MURAT ÖZTEKİN

VEDALAR KOLAY DEĞİLDİR!
Giderek kendini daha çok tekrarlayan Hollywood’a karşın Uzak Doğu sineması, hem orijinal hikâyeler barındıran hem de popüler kitleye dokunabilen filmleri sık sık karşımıza getiriyor. Nitekim “Parazit” ve “Arakçılar” farklı anlatımlarıyla geçen sene seyrettiğimiz dikkat çekici filmlerdendi. Çin-ABD ortak yapımı olan “Elveda” (The Farewell) da tartıştığı meselelerle 2019’un “zihin açıcı” eserlerinden biriydi. Film biraz geç de olsa nihayet bu hafta Türkiye’de vizyona giriyor.
Çinli sinemacı Lulu Wang’ın yönetmenliğini üstlendiği yapımda, büyük annelerinin yakalandığı ölümcül hastalığı kendisinden saklamak isteyen bir ailenin çabasını merkezine alan, dram ve komedi arasında gidip gelen hikâye var. Aslında yönetmen Wang bizzat yaşadığı şeyler üzerinden yarı otobiyografik bir eser anlatıyor. Şarkıcı kimliğiyle tanınan Awkwafina’nın yanı sıra Shuzhen Zhao, X Mayo, Hong Lu ve Tzi Ma gibi Uzak Doğu kökenli isimler de oyuncu kadrosunda yer alıyor.

ÖLÜMCÜL HASTALIKTAN BİHABER
Hikâye ABD’den açılıyor: Billi, çalışmak için Çin’den New York’a göç eden bir ailenin melez kültürlü çocuğudur. Otuz yaşına gelen ve yalpalayarak kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışan genç kadın, bir gün çok sevdiği “Nai Nai”sinin (büyük anne) 4. evre akciğer kanserine yakalandığını öğrenir. Fakat Nai Nai, yakalandığı hastalıktan bihaberdir!

'Elveda' bu hafta vizyonda 'Elveda' bu hafta vizyonda

YALANLAR DÜĞÜNÜ
Aile efradı, büyükannenin yanında durumu çaktırmadan toplanmanın yolunu, bir düğün tertiplemekte bulur. Billi’nin Japonya’da yaşayan kuzeninin Japon arkadaşıyla evlenmesine karar verilir! Böylece evlatlar Nai Nai’nin etrafında bir araya gelirler. Billi de bir yolunu bularak Çin’e gelir. Düğün, şamata derken yalan dallanır budaklanır ve giderek ağır bir yük hâline gelir. Billi’nin aksine aile fertleri, büyük anneye yakalandığı hastalığı haber vermemede hususunda ısrarcıdır. Billi’nin annesi “İnsanlar kanser olduklarında ölüler. Ama onları öldüren kanser değil korkudur” der. Billi de böyle düşünmese de oyunu bozmaz ama zaman en büyük oyuncudur…

NASIL “AMERİKALILAŞSAK”?
Yönetmen Lulu Wang, “Elveda”da bir yalan oyunu etrafında dramatik olduğu kadar mizahi bir eser ortaya çıkarmakta zorlanmıyor. Ancak eserde daha ciddi bir alt metin var. Melez kültürlü Billi karakteri üzerinden, ABD ve Çin kültürü karşı karşıya getiriliyor; Çin’in nasıl kapitalistleştiğinden yakınılıyor. En temel ayrışma noktalarından biri “aile” oluyor. Filmde amcası, Amerikan kültürüyle büyüyen Billi’ye “Sana göre, birinin hayatı sadece kendisine aittir. Doğu’da birinin hayatı, bir bütünün parçasıdır” diyor. Billi de Çin’i metheden yengesine “O zaman niye oğlunuzu kolej için Amerika’ya gönderiyorsun!” diye çıkışıyor. Ama başka açılardan herkes Amerikalılarla hemfikir. Mesela büyükanne Billie’ye bağımsız bir kadın olmayı tavsiye ediyor. Meselenin ne kadar derinlikli olduğu aydınlanıyor. Aslında bu tarz tartışmalar, Batı’yla yüz yüze gelen bizim gibi ülkelerin de yabancısı olmadığı münakaşalar. “Elveda”, her ne kadar yüksek tondan cevaplar vermese da bu diyaloglar ve sürpriz sonuyla yeni fikirlere kapı aralıyor. Awkwafina’nın filmdeki rolüyle Altın Küre’ye uzandığı film, sahici oyunculuklarıyla da seyircisini mest ediyor. Gözyaşına kahkahaların karıştığı “Elveda”, şüphesiz bir şaheser değil ama yakın zamanların en sıcak filmlerinden…

İNSAN YİYEN CANAVARLAR!
Yönetmenliğini Sam Fowler ve Kris Carr ikilisinin yaptığı “İnsan Yiyenler”  (The Young Cannibals) hafta sonunda eğlenceli bir kamp yapmak isteyen bir grup gencin başına gelen dehşetli hadiseyi merkezine alan bir korku filmi. Eserde Iacopo Paradisi, David Patrick Stucky, James Knapp ve Megan Purvis gibi isimler rol alıyor. Film, bir uçak kazasından sonra hayatta kalmayı başaran üç adamın yer aldığı sahne ile açılıyor. Kazazedeler yaşamak için ölenlerin etiyle besleniyor. Ama biri hariç… Derken film bugüne uzanıyor ve bir genç arkadaş grubuyla karşılaşıyoruz. Ekip, bir arkadaşlarının doğum gününü kutlamak için orman kenarında kamp kuruyor. Ancak kamp yerinin esrarengiz sahibi sayesinde ıssız yerde yalnız olmadıklarını anlıyorlar. İnsan etinden yapılan hamburgerleri yediklerinde otomatik olarak tabiatüstü canlıların avına dönüşüyorlar.  Yer yer rahatsız edici sahnelerin olduğu düşük bütçeli film, beklenen havayı yakalayamıyor.

ÇILGIN İKİLİ DAVETSİZ GELDİ
Gerek var mıydı diye düşünebilirsiniz ama “Bad Boys” ya da bizdeki adıyla “Çılgın İkili”, ilk filmden 25 sene, ikincisinden ise 17 sene sonra oyuncular Will Smith ve Martin Lawrence’ı tekrar bir araya getirdi. Polis memurları Mike Lowrey ve Marcus Burnett’in yeni ölüm kalım maceralarının yer aldığı “Bad Boys: Her Zaman Çılgın” (Bad Boys For Life) bu hafta sinemada arzıendam ediyor. Adil el-Arbi ve Bilâll Fallah ikilisinin yönetmenliğini yaptığı filmin oyuncu kadrosunda Vanessa Hudgens, Alexander Ludwig, Melton, Paola Nunez ve Kate Del Castillo da var.

HAYALLER HAYATLAR
Sıcak Miami günlerinden açılan hikâyede, Mike hâlâ bekârdır, artık bir dede olan Marcus ise ailesi ile daha fazla zaman geçirme eğilimindedir. Hatta Marcus emeklilik hayalleri kurmaktadır. Malumunuz filmlerde işler, hayallere göre gitmez! Çok geçmeden Mike’ın mazisinden gelen suçlu cadı Isabel ve onun çılgın oğlu Armando sahneye çıkarlar. Hapisten kurtulan Isabel, eski bir kavganın intikamını almak için ölüm listesi yapmıştır. Listenin en sonunda polis Mike vardır ama ilk başa alınınca “hayat memat” meselesi oluşur. Hâliyle eski dostu Marcus duruma seyirci kalamaz. Ama işlerine karışılmasından pek hoşlanmayan bir emniyet ekibi, tahkikatı yürütmektedir...  “Bad Boys” filmlerinin üçüncüsü olan eser, her ne kadar tamamen ticari endişelerle beyazperdeye gelse de türünden beklenen bütün aksiyonu sunan bir film. Otoban çatışmaları, yer çekimine meydan okuyan helikopter kapışmaları, takla atan arabalar, işlemeyen kurşunlar... Aranan her şey mevcut! Bu yüzden mantığı  bir kenara bırakarak seyredilecek eserlerden bir tanesi. Karmaşık bir hikâyenin işlendiği film, yine fazlasıyla geveze! Bu rağmen Will Smith ve Martin Lawrence’ın oyunculuk kimyaları hâlâ canlı... Hasılı, “Bad Boys: Her Zaman Çılgın” sebepsiz geri dönüş yapsa da aksiyon meraklılarını tatmin edeceğe benziyor.

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Feride’
¥ ‘Maceracı Yüzgeçler: Büyük Gösteri’
¥ ‘Kutup Köpekleri’
¥ ‘Mühr-ü Cin’

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘Rafadan Tayfa Göbeklitepe’ 265 bin 79
¥ ‘Baba Parası’ 185 bin 929
¥ ‘Sıfır Bir’ 148 bin 122
¥ ‘Karakomik Filmler 2’ 139 bin 849
¥ ‘Gamonya: Hayaller Ülkesi’ 117 bin 980