Murat Öztekin

Trafik, uzayan mesailer, dijitalleşme… Modern dünyada, insanlar artık hiç olmadığı kadar meşgul. Bu yüzden hassaten Türkiye’de “okuyamıyorum” serzenişleri hiç bitmiyor. Yazar Ahmet Maraşlı’nın da yıllardır mühim bir derdi var: İnsanlara okuma alışkanlığı kazandırmak… “Okumayı Sevdirme Projesi” adlı kitabı on binlerce basılan Maraşlı, okumanın yanında seçiciliğin önemi de dikkat çekiyor. Eserleri Mihrabad Yayınları’ndan neşredilen Maraşlı, “Kitap okumak, insanın kendisini de okumasıdır.  Zatını tanımaya ihtiyacı olmayan kimse var mı bu dünyada?” diyor ve başlıyor sorularımızı cevaplamaya... 

BEN YÜRÜYEREK BİLE OKUYORUM

Modern dünyada, insanların “okuyamıyoruz” yakınmaları bir nebze olsun haklı değil mi?
İmkansız ile imkansız zannedileni birbirine karıştırmamak lazım. Kitap okumak Türk insanı için imkânsız zannedilen bir iş… Bu noktada devreye niyet giriyor. Yemek yemeğe zaman ayıramayan insan var mı etrafınızda? Eğer bir kişi gerçekten niyet ederek kitap okumaya odaklanırsa bu mümkün olacaktır. Yatarken ve yürürken bile okumak mümkün. Ben küçüklüğümde yürüyerek kitap okumaya alıştım. Bugün bile bunu sürdürüyorum, şimdiye kadar hiçbir yere çarpmadım. (Gülüyor) Bu, sıra dışı bir misal ama “Okuma alışkanlığı kazanmak için ne yapabilirim” diye düşünmeye başladıktan sonra çok kapılar açılacaktır. Yeter ki okumanın ciddiyeti fark edilsin. 

İşin ciddiyetini nasıl anlatırsınız o hâlde?
Okumanın ehemmiyeti ilk önce değerlerimizden geliyor. Allahuteala Kur’ân-ı kerim’e “Oku” diye başlıyor.  Bu emir geldiğinde, bir rivayete göre, Mekke’de okuma yazma bilen kişi sayısı 17 idi. İslamiyetle birlikte okumak ve ilim ilk sıraya yükseldi. Peygamberimiz Bedir Savaşı’nda esir düşen gayrimüslimleri, 10 kişiye okuma yazma öğretmesi karşılığında serbest bıraktı. Bu aslında bize çok şey anlatıyor. Bugün Batı medeniyetlerinde bile okumak, ihtiyaç sıralamalarında ilk 10’a girmiyor. 

Peki, sizce okuma alışkanlığı kazanmada nasıl yol almalı…
Bu noktada evvela alakamızı çeken şeyleri seçmek mühim. Mesela hatıra okumayı sevenler, çok biyografi kitapları okuyarak alışkanlık kazanmaya çalışmalılar. Araştırmalarımda öğrendiğim bir şey var: Okumayı sevmeyenler, biyografi okudukları zaman çok tesir altında kalıyor. Ayrıca kitap okumak için bir zaman tayin edilirse işler kolaylaşır. Öte yandan okumada medeniyetimizin klasiklerini öne almak gerekiyor. Bu medeniyeti özümsedikten sonra diğer şeyleri de “tartarak” okumak lazım. 

Alışkanlık edinme kadar nasıl okuma yapıldığı da mühim galiba…
Kesinlikle. Bu sebeple ben “kitap kurdu” tabirini negatif manada kullanan biriyim. Kitap kurdu, yer bitirir, yığar… Okuduklarıyla yeni bir şey ortaya çıkarmaz. Bal arısı ise topladıklarından yeni şeyler üretendir. Sonra, her çiçeğe konmaz, seçicidir. Dolayısıyla “kitap kurdu” gibi değil, “bal arısı” gibi okumak gerekiyor. Dünyada milyonlarca kitap var, hepsini ele almak mümkün değil. Bu yüzden kitap okurken sağlam tercihte bulunmak gerekiyor. Doğru kitabı seçmek kadar onu nasıl okuduğumuz da mühim. Kitabı, dikkatle okumalı, notlar almalı ve analiz etmelidir. Böyle yapılınca okuma, bir bilmeceye dönüşür. 

Yavuz Selim Han günde 5 saat okurdu

Yıllardır hep okumadığımız konuşulur durur. Peki, Osmanlıda durum nasıldı? 
Şimdi öğretmenler hatta akademisyenler bile okumayı sevmiyor. Ancak evvelden şüphesiz durum böyle değildi. Fatih Sultan Mehmed okuma tutkusuyla meşhur şahsiyetlerden biriydi. Bir âlim olan Yavuz Sultan Selim Han’ın ise günde 5 saat bazen de 8 okuduğu rivayet ediliyor. Halk tabakasında da söylediği gibi okuma nispeti az değildi. Zira Osmanlıda devrine kıyasla müthiş kütüphaneler vardı. Milyonluk  kütüphanelerin olduğu devirler yaşandı. Geçmişin gerisinde kaldığımızı söylemek yanlış olmaz. 

Artık ekran teknolojileri de revaçta. Dijital ortamlardan kitap okumaya nasıl bakıyorsunuz?
Bu biraz alışmakla alakalı. Fakat araştırmalarımda beni şaşırtan bir bilgiye rastladım. Bilim adamları bir araştırmalarında kitaptan okumanın dijital ortamdan okumaktan daha randımanlı/verimli olduğunu ortaya koydu. Bu şaşırtıcı bir malumat. Fakat asıl mesele kim nereden olursa olsun, okumayı ve düşünmeyi başarmalıdır. Ekrandan okumanın nesle faydası mutlaka olacaktır.