MURAT ÖZTEKİN

Romanları ve oyunlarıyla Türk edebiyatının en tesirili kadın yazarlarından olan Adalet Ağaoğlu, dün hayata veda etti. Bir müddettir tedavi gören usta yazar, çoklu organ yetmezliği sebebiyle İstanbul’daki bir hastanede 91 yaşında öldü. Ağaoğlu, hayatı boyunca eserleri kadar siyasi tarafıyla da çok tartışılmıştı…

DİNDAR AİLENİN CUMHURİYETÇİ KIZI
Yazar, 1929’da Ankara Nallıhan’da kumaş tüccarı hafız Mustafa Sümer’in çocuğu olarak hayata gözlerini açtı. Ama cumhuriyetin parlak yıllarında başkentte tahsil görüp bir “cumhuriyet kızı” olarak yetişti. Bu sebeple ailesi ile sosyal hayatı arasında sıkıştı. Öyle ki, babasının “hafız” olduğunu uzun yıllar etrafındakilerden sakladı. Ankara’da tamamladığı edebiyat yüksek tahsilinden sonra tiyatroya merak saldı. Evvela Ulus gazetesinde tiyatro yazıları kaleme aldı, sonra TRT için radyo oyunları yazdı. Evliliğini ise Halim Ağaoğlu’yla yaptı.

İLK ROMAN: “ÖLMEYE YATMAK”
Ankara Meydan Sahnesinin kurucularından olan Ağaoğlu, oyunları yasaklanınca TRT’den istifa edip roman yazmaya başladı. 1973 yılında kaleme aldığı ilk romanı “Ölmeye Yatmak”ta olduğu gibi taklitçi Batıcılık ile muhafazakâr ailesi arasında kalan karakterleri yansıttı. Bunu yaparken de geleneklere acımasızca yüklendi.  Sonraki yıllarda kaleme aldığı “Bir Düğün Gecesi” (1979) ve “Hayır” (1989) adlı romanlarla bir üçleme medyana getirip adını duyuran mükâfatlar kazandı.
Ancak bir kadın olarak “erkek romanları” yazması, o günkü toplumda hoş karşılanmadı. Çeşitli sebeplerle kitapları da çok tartışıldı; başını belaya soktu. “Bir Düğün Gecesi” eserinin intihal olduğu iddia edildi, “Fikrimin İnce Gülü” romanı ise 1981’de “Askerî kuvvetleri tahkir ve tezyif” suçlamasıyla toplatıldı. Ağaoğlu, iki sene devam eden mahkemeden sonra beraat

“İKİNCİ HAYAT”
Türkiye değişiyordu; 1995’te Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görülen Ağaoğlu, sonraki yıl Boğaz kenarında ağır bir trafik kazası geçirecekti. Çok acı çektiği bu hadiseden sonra eserlerinden ziyade siyasi yönüyle gündeme gelmeye başladı. 2005 yılında mensubu olduğu İnsan Hakları Derneğinden PKK’yı desteklediği gerekçesiyle istifa etti ve 2010’daki Anayasa referandumunda “Yetmez ama evet” dediği için kafasına yumurta yedi. “Keşke bu kadar uzun yaşamasaydım” dediği ömrü boyunca ikilemde kalan Ağaoğlu’nun şu sözleri hafızalara kazındı:
* “Biz, cumhuriyet ilkelerine göre yetiştirilen çocuklar olduğumuz için anne ve babalarımızı ‘gerici’ görmeye  başladık. Ben uzun süre ‘Babam hafız’ demeye utandım.”
* “Eski yazıyı bilen anne babalarımız, aydınlarımız, yeni alfabe gelince cahil konumuna düştüler. Kökten değişim çok tehlikelidir. Altyapısı olmadan değişim yapılmamalıydı.”
* “Eğer askerî darbeler olmasaydı, şimdiye kadar Avrupa Birliği’ne girmiştik.”
Adalet Ağaoğlu’nun cenazesi, bugün Ankara’da Kocatepe Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’nda defnedilecek.