MURAT ÖZTEKİN

ÇİN İŞİ HAMASET
Batı sineması, daha doğrusu Hollywood, John Wayne’li kovboy filmlerinden bugüne hamaset ve propagandayı beyazperdede ustalıkla eritti. Savaş filmleri ise bu “ustalığın” şahlandığı türdü. Dünyanın ağırlık merkezi şimdilerde Batı’dan Asya-Pasifik’e kayarken sinemadaki hamaset de beraberinde gidiyor sanki. Görünen o ki Çin sineması, Hollywood’un yıllarca yaptıklarını ustaca gerçekleştirecek. Bunun en büyük işaret fişeklerinden biri olan “Sekiz Yüz” filmi, bu hafta beyazperdede arzıendam ediyor. Yönetmenliğini  Hu Guan’ın yaptığı eser, hazırlık safhasıyla birlikte 10 senede meydana getirildi, 80 milyon dolar harcandı ve pandemi günlerinde Çin sinemalarına büyük gişe hasılatı elde etti. Çin’in Hollywood’a ihtiyacının olmadığını gösteren eser, ABD ile ortak yapımları artıran Çin sinemasının, gelecekte Hollywood’a büyük bir rakip olabileceğini de gösteriyor.


İkinci Çin-Japon Savaşı esnasında yaşanan “Sihang Deposunun Savunması”na odaklanılan “Sekiz Yüz”, direnişten süslü ama aşırı hamasi bir savaş dramı çıkarıyor.  Eserde, Yi Zhang, Yao Chen, Augusta Xu-Holland gibi isimler rol alıyor.
Hikâye, Çinlilerin Japonlar karşısında zor duruma düştüğü 1937 yılında geçiyor. Japonlar fırsattan istifade bütün Çin’i ele geçirmeye başlamışlar, Şanghay düşmek üzere... Her yer yıkılırken Japonlar, “milletlerarası bölgelere” dokunmuyor. Çaresiz Çin orduları batıya doğru çekilirken milletlerarası bölgelerin karşısındaki bir depoda Çinliler, savunmaya sokuluyor. Binada 450 asker var ama Albay Xie Jinyuan, basına içeride 800 askerin olduğu yalanını söylüyor. Yanlarında büyük bir gaz deposu olduğu için Japonlar depoyu havadan imha edemezken Çinli askerler bir bina için onur mücadelesine girişiyor. Neticede dört gün dört gece süren, Batılıların gözlerin önünde kanlı ve dramatik bir direniş hikâyesi ortaya çıkıyor...

MAĞLUBİYET ZAFERİ!
“Sekiz Yüz” tıpkı Christopher Nolan’ın “Dunkrik” filminde olduğu gibi bir yenilgi üzerinden mübalağalı bir destan çıkarma endişesiyle dizayn edilmiş. Muazzam bir görsellik sunulan filmde Uzak Doğu dövüşleriyle süslenmiş, nefes kesici kanlı sahneler var. Kesinlikle seyircinin alakasını çekecektir! Ama eser savaş filmlerinin birçok klişesini tekrar ediyor. Düşünün ortada manasız şekilde dolaşan bir at bile var. Çinlilere devamlı öğütler veren eser, aşırı hamasi olmasının yanında bunu üniversal kılamayarak, çoğu kısmında mahallî kalıyor.  Öte yandan eserde birçok karakter var ama hemen hemen hiçbiri geliştirilemiyor ve onları tanıma şansımız olmuyor. Filmde “Milletlerarası Bölge” ile depo devamlı kıyaslanarak Çinlilere hamasi mesajlar veriliyor. Bu iki bölgeyi bugünden okumaya çalışırsak Çin ile Hong Kong diyebiliriz.  Dolayısıyla eser, Çin ile Batı arasındaki soğuk savaşa da dâhil oluyor. Bu arada filmin Mao’nun Komünist Partisine değil milliyetçi Kuomintang askerlerin başarısını anlattığı için geçen sene Şangay Uluslararası Film Festivali’nde gösterilemediği ve 10 dakikadan fazla bir kısmının “makaslandığı” iddiaları da var. Hasılı “Sekiz Yüz”,  renkli ama aşırı hamaset dolu bir film. Tercih sizin...

‘KOVAN’
Tabiata dönmeyi kolay mı sandın!

Pandemi günlerinde herkesin yeniden tabiata ve Anadolu’ya yöneldiği bir dönemden geçiyoruz. Peki, ya uzun zaman önce şehirlere kaçan insanlar, tabiata kolay adapte olabilecekler mi? Yönetmenliğini Eylem Kaftan’ın yaptığı, Meryem Uzerli’nin ise başrolünde yer aldığı “Kovan” bu soru etrafında dolaşan bir film. Bugün gösterime giren eser, bir kadının Almanya’dan Türkiye’ye dönüp arıcılık yapmaya başlamasını merkezine alıyor. Filmde Uzerli’ye Feyyaz Duman, Hakan Karsak ve Şennur Nogaylar gibi oyuncular refakat ediyor.


Hikâye şöyle: Ayşe yıllar önce okumak için Almanya’ya gitmiştir. Ailesine de epeyce yabancılaşmıştır. Annesinin ölüm haberi üzerine Artvin’e dönen genç kadın, duygusal sebeplerle onun arılarına sahip çıkmak için memleketine yerleşmeye karar verir. Arıcılık yapmaya başlayan kadın, geleneksel usulleri reddederek giriştiği bu serüvende başarılı olacağını düşünür. Neticede hem kendine hem de tabiata zarar vermeye başlar...
Filmden modern insan ile tabiat arasındaki gelgitler üzerine enteresan dersler çıkarmak mümkün. Gerçek gözlemlerle meydana getirilen eser, modern insanın Anadolu macerasının kolay olmayacağını gösteriyor.  Meryem Uzerli de “arıcı kadın” rolünde ortalama bir performans sergiliyor. Ancak eser, sathi diyaloglar ve sahici durmayan senaryo tercihleri gibi ilk filmlerin kokusunu taşıyor. Yine de “Kovan” bugünlerde ilgi çekecektir.