MURAT ÖZTEKİN
Bişkek / Kırgızistan

Türkiye ve Kırgızistan, mesafe ölçüleriyle birbirine çok uzak ama değerleri ve ananevi kültürleriyle iç içe iki memleket… Hikâye ve kahramanları ortak, duygusallıkları ve heyecanları aynı… Ancak politik sebeplerden ötürü yarım asırdan fazla bir zaman ayrı kalan iki devlet, şimdi sinema organizasyonlarıyla yeniden kucaklaşıyor. Yerli Düşünce Derneği, Türk coğrafyalarında ve ‘Evlad-ı Fatihan’ın yaşadığı Balkanlarda, Türk filmleri haftaları tertipliyor. Soydaşlarımızla Türk filmlerini ve sinemacılarımızı buluşturan faaliyetlerin son durağı ise Kırgızistan’ın başşehri Bişkek’ti.
Benim de iştirak etme şansını yakaladığım, geçtiğimiz günlerde yapılan 2. Kırgızistan Türk Filmleri Haftası, kültürel bir kucaklaşmaydı âdeta… Organizasyona Türkiye’den Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Yerli Düşünce Derneği Genel Başkanı ve AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, Diriliş Ertuğrul oyuncusu Sezgin Erdemir, oyuncu Burak Demir ve sinemacılar katıldı.
Türk sinemasının eski ve yeni eserlerinin Bişkek sinemalarında gösterildiği faaliyette; toplantılar yapıldı, Türk dünyası için ortak bir sinema fikri masaya yatırıldı. Ata yurdundaki festivallerin arkasında ise idealist yönetmen Öner Kılıç vardı.
Dört ülkede dokuz defa yapılan festivallere, 2010 yılında Ankara’da Türk Dünyası Film Haftası adıyla başladıklarını söyleyen Kılıç “Avrupa’da ve Amerika’da film festivalleri tertipleniyordu. Ama kendi kültür coğrafyamızda sinema faaliyetimiz yoktu. Bunu doğrudan Türk cumhuriyetlerinde yapmanın daha doğru olduğunu düşündük” şeklinde konuşuyor. Yönetmen Kılıç maksatlarını ise şöyle anlatıyor: Beş bin yıllık ‘amca çocuklarımız’ olan bu insanlarla kendi kültür coğrafyamızda bir araya gelmek istiyoruz. Sevinç ve üzüntülerimiz aynı olduğu için Türkiye’de çekilen filmler, Orta Asya’da çok beğeniliyor. Türk cumhuriyetleriyle aramızda binlerce km uzaklık olsa da, onlarla yüz küsur sene ayrı kalmış olsak da hayata bakışımız aynı.



SEKİZ FİLM YOLDA
Öner Kılıç, yaptıkları sinema festivallerinin meyve vermeye başladığını söylüyor. Kılıç şunları anlatıyor: Henüz realiteye geçmedi ama ortak film olarak çekilecek, senaryo aşamasında 8 tane proje var. Mesela, Sultan Baybars filmi için görüşmeler sürüyor.
Türk soydaşlarımızla birlikte filmini yapabileceğimiz çok fazla ortak hikâyemiz olduğunun altını çizen Kılıç “Batılılar gibi hayalî kahramanlar üretmemize lüzum yok. Zaten ortak kahramanlarımız mevcut. Mesela aynı kahramana, Türkiye Türkleri ‘Nasreddin Hoca’ diyor, Özbekler ‘Molla Nasreddin’ adıyla biliyor, Türkmenler ‘Hoca Nasreddin’ diye tanıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

YESEVİ’NİN HAYATI FİLM OLMALI
Kılıç, en önce Hoca Ahmed Yesevi’nin hayatının beyazperdeye taşınması gerektiğini belirterek şunları söylüyor: Alperenleriyle Anadolu’ya İslam’ı yayan Hoca Ahmed Yesevi’yi hakkıyla sinemaya taşımamız lazım. Zira Hoca Ahmed Yesevi’nin talebelerini bu topraklara gönderdiği dönem günümüzden farklı değildi.  Şimdi Orta Doğu’da nasıl kaos varsa o zaman da aynı şekilde savaşlar yaşanıyordu. Alperenler, İslam’ı Türklerin hoşgörülü ahlakıyla anlattılar. O anlatılanları da bugün öğrenmeye çok ihtiyacımız var.
Türk kahramanlarının Batı’daki başka karakterlere ilham kaynağı olduğunu savunan Öner Kılıç “Dede Korkut, bizim kültürel kimliğimiz. Ancak Hollywood yapımı Yüzüklerin Efendisi’nde âdeta Dede Korkut’u alıp ‘Gandalf’ karakterine dönüştürdüler. Dede Korkut hikâyelerini okuyun, sonra o film serisini tahlil edin; bilge karakterin aşırma olduğunu göreceksiniz. Duruşu, yol göstericiliği ve kerametleri aynı. Bu da gösteriyor ki, biz kahramanlarımıza sahip çıkmayınca başkaları alıyor” diyor.

Türk dünyası sinema birliği!
Şu ana kadar birkaç projenin dışında Türk dünyasında ortak bir sinema filminin yapılamadığını anlatan Öner Kılıç “Sinema pahalı bir sektör. İyi film için iyi bir bütçe lazım. Bu yüzden Avrupa’daki Eurimages gibi Türk dünyasına maddi destek sağlayacak ortak sinema fonu meydana getirmek gerekiyor. Biz bu proje için çalışma yürüttük ve belli bir noktaya da geldik. Türk Dili Konuşanlar Parlamento Birliği, siyasi destek verdi ve bir memorandum hazırladık. İnşallah önümüzdeki sene netice alacağız. Eğer bu başarılırsa Anadolu’daki genç bir sinemacı ile Kırgızistan’daki meslektaşları ortak bir filme imza atabilecekler” ifadelerini kullanıyor.

Ahmed Yesevi’yi bütün dünyaya anlatmalıyız
Kültür Bakanı olduğu dönemde Türk Filmleri Haftası’nın mimarlarından olan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu da şunları söyledi: Kültürel faaliyetler, devletlerin birbirine yakınlaşmasının sihirli bir anahtarıdır. Ben Kültür ve Turizm Bakanı iken istedim ki; Tanrı Dağı’ndan inenlerin çocukları sinema yoluyla; dünlerini, bugünlerini ve hayallerini öğrensinler. Keşke Ahmed Yesevi hazretlerinin hayatı bütün dünyaya sunulsa, Şah-ı Nakşibend’i ve İmam Maturidi’yi tekrar dünyaya anlatabilsek, ortak atamız Sultan Alparslan’ın hayatını film yapabilsek. Benim hayalim budur.