MURAT ÖZTEKİN

COĞRAFYALAR FARKLI, DRAM ORTAK: ‘KIZIM GİBİ KOKUYORSUN’
ACININ ÜÇ YÜZÜ

Bütün ailesini terör saldırısında kaybeden Fransız bir kadın, DEAŞ’ın kaçırıp köle yaptığı genç Ezidi kızı ve ailesini Reyhanlı terör saldırısında kaybeden bir Türk adam... Bu üç acılı karakterin yolu Anadolu topraklarında, bir acıya deva olmak için kesişiyor. Mülteci dramının merkezine doğru bir arayış hikâyesi başlıyor... Sinema salonlarının normale dönmeye başladığı bugünlerde, pandemi zamanında unuttuğumuz esas problemleri işte bu üç karakterle bize hatırlatacak bir film vizyona giriyor: “Kızım Gibi Kokuyorsun”
Orta Doğu’daki terörizmi ve mülteci dramını arka planına alan filmin yönetmenliğini “Vicdan Ağacı” ve “Mor Ufuklar” adlı uzun metrajlı eserlere imza atan Olgun Özdemir yapıyor. Oyuncu kadrosunda ise benzer filmlerde görmeye alıştığımız Çağlar Ertuğrul’un yanı sıra Fransız aktris Clémence Verniau, Yılşen Özdemir ve Deniz Arna gibi isimler sıralanıyor.

FRANSA’DAN ANTEP’E…
Fransa’dan açılan filmde Paris’e giden Beatrice, DEAŞ’ın Nice’de gerçekleştirdiği saldırıda bütün ailesinin katledildiği haberini alarak yıkılıyor. Oğlu, eşi ve anne babası... Ancak yıllar evvel Antakya’dan Fransa’ya göçen babasının “Beni doğduğum topraklara defnedin” diye vasiyeti var. Beatrice de öyle yapıyor. Babasının son arzusunu yerine getirmek için Türkiye’ye gelen kadın, DEAŞ’ın kölesi iken Türk askerleri tarafından kurtarılan Hevi ile karşılıyor. Onunla bir şekilde anlaşan Beatrice, zavallı kadının kendisi gibi teröristlerin gazabına uğradığını ve kayıp kız kardeşinin peşinde olduğunu öğreniyor. Fransız kadın, dilini dahi anlamadığı Hevi’ye empati ile yaklaşarak kardeşini bulması için yardım etmeye karar veriyor. Mülteci kamplarına gitmeye hazırlanan iki kadının karşısına ise yıllar sonra ABD’den memleketine dönen İbrahim çıkıyor. Mazisinde benzer acılar olan genç adam, ilk başta istemeyerek çıktığı bu yolculukta kendi hikâyesini buluyor...
Bazları samimi, bazıları ise ajitatif; sinema dünyası, uzunca bir zamandır dünyanın en ciddi problemlerinden biri olan Orta Doğu’daki mülteci meselesine ayna oluyor. Türk sinemasında da bunun misalleri var. Onur Saylak’ın “Daha”sı, Aida Begic’in “Bırakma Beni”si ve Maryna Er Gorbach ve Mehmet Bahadır Er çiftinin “Omar ve Biz”i bir çırpıda sayabildiğimiz son yıllardaki yerli yapımlardan.

YÜZÜ BATI’YA DÖNÜK
Olgun Özdemir’in “Kızım Gibi Kokuyorsun” da bu filmlerin izlediği yoldan giderek üniversal bir hikâye yakalamaya çalışıyor; daha ziyade Batılılara hitap ediyor. Bunun için DEAŞ’ın dünyanın farklı yerlerinde zarar verdiği karakterler bir araya getiriliyor. Her ne kadar anlatım karmaşasına yol açsa da Türkçe, Fransızca, İngilizce ve Kürtçe olmak üzere dört lisan, filmde kullanılıyor. Beatrice ile Hevi’nin “Google Translate” ile anlaştığı sahneler de bu noktada dikkat çekiyor. Ancak “kâğıt üzerinde” iyi duran birçok şey beklenen ruhla yansıtılamıyor. Aşk ve savaş temelli yan hikâyeler ise maalesef havada kalıyor. Öte yandan yönetmen Özdemir, Türkiye’nin çok kültürlü yapısına sık sık vurguda bulunurken hamaset kuyusuna düşmemek için çaba sarf ediyor. Filmde tesirli sayılabilecek bir sanat yönetimi ve orijinal kadrajlar da var. Hasılı “Kızım Gibi Kokuyorsun” kapasitesinin biraz altında kalan bir film olarak görünüyor. Ancak insan temelli hikâyesi ve duygu yoğunluğu yüksek sahneleriyle seyirci çekecektir diye düşünüyorum. Filmin sinemaların akıbetinin belli olmadığı böyle bir zamanda gösterime sokulması da cesaret örneği…