Murat Öztekin

Alalı, cicoz, çini, bozanak, vızırdak... Bu isimler hayatlarımızdan silinmiş bir nesneye, topaca ait. Yazar ve ressam Remzi Karabulut, artık ortalıklarda pek görmediğimiz bu kadim oyuncağın peşine düşmüş yıllar yılı. Topaçların eski numunelerini, isimlerini, efsanelerini toplayıp; hikâye, resim ve heykellerine yansıtmış onları… Onlarca çeşitte, binlerce topacın bulunduğu bir koleksiyon meydana getirmiş Karabulut... Şimdi elindeki bu nesneleri çeşitli yerlerde görücüye çıkaran, önceki günlerde de İstanbul'da ‘Kaytansız Dünya’ isimli bir sergiye imza atan Karabulut ile topaçları konuştuk...
Yazar Karabulut, topaçlara olan merakının kaynağını şöyle anlatıyor: Çocukken hiç topacım hatta oyuncağım bile olmamıştı. Bir gün arkadaşım yaralı bir topacını bana hediye etti. Ancak bu topacı çevirebileceğim kaytanım, yani ipim yoktu. Ben de topacı tek elimle döndürmeye başladım. Derken bu hırsla ustalaştım, ellerimle herkesi yener oldum.

SENELERDİR TOPLUYOR
"Topaç toplamaya başladığımda, bu işin nereye gideceğini bilmiyordum" diyen Remzi Karabulut sözlerine şöyle devam ediyor: Yaklaşık 40 senedir her gördüğüm yerde topaç satın aldım. Bazen yaptırdım, bazen de merakımı bilen dostlarım bana topaç hediye etti. Sonra ben de farklı topaçlar imal etmeye başladım. Ardından, içerisinden topaçların geçtiği hikâyeler yazıp, 'Kaytansızlar' isimli kitabımda bir araya getirdim. Resim denemeleri yaparak topaç tabloları da ortaya çıkardım.

ACABA TOPAÇ OLUR MU?
Koleksiyonunda ahşap, cam, mermer, gümüş ve kemik gibi materyallerden yaklaşık 3 bine yakın topaç olduğunu söyleyen Karabulut “Her nesneye bundan topaç olur mu gözüyle bakıyorum. İçimdeki çocuk çok iddialı; ben bu renkli oyuncağın unutulmasına izin vermeyeceğim" ifadelerini kullanıyor. Hâlâ topaçlarla oynadığını da söyleyen Karabulut "Âdeta bir çocuk benimle geziyor. Hâlâ iş yerimde ve evimde topaçlarla oynuyorum, her şeyi döndürüyorum. Dünya dönüyor, topaçlar da dönüyor..." diyor.

Topaç müzesi kuracak
Karabulut “Bu üniversal oyuncak inanılmaz bir güce sahip. Resimlerini yapmak, hikâyelerini yazmak, filmlerini çekmek isteyenler için sınırsız bir kaynağı var. Yerinde durmak istemeyen, hep hayatın olup bizimle devinim hâlinde olmak arzusuyla bize göz eden böyle bir objenin sanata yansımaması mümkün değil. Benim de paylaşmak gibi bir derdim var. Topaçları başka ülkelerde sergiledikten sonra oyuncak ve topaç müzesi kurmak istiyorum" diyor.

Onlarca ismi var
Anadolu'nun farklı yörelerinde, topaçlara farklı isimlerin verildiğini söyleyen Karabulut "Türkiye'de topacın onlarca ismi var. Mesela Çukurova'da 'fırıldak', Bursa'nın bazı yerlerinde 'zoba' denilmiş. Ancak bu kadar çeşitli isme rağmen memleketimizde topaçlar hep tek düze yapılmış. Uzak Doğu'da ise topaçlarda enteresan malzemeler kullanılıp, değişik şekillerde üretilebiliyor. Topaç, kim olursanız olun sizi çocukluğunuza götürüyor. Geçenlerde bir festivalde, 80 yaşındaki bir kadın yanıma gelerek, "Oğlum o öyle atılmaz" deyip elimdeki topacı aldı ve hiç bakmadan atıp, enteresan bir şekilde çevirdi. Hepimiz buna şaşırdık" diye konuşuyor.