Kasırga ve fırtınalar bize uzak felaketler olsa da Amerikalıların en dehşetli kâbusları... Bu sebeple ‘Yarından Sonra’ ve Twister’ gibi filmlerde ‘Amerikan Korkusu’na çarpıcı bir şekilde temas edildi. ‘Hızlı ve Öfkeli’nin ilk filminin yönetmeni Rob Cohen de bugün gösterime giren ‘Kasırgada Vurgun’ (The Hurricane Heist) filmiyle tabii felaketin içerisine süratli bir soygun hikâyesi ilave etti. 
Filmde Maggie Grace, Toby Kebbell, Ryan Kwanten, Ralph Ineson, Melissa Bolona ve Ben Cross rol alıyor. Yönetmen Cohen’in eseri, akıllara 1998 yapımı ‘Sel’i (Hard Rain) getiriyor.

MISSISSIPPI UÇUYOR!
Maziden acılı bir hikâyeyle açılan filmde, Mississippi’de hava şartları anormalleşmiş, felakete ramak vardır. Şehrin şerifi de insanlara evlerini terk etmeleri gerektiğini söylüyor. Herkes hayatta kalabilmek için bölgeden uzaklaşırken aksine bir kaç tır oraya yaklaşmaya çalışıyor. Zira ABD hazine ajanları, tırların içerisindeki milyonlarca yıpranmış doları, imha edilmek üzere bölgedeki ABD Hazine tesisine ulaştırmalı. Ancak paralar teslim edildiğinde tesiste garip teknik arızalar yaşanamaya başlıyor. Nihayetinde bütün bunların sebebi anlaşılıyor. “Kurt dumanlı havayı sever”; bir grup tam kasırganın öncesinde paraların imha edildiği tesis soymak için baskın yapıyor. Üstelik içerideki adamlardan bazıları da onlardan... 

CASEY’NİN PEŞİNDE…
Ancak plan tıkırında yol almışken, kasanın şifresinin değiştirilmiş olduğu anlaşılıyor. Bu noktada gözler paraların mesuliyeti üzerinde olan hazine ajanı Casey’e çevriliyor. Soyguncu ekip, Casey’den şifreyi almak için bir kedi fare oyunu başlatıyor. Bu kavgaya kasabanın yerlisi olan meteoroloji uzmanı Will ile teknisyen kardeşi de dâhil oluyor. Rehineleri kurtarıp aynı zamanda paraları da vermeye niyetli olmayan Casey, arkadaşlarıyla tabii felaketin ortasında kalıyor.

Hızlı ve Öfkeli havasında!

‘Kasırgada Vurgun’ sinemada sadece aksiyon arayanlara cevap veren bir eser.  Yönetmen Rob Cohen, ‘Hızlı ve Öfkeli’deki “ruhu” bu defa fırtınanın içerisine dâhil ediyor. Filmde sinemada daha önce defalarca gördüğümüz şeyler tekrarlanıyor. Üstelik bu, kalite düzeyi düşük bir görsellikle yansıtılıyor. Hassaten kasırganın dehşetini tasvir etmek için kullanılan efektler, oldukça amatör kalıyor. (Uçan evlerin arasında öylece duran ağaçlar görebilirsiniz!) Bir de bu karmaşanın içerisine Maggie Grace üzerinden, sırıtan bir “güçlü kadın” portresi dâhil ediliyor. Film birçok unsuruyla 90’lardan fırlamış gibi duruyor. Ama bunlara rağmen bazı oyunculuklar (Grace’inki dâhil) vasatın üzerinde. Netice olarak ‘Kasırgada Vurgun’, Mark Twain’in sözünden başka çok fazla fikrî şey ihtiva etmiyor ama eğlence cihetiyle seyirciyi tatmin edecek, süratli bir film olarak adını yazdırıyor.