MURAT ÖZTEKİN

Bütün dünyada sosyo-ekonomik uçurumlar giderek derinleşirken adalet arayışı ve kanunları kendi başına tesis etme isteği de sinemanın vazgeçilmez “kurşunlarından” oluyor. Böylesi filmlerde de Bruce Wills ve Liam Neeson gibi belirli bir yaşı devirmiş isimler karşımıza çıkıyor. Hikâyeleri ve aksiyon dozları ile aslında çok farklı şeyler görmediğimiz bu filmler, yine de bazı seyircileri celbetmeyi başarıyor. Bu hafta gösterime giren “Adalet” (The Equalizer) serisinin ikinci filmi de aynı şablondaki bir eser. Yönetmenliğini Antoine Fuqua’nın üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda başta Denzel Washington olmak üzere Pedro Pascal, Melissa Leo, Bill Pullman ve Jonathan Scarfe gibi isimler yer alıyor. ‘Adalet 2’de yine eski CIA operasyon ajanı McCall, karşılaştığı yanlışları düzeltmeye çalışıyor. Tabii, yeni belalar da onu bekliyor. Serinin ilk filmi nispeten beğenilse de bu defa o tanıdık “ikinci film düşüşü” ile karşılaşıyoruz.

TAKKE TAKAN AJAN!
Karısını kaybeden McCall, hayatındaki boşluğu başkalarına yardım ederek doldurmaya çalışmakta olan bir adam. Mazisindeki kirli işlerin de bunda tesiri var. Film bu defa Türkiye’den bir sahne ile açılıyor. Sakallı ve takkeli olarak karşımıza çıkan McCall, üşenmeden Anadolu’ya gelip çocuk istismarcısı bir adamı Doğu Ekspresi’nde haklıyor. Ama bu kısa kesitten sonra film ABD’ye ve daha başka ülkelere taşınıyor.

ARKADAŞIN İTİKAMI
UBER şoförlüğü yapan McCall, yine gördüğü haksızlıkları “eli ile düzeltmeye” çalışıyor. Ama bu defa kötü adamlar, en yakın arkadaşı olan Susan’ı bir operasyonda hayattan koparıyorlar. Sıkı bir araştırmanın içerisine giren eski istihbaratçı, cinayetin izlerini ummadığı yerlerde buluyor. McCall, yakın arkadaşı için giriştiği bu karmaşık mücadelede “intikam duygusu” ile “adalet” arasında gidip geliyor.

WASHINGTON FİLMİ KURTARAMIYOR
‘Adalet 2’de bir aksiyon filminde karşılaşmak istenmeyecek türden problemli bir tempo görülüyor. Dağınık bir hikâye örgüsünün olduğu eser, âdeta birbirinden ayrı dizi filmlerden meydana geliyor gibi. Tabii bunlar birleşince ortaya harikulade bir şey çıkmıyor!
İç huzurunu arayan McCall, üzerinden ilerleyen filmde, maalesef orijinal bir şey yok! Kemik sesleri, havada uçuşan yumruklar, kredi kartıyla yere serilen adamlar... Belki de filmin tek tatmin edici yönü bu! Sanki 60’larda çekilmiş gibi duran Türkiye sahnelerinde ise yadırganacak bir şey görmüyorum. Batılıların otantik şeyler arayışının tabii bir yansıması bu… Netice nedir, diye sorulacak olursa: “Adalet 2” gerek basmakalıp hikâyesi gerekse yapmacık diyaloglarıyla vasatın altında kalan bir eser. Ne iki Oscar’lı yıldız Denzel Washington’ın performansı ne de dövüş koreografileri yukarılara çekebiliyor. Film, ilk taksitinin aksine akıllardan çabuk silinecek bir eser olarak duruyor.

Mirasa niyet maceraya kısmet
YouTube fenomenleri “Facia Üçlü”,  komedilerini beyazperdeye taşıdı. Sefa Kındır, Mami Emen ve Emre Gül’ün başrollerini paylaştığı film, üç arkadaşın bir miras macerasında hayatlarının kesişmesini mevzu ediniyor. Filmin yönetmen koltuğunda Ramazan Özer otururken senaryo Gurbet Gurur Cantürk’e ait. “Facia Üçlü”nün hikâyesi ise şöyle: Genç bir adam olan Emre’ye dedesinden yüklü bir miras kalmıştır. Hakkını almak isteyen adamın hayatı, talihsiz tesadüfler neticesinde Sefa ve Mami ile kesişir. Üçlü, Emre’ye dedesinden kalan tarlaları almak için köyün yolunu tutar. Maksatları mirası elde etmekken Emre muhtarın kızına âşık olunca planlar değişir. Kızı ikna etmek için denemedikleri yol kalmayan üçlü, işi araba yarışına kadar götürür. Köyde düzenlenen araba yarışının kazananı ise ekibin planını alt üst edecektir. “Facia Üçlü” sıradan bir yerli komedi olmanın ötesine geçemiyor.

Kahramanlara iadeiitibar
Malumunuz artık animasyon filmler, sadece çocuklar için dizayn edilen sinema eserleri değil. “İnanılmaz Aile” de ilk filminde dünya çapında toplam 633 milyon dolarlık bir hasılat yapmış ve En İyi Animasyon Film kategorisinde Oscar kazanmıştı. Serinin ikinci taksidi de 15 sene sonra bayramda seyirci ile buluşuyor. Süper güçlerle donatılmış bir ailenin macerasının işlendiği animasyonda, baba figürünün lider olduğu geleneksel aile yapısı değiştirilerek bir hikâye anlatılıyor. İlk filmde “Syndrome”u engelleyen Helen ve kocası Bob, çocuklarını yetiştirmek için süper kostümlerini dolaba kaldırmıştır. Zira devlet süper kahramanları koruyan programı kapatıp her birine iş imkânı veriyor. Ancak Winston ve Evelyn Deavor kardeşler, süper kahramanların imajını yenileyerek onları geri getirebilmek için bir kampanya başlatıyor. Anne Helen da, teklife “evet” diyor. Hâl böyle olunca evdeki işler de Bob’a kalıyor. Bob, ev işlerini idare etmeye çalışırken bebekleri Jack-Jack’in güçlerini keşfetmeye başlıyor. 50’lerden ilham alan animasyon görünümünü devam ettiren ‘İnanılmaz Aile 2’ Batı merkezli sosyal mesajlarıyla da dikkat çekiyor.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ İki İyi Çocuk
¥ Edepsiz Kuklalar
¥ Acayip Güzelim
¥ Yüz
¥ Tanrıdan Gelen

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘Meg: Derinlerdeki Dehşet’ 182 bin 112
¥ ‘Mission: Impossible’ 86 bin 938
¥ ‘Karanlık Zihinler’ 53 bin 578
¥ ‘Genç Titanlar Filmi’ 41 bin 745
¥ ‘Otel Transilvanya 3’ 40 bin 145