Nijerya'nın kuzeyinde Hausalar ve Fulaniler, güney batısında Yorubalar, güneydoğusunda da İgbolar başta olmak üzere birçok kabile, kendilerine özgü kültürel özelliklerini yaşatmaya devam ediyor.

Nijerya Kültür ve Sanat Başkanlığı Abuja Koordinatörü Muhammad Süleyman, ülkesinin kültürel yapısı ve sanat eserleriyle ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada Nijerya'nın Afrika kıtasının bir minyatürü olduğunu ve çok farklı kültürel ve sanatsal özellikleri barındırdığını dile getirdi.

"Nijerya'ya her gelen kabile kendi kültürünü de getirdi"

Halihazırda yaklaşık 200 milyon nüfusa sahip ülkenin 1914'ten itibaren tanınmaya başlandığını anımsatan Süleyman, "O yıllara kadar Afrika kıtasında sınır kavramı yoktu ve kabileler de istediği gibi göç edebiliyordu. Bu açıdan Nijerya göçebe kabilelerin merkezi konumundaydı. Nijerya'ya her gelen kabile, kendi kültürünü de getirdi ve bu süreçte ülke, Afrika'nın birçok özelliğini sınırlarında barındırmaya başladı." dedi.

Güneyde Benin Krallığı ve kuzeyde Kanem-Bornu İmparatorluğu'nun kurulduğunu aktaran Süleyman, bu imparatorlukların Afrika'nın diğer bölgeleri ile etkileşim halinde olduğunu anlattı.

Süleyman, özellikle 14. yüzyıldan itibaren Kanem-Bornu İmparatorluğu'nun, ülkenin kuzeyinde etkili olarak Arap-İslam kültürünün Nijerya'ya taşınmasında ve Sahra Çölü üzerinden Akdeniz dünyası ile ticari temas kurulmasında köprü görevi gördüğünü söyledi.

12. asırdan kalan Benin Krallığı'na ait bronz heykeller

Benin Krallığı ile ilgili bilgi veren Süleyman, "Ülkenin güneyinde 12. asırdan itibaren etkili olan Benin Krallığı'na ait bronz heykeller günümüze kadar varlığını korumuştur. Afrika'nın diğer bölgelerinde de rastlayabileceğiniz bu heykellerin örneklerini British Museum'da görebilirsiniz." diye konuştu.

Ülkenin Afrika'daki diğer kültürlerle etkileşimine örnek veren Süleyman, "Ülkenin kuzeyi, Arap-İslam kültürü açısından önemli bir geçiş noktasıdır. Mesela Nijerya'da 'tie die' olarak kullanılan kumaş aslında Mali'den gelmiştir. Günümüzde Fulani olarak bilinen kabilenin de aslında kıtanın doğusundan geldiği söylenmekte ve bu kabileye mensup insanlar kına ile deri üzerine çok güzel desenler yapabilmekte." dedi.

Nijerya'nın kültürel ve sanatsal anlamda zengin bir ülke olduğuna ancak bu farklılığın ayrıştırıcı unsur olarak zaman zaman çatışmalara yol açtığına işaret eden Süleyman, "Nijeryalıları bir araya getiren tek şey kültürdür ancak son zamanlarda bazı kişiler kültürel farklılıkları kullanarak çatışma ortamı oluşturmaya çalışıyor." ifadelerini kullandı.

Tarihçiler, bağımsızlık öncesi Nijerya'da köle ticaretinin ülkedeki kültürel zenginliğin artmasında etkili olduğunu vurgulayarak Avrupalı köle tacirlerine satılmak üzere Afrika'nın diğer bölgelerinden getirilen farklı kabilelere mensup kölelerin Nijerya'da kalarak kendi kültürlerini günümüze kadar yaşattıklarını dile getiriyor.

Ahşap mobilyalar, takılar, resimler, maskeler ve kumaşlar

Şans getirmesi için farklı taş, hayvan kemik ve dişlerinden yapılan takılar, yerel dinlere mensup kabilelerin dini törenlerde kullanmak için biçim verdiği çeşitli heykeller, kutlama törenlerinde yapılan danslar, Nijerya kültürünün sadece küçük bir parçasını oluşturuyor.

Nijerya'da resim sanatı, el yapımı kumaş işlemeciliği ve ağaç mobilyalar da Nijerya'nın kültür ve sanat zenginliğine katkıda bulunuyor.

Ülkenin en büyük kabilelerinden Yorubaların Hristiyanlık öncesi yerel dinlere mensup oldukları zamanlardan kalma ve cenaze merasimlerinde kullandıkları ahşap oymalı maskeler, farklı desen ve renkleriyle günümüzde sanat eseri olarak kabul ediliyor.

Nijerya Kültür ve Sanat Başkanlığı Sanat Öğretmeni Joseph Jabo da Nijeryalıların sanata büyük ilgi duyduğunu, özellikle heykel, resim, el yapımı ağaç mobilyalara ülkede sıkça rastlandığını dile getirdi.

Jabo, "Nijerya'nın neresine giderseniz gidin sanat ile ilgili kültürel parçalar bulabilirsiniz. Merkezde birçok Nijeryalı, resim ve heykel gibi farklı alanlarda eğitim alıyor ve çok güzel ürünler ortaya çıkarıyorlar." dedi.