MURAT ÖZTEKİN

Sherlock Holmes, sıkı bir polisiye tutkunu olduğunu bildiğimiz Sultan Abdülhamid’in yakından takip ettiği karakterlerden biriydi… Sir Arthur Conan Doyle’un meydana getirdiği İngiliz dedektif karakteri Türkiye’de polisiye edebiyatın medyana gelmesinde de büyük bir rol oynadı. Yıllar geçti, Sherlock Holmes’un popülerliği geçmedi. Bütün dünyada kitapların pastişleri neşredilmeye devam etti. Şimdi de 11 Türk edebiyatçı kendi üslubuyla Sherlock Holmes hikâyesi kaleme aldı ve ortaya “Sherlock Türkiye”de adlı eser çıktı. Biz de Everest Yayınları etiketli kitabı hazırlayan Seval Şahin’le konuştuk…   

ÇOK TİPİK KARAKTER
¥ Bir asır önce Conan Doyle’un ortaya çıkardığı Sherlock Holmes karakterinin yaşadığında bile inanıldı.  Okuyucular niçin bu kadar bağlandı bu hayalî karaktere?
Sherlock akıl ve bilimin ön plana çıktığı 19. asrın ortaya çıkardığı bir karakter. Çok tipik. Bu tipikliği onun devamlı yazılmasına, kalıcı olmasına sebep oldu. İnsanlarda da Sherlock Holmes gerçekten yaşadı kanaati oluştu. Bugün bile Sherlock Holmes’un yaşadığına inanan insanlar var. Malumunuz Londra’da onun adına bir müze mevcut. Tıpkı yaşamış gibi Sherlock Holmes’un eşyaları sergileniyor.

¥ Yeni Sherlock eserleri de yayımlanıyor bütün dünyada…
Evet, dünyada en çok pastişi yapılan karakter Sherlock Holmes. Bunda  filmler ve dizilerin de rolü büyük. Kültür endüstrisi de onun unutulmasına izin vermdi.

¥ Sherlock sadece bilime güvenilen bir dünyanın mahsulüydü. Ama pozitivizm çökeli çok oldu. Sherlock hâlâ “canlı”…
Kendisini yeniledi ama... Biliyorsunuz BBC’nin yayınladığı “Sherlock” dizisinde meşhur casus 21. yüzyıla taşındı. “Elementary” dizisinde ise Sherlock, hem bugüne hem de Amerika’ya geldi. Üstelik yardımcısı Watson kadın karakter yapıldı. Tabii, polisiye, şemalarını güncellemenin kolay olduğu bir tür. Başka romanlarda bu kadar kolay olmayabilir.

¥ Sherlock Holmes’un Türk polisiyesi üzerinde ne gibi tesiri vardı peki?
Sherlock Holmes edebiyatımıza ilk defa “Abdülhamid ve Sherlock Holmes” kitabıyla 1911’de giriyor. 1914’te ise “Amanvermez Avni” basılıyor ki, Türklerin Sherlock’u diye tanıtılır. Peyami Safa’nın Cingöz Recai karakteri de sadece Arsen Lüpen’den değil, Sherlock Holmes’ten de izler taşır. Dolayısıyla bütün dünyada olduğu gibi bizde de polisiye edebiyat bu karakterle meydana gelmeye başlamış. Hatta Fransız menşeli Arsen Lüpen’in ortaya çıkışı da ona bağlı. Arsen Lüpen, Sherlock’tan daha zeki olarak tasvir edilir...

PROPAGANDA KOKUYOR
Seval Şahin “Sherlock Holmes’un arka planında  İngiliz milliyetçiliği ve bir propaganda mevcut. Mesela bütün Sherlock hikâyelerinde yurt dışından gelen herkes tekinsizdir. Sherlock Holmes’un en yakın arkadaşı sömürgelerden gelmiş asker bir doktordur. Bunlar manalı şeyler!” diye konuşuyor.

CONAN DOYLE'UN SULTAN ABDÜLHAMİD'LE İRTİBATI ARAŞTIRILMALI
¥ Sherlock Holmes’un bizimle özel bir bağlantısı da var. Sultan Abdülhamid’in çok sevdiği bir karakter zira. Yazar Conan Doyle’un Sultan’a has bir eser yazmış olması gibi sürpriz ihtimal var mı?
Bence olabilir. Çünkü Sultan Abdülhamid ilk önce dergide yayınlanan hikâyeleri çıkar çıkmaz Türkçeye tercüme ettiriyordu. Sıkı takipteydi yani. Bildiğim kadarıyla Sultan Abdülhamid-Canon Doyle irtibatı üzerine ciddi bir akademik çalışma yapılmış değil. Tarihçiler detaylı bir araştırma yaparsa enteresan bilgiler çıkabilir diye düşünüyorum.

¥ Son kitabınıza gelirsek; “Sherlock Türkiye’de”nin arka planında nasıl bir hikâye var?
“Abdülhamid ve Sherlock Holmes” adlı kitabı günümüz Türkçesine çevirirken bu karakterin bizim edebiyatımıza konuk olması bana çok enteresan gelmişti. Ben de 21. asırda Sherlock nasıl yazılırdı diye düşündüm ve polisiye yazmayan on bir yazara teklif götürdüm. Çünkü eski kitapları tekrar etmeyen, yeni bir karakter ortaya çıkması gerekiyordu.  Öyle de oldu. Kitaptaki her bir yazarın hikâyesinde başka bir Sherlock Holmes’la karşılaşıyoruz.

¥ Kitaptaki bir hikâyede Sherlock, sıkı takipçisi olan Sultan’dan hoşnut değil. Darbeyle indirilmesinden bile rahatsız olmamış. İttihatçıların yaptığı vahim hataları görse ne düşünürdü sizce?
Sherlock’un politik bir tarafı yok malumunuz. Bana çok umursamazdı gibi geliyor bütün olanları. Çok bireysel düşünen biri…