Murat ÖZTEKİN

İsmail Saib Sencer, Türkiye’de çok tanınmasa da şöhreti sınırlarımızın ötesine taşmış gizli ilim kahramanlarından... Sencer kendisine ne sorulursa sorulsun durmaksızın cevap verdiği için “Ayaklı kütüphane”, “canlı bibliyografya” ve “fihrist-i ulum” diye anıldı. Türkiye’de rejimin değiştiği yıllarda Darülfünun Edebiyat Fakültesinde ders verirken inançları için kendisini Beyazıt Umumi Kütüphanesine kapattı. Kütüphane müdürlüğü yaparken Türkiye’deki entelektüel kesime ışık tutan Sencer’e İsveç Başbakanı bile hayran oldu. Mütevazı şahsiyeti sebebiyle çok tanınmayan Sencer’in bugüne kadar yazılmamış hayatı ilk defa tarihçi Zafer Bilgi tarafından kaleme alındı. Nevi şahsına münhasır biri olan Sencer’in hayatını “İsmail Saib Sencer- Ayaklı Kütüphane” isimli kitapta Mihrabad Yayınları etiketiyle gün yüzüne çıkaran Bilgi ile eserini konuştuk...

KİTAPLARIN VE KEDİLERİN ARASINDA...

İsmail Saib Sencer’in hayatı boyunca Melami bir tavırla kendisini gizlediğini söyleyen Bilgi “Üniversitedeyken Sencer’in büyük bir âlim olduğunu okumuştum ama kitaplarda hakkında çok fazla bilgi bulunmuyordu. Merakla hayatını araştırmaya başladım. O yıllarda hakkında bir kitap yazmaya karar vermiştim bile. Hayatını keşfettikçe İsmail Sencer’e hayran olmaya başladım” diyor.

Bilgi, Sencer’i de şu sözlerle anlatıyor: İsmail Saib Sencer, oldukça sıra dışı bir isim. İstanbul’da Arapça, hukuk, tıp ve eczacılık gibi farklı sahalarda ilim tahsil etmiş. Hocalık yaparken, şapka inkılabı olunca Beyazıt Devlet Kütüphanesine kapanarak kitapların ve kedilerin arasında bir ömür geçirmeye başlamış. Zihni çok berrak olduğu için okuduğu her kitabı kolayca hafızasına atabilmiş. Bu yüzden ‘hafız-ı kütüp’ diye anılmış. Kendisine bir sual sorulduğunda, her defasında ‘Bunun cevabı kütüphanenin falan kısmındaki kitabın, falan sayfasında yazıyor’ diye cevap verebiliyormuş. Âdeta devrin Google’ı gibiymiş. Tıpkı Ebu Hureyre hazretleri gibi kedilere karşı da çok merhametliymiş; onları besler, üzerinde dolaşmalarına hiç ses etmezmiş. Kütüphanede kalır, geceleri iki masayı birleştirip üzerine yatak kurarak, kitap kokuları içerisinde uyurmuş. Batı dillerini bilmesine ve çok âlim olmasına rağmen mütevazı karakterinden ötürü kitap yazmamış. Fakat Süheyl Ünver’den İsmail Hami Danişmend’e, İbnü’l-Emin Mahmut Kemal’den Fuat Köprülü’ye kadar birçok isme rehberlik etmiş. 

İNÖNÜ DEĞİL İSVEÇ BAŞBAKANI TANIMIŞ

İsmail Saib Sencer’in yabancılara da çok tesir ettiğini söyleyen Zafer Bilgi şu tarihî hadiseyi aktarıyor: 1940’lı yıllarda İsveç’te başbakanlık yapan Per Albin Hansson, öğrencilik zamanında İstanbul’da Saib Sencer ile tanışmış. Kendisinden çok istifade eden Hansson, İsveç’e döndükten yıllar sonra başbakan olmuş. Fakat İsmail Saib Hoca’yı hiç unutmamış. Sencer’in öldüğünü haber alınca İsmet İnönü’ye “İlmin başı sağ olsun…” diye taziye telgrafı çekmiş. Tabii İnönü böyle bir kişinin varlığından bile haberdar değil. Emri verip, kendisini araştırtınca çok şaşırmış. Düşünün bizim politikacılarımız, İsveç Başbakanı kadar onu tanımıyordu.

"VİRGÜLÜNE KADAR YAZDIRIRDI"

Tarihçi Bilgi, Saib Sencer’in “Ayaklı Kütüphane” denilecek kadar güçlü bir hafızasının olmasını şu enteresan hikâyeyle anlatıyor: Sencer Hoca’nın bir talebesinin araştırma için acil bir kitaba ihtiyacı varmış. Bu eseri bulmuş ama kitabın başı ve sonu kayıpmış. “Ne yapacağım” diye düşünürken İsmail Saib’e giderek yardım istemiş. İsmail Saib Hoca “Otur bakalım” deyip, kitabın başını ve sonunu talebeye yazdırmış. O talebe böylece araştırmasını tamamlayabilmiş. Yıllar sonra başı ve sonu olmayan o kitapla bir kütüphanede karşılaşmış. Heyecanla eve götürüp Saib hocanın kendisine yazdırdıklarıyla karşılaştırmış. Görmüş ki Sencer’in yazdırdıkları virgülüne kadar orijinal kitabın aynısı...