçer. Meşhur Pers istilası da böyle başlar. O zaman Ege’de kendi halinde yaşayan Foçalılar, istiladan kurtulmak için Akdeniz’e açılır. Şimdi Nice’in yer aldığı bölgeye gelirler. Burada yeni bir şehir inşa ederler. İşte orası Nice’dir. 

Foçalılar’ın ırkı konusunda kesin bir bilgi yok ama Yunan olduklarına dair rivayetler fazla. Ardından bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden olan kent, birkaç yüzyıl boyunca Fransa ve İtalya’daki hanedanlıklar arasında el değiştirir. Sonunda 1861 yılında Fransa’nın hakimiyeti altına girmeyi kabul ederler. Paris’e bağlılar ama geleneklerinden ve tarihlerinden kopmuş değiller. Türkçesiyle Nisliler olarak biliniyorlar ve hâlâ kendi dilleri var. 

Yeşil ve denizin muhteşem buluşmasına şahitlek eden şehirden Cannes ve Monaco’ya da geçiş yapabilmek mümkün. Çünkü Monaco’ya 10 kilometre mesafede, İtalya sınırına 30 kilometre... Nüfusu 350 bin civarında. İklimi yumuşak. Yıl boyu sıcaklık ortalaması 18-20 derece. En güzel zamanları mayıs ve eylül ayları. Tabii çok sıcak sevmeyenler için geçerli. Sahilleri kumlu değil, taşlı... 

Güvenlik sıkıntısı yok. Son derece güvenli... Fransa’daki son eylemlerden en az etkilenen yer. Çalışanların çoğu hizmet sektöründe ve sendikalı değil. Bu yüzden iş bırakma eylemi yapma gibi lüksleri yok. Irkçılık biraz ağır bastığından göçmen görmek zor ancak zengin olan için kesinlikle geçerli değil. Parası olsun da taştan olsun... Zaten özellikle Avrupa’nın kalburüstü insanlarının çoğunun yazlığı ya da evi mevcut. Yeme içmede problem yok. Bizim mutfağa pek yabancı değil. Fakat fiyatlar orta direk için biraz pahalı.

Öyle anlatıldığı gibi kibirli insanlar değiller. Herkes sıcakkanlı, güleryüzlü. Kimsenin kimseye karıştığı da yok. İngilizce ile birçok işinizi rahatlıkla halledebiliyorsunuz. Kültür turu isteyenlere hitap edecek müze ve tarihi yapılar da dikkat çekici.