Murat Öztekin - Türk edebiyatında da mühim bir yeri olan Tuna Nehri, etrafında şekillenen hayatlarla bir fotoğraf sergisine ilham kaynağı oldu... İstanbul’daki Macar Kültür Merkezinde açılan “Tuna: Tarihle Akan Nehir” isimli sergi, 130 bin fotoğraflık Fortepan Fotoğraf Arşivi’nden seçilmiş 80’den fazla analog enstantane ile Tuna Nehri’nin kıyısında son asırda yaşanan eğlenceli anları ve acılı zamanları birlikte gözler önüne seriyor. 

HER ŞEY ÇÖPTE BAŞLADI

Sorularımızı cevaplayan serginin küratörü István Virágvölgyi, fotoğrafların derlendiği arşivin enteresan hikâyesine temas ederek “İki lise sınıf arkadaşı Ákos Szepessy ve Miklós Tamási, 1980'lerde Budapeşte'de çöpten fotoğraflar toplamaya başladı. Bu hobi sayesinde bir sürü fotoğraf bir araya geldi ve 2010 yılında ‘fortepan.hu’ web sitesinde erişime açıldı. Son on yılda, girişime neredeyse 700 bağışçı katıldı ve bugün veri tabanı 130 bin fotoğraf barındırıyor” ifadelerini kullanıyor. 
Sergi fikrinin İstanbul Macar Kültür Merkezinden geldiğini söyleyen Virágvölgyi “Tuna ile bağlantılı, Macaristan’daki herkes gibi benim de birçok hatıram var. Tuna çoğunlukla kaba kuvvetin bir sembolüdür ve akarken insanı şaşırtıcı bir güçle büyülüyor. Öte yandan kıyafetler ne kadar farklı olursa olsun, 20. yüzyılın başında Tuna, tıpkı bugün olduğu gibi insanları gezilere, çalışmaya, yelken açmaya ve köprüler inşa etmeye çekti ve bu, muhtemelen yüzlerce sene devam edecek” diyor. 

TÜRKİYE İLE KÖPRÜ

Tuna Nehri’nin, Macarların olduğu kadar Türklerin de tarihî hafızasında yeri olmasına değinen Virágvölgyi “Tuna Nehri, bizi Karadeniz boyunca tabii bir köprü olarak Türkiye ile de buluşturuyor. Yüzyıllar boyunca bir ticaret ve savaş yolu olarak hizmet verdi ve eğer bu nehir ülkemizden akmasaydı bugün başkentimiz şimdiki gibi olmazdı” diye konuşuyor.