MURAT ÖZTEKİN

Yavrum, Cenâb-ı Hakk bu dünyaya beni vazifeli olarak gönderdi… Bu sözler "artık bitti" denilen bir zamanda, hat sanatını tek başına yok olmaktan kurtaran, dünyaca meşhur sanatçımız Hamid Aytaç’a ait… Aytaç, yaklaşık 40 sene Cağaloğlu'ndaki Reşit Efendi Han'ında çalıştı. Büyük hattat, hanın avluya bakan minik bir odasında eserler meydana getirdi, talebeler yetiştirdi. Kâğıt ve mürekkep kokusuyla birlikte sayısız hatıra da sindi o mekânın duvarlarına... Ancak özel bir şahsa ait olan Reşit Efendi Hanı uzunca bir zamandır atıl durumda.

YENİDEN GÜNDEMDE
Restore edilip hattat Hamid adına bir müze yapılması istenen tarihî han, son İstanbul Kültür Çalıştayı’nda müze olsun teklifiyle yeniden gündeme gelmişti. Ancak bu teklife hattat Hamid'in yaşayan talebelerinden destek de var, eleştiri de… Binanın özel mülkiyet olması da bu fikrin gerçekleşmesine en büyük mani.

“ALLAH” YAZANI ATEŞ YAKAR MI?
 “Hattat Hamid, çok sevdiği hat sanatı yasaklanınca âdeta hayata kahretmişti. Ankara Caddesi’ndeki Reşit Efendi Hanı’na çekilmişti” diyen talebelerinden hattat Fuat Başar şunları anlatıyor: Hanı Ermeni bir vatandaştan satın alan şahıs ‘Hoca, burada ölene kadar yaz’ dedi. Hamid Hoca da yaklaşık 40 sene boyunca sanatını orada icra etti. Yazıhanesi ufacık bir yerdi; bir yazı masası ve çekyatın olduğu odada adım atacak yer yoktu.  İki defa o han yangın tehlikesi geçirdi. Hatta bir defasında alevler Hamid Hoca’nın katına doğru ilerledi. Ancak o, ‘Allah kelamı yazanı ateş yakmaz’ diyerek yerinden ayrılmadı, kıl kadar da zarar görmedi.
Hanın unutulmaz hatıralara şahitlik ettiğini kaydeden Başar “Bu mekân, hattat Hamid müzesi olmayı ziyadesiyle hak ediyor. Eminim ki talebeleri, ellerinde bulunan Hoca’ya ait yazıları ve eşyaları bağışlayacaktır” diyor.

BATI'DAKİ GİBİ OLMALI
Aytaç’ın ikinci kuşak talebelerinden hattat Selim Türk de , “Eğer 30’lu yıllarda Hamid Bey de bir kenara çekilseydi şimdi bu sanat Türkiye’de ve dünyada yoktu” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor: Reşit Efendi Hanı’ndaki oda, Hattat Hamid'in hem yazıhanesi hem de evi gibiydi. Hamid Hoca, handaki küçücük yazıhanesinden dünyanın hemen her tarafına yazılar yayılmıştı. Avusturya'nın Salzburg şehrinde tanınmış müzisyen Mozart'ın doğduğu ev var. Mozart o evde yaşamadığı hâlde, büyük bir müzeye dönüştürmüşler. Hâlbuki Hamid Aytaç’ın ömrünü geçirdiği Reşit Efendi Hanı müze olmaya daha layık. Yılda bir anma toplantısı yapmakla o büyük insan yâd edilmez.
Yine Aytaç’ın talebelerinden olan tanınmış hattat Savaş Çevik, müze fikrinin yerinde olduğu kanaatinde. Çevik “Batı ülkelerinde, tek bir sanatçıya ait müzeler var. Eğer bu gerçekleşebilirse çok güzel olur. Hamid Aytaç Hoca’nın ismi hattatlar tarafından yaşatılıyor. Ancak Hoca’nın herkes tarafından bilinmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

TALEBELERİYLE YAŞAYACAK
Hattat Hamid’in en meşhur talebelerinden Hüseyin Kutlu ise mekânın müze yapılması hususunda farklı düşünüyor. Reşit Efendi Hanı’nın Hamid Aytaç’ı yansıtmayacağını söyleyen Kutlu şöyle konuşuyor: Biz değerlerimizi müzelik yapmayız. Ben hattat Hamid’i yetiştirdiğim yetmiş civarındaki icazetli talebe ile yaşatıyorum. İnsanlar Hamid Bey’in ruhunu yâd edecek ne yapıyorlar?

YETERİNCE MÜZEMİZ YOK
Ülkemizde Barış Manço Müzesi gibi, bir isim için açılan müze sayısı çok az. Türkiye’deki toplam müze sayısı ise geçtiğimiz senenin rakamlarına göre 417, İstanbul'daki toplam müze sayısı ise 91... Bunlardan 19 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığına ait. 12'si TBMM bağlı Millî Saraylara, 3'ü TSK'ya, 4'ü Vakıflar Genel Müdürlüğüne, 9'u İBB'ye ve 9'u da üniversitelere ait. İstanbul’da 35 adet özel müze bulunuyor.