MURAT ÖZTEKİN

Guillaume Legros ya da herkesin bildiği adıyla “Saype” dünyanın en etkili kültür insanları arasında gösterilen bir land art sanatçısı... Alplerin yüksek noktalarından Kolombiya’ya kadar dünyanın değişik yerlerine yüksekten görülebilen devasa eserler yapan sanatçı, bunlara kendi ideolojik mesajlarını işliyor. Saype dünyayı sembolik bir insan zinciriyle örmeyi planlandığı “Duvarların Ötesinde” projesinin sekizinci durağı olan İstanbul’da bir müddet çalışma yaptı. Biri Haliç’teki yüzen platform olmak üzere, iki kıtalı şehrin üç yerine land art (arazi sanatı) eserlerini işledi. Buluştuğumuzda Türkçe konuşmaya başlayan Saype’nin bir Türk’le evli olduğunu öğrenip şaşırdım ve hikâyesini dinledim...

* Sokaklarda başladığınız sanatı dünyanın farklı noktalarına ve tabiata taşıdınız. Sanat yolculuğunuzu anlatır mısınız?
Uzun hikâye… (Gülüyor) Çok sevdiğim iki sanat olan, sokak sanatı ve land art’ı kendime has bir teknikle bir araya getiriyorum. Bir noktada tabiatı sanatla birleştiriyorum. Benim keşfim olan boya ise tabiata zarar vermiyor. Önceleri sokak sanatı, az yapıldığı için insanların daha çok alakasını çekiyordu. Şimdi normal hâle geldi. Ben de yeni bir teknikle mesajımı daha vurucu kılmayı hedefliyorum.

* Mesaj, sanatınızın önüne mi geçiyor yani?
Benim için sanat ve mesaj, el ele giden iki konsept. Mesajsız olmaz…

* Alplere de eser yaptınız, Paris’in göbeğine de… Land art sizi ne kadar zorluyor?
Elbette çok fazla zorlukları var bu sanatın. En büyük problemlerden birisi lojistik. Sabahın en erken saatinde yola çıkıp, dağlarda günde 20 kilometre yürüyerek eser ürettiğim oldu. Şimdiye kadar ona yakın ülkede çalışma yaptım, fiziki olarak çok zorlayıcıydı. İstanbul projesinde de bir aydır, bir gün bile dinlenmedim. Sabaha karşı başlayıp gece yarısına kadar çalıştım.

* Forbes dergisi tarafından geçen yıl sanat ve kültür alanında en etkili otuz kişiden biri olarak gösterildiniz. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Açık konuşmak gerekirse bu durumdan çok gurur duyuyorum, çok mutluyum. Beni asıl heyecanlandıran şey, İsviçre’de bir kanunun değişmesine sebep olmamdı. O an hissetim ki ben sanatımla bazı şeyleri değiştirebiliyorum.

* Peki, bu “etkileyici olma” durumunu nasıl kullanmayı tercih ediyorsunuz. “Duvarların Ötesinde” projenizin arkasında nasıl bir felsefe var?
Bariyerler ve duvarlar insan hayatına çok fazla şey katmıyor. Buraya harcanan para ve manevi emek, insanları iyi bir şekilde bir arada tutmak için harcanabilir. Bazı ülkeler dünyayı ileriye taşıyacak çok güzel ortamlar meydana getiriyorlar. Diğer yandan başka ülkeler kötü durumdalar. Dolayısıyla bu noktada dünyada bir denge olmalı.

* İstanbul gibi çok kültürlü bir imparatorluğa asırlarca payitahtlık yapmış bir yerde sanatınızı icra ettiniz. Bu size ne hissettirdi?
Bütün insanlığın tarihi buradan geçiyor. Burada sanat yapmak benim hayalimdi. Hatta hayalden öteydi. Aynı zamanda eşim Türk olduğu için İstanbul’un bende özel bir yeri var.

MACRON GİBİLER BENİ DESTEKLEMEZ
* Eserlerinde elleri bir araya getiriyorsun ama Orta Doğu coğrafyasında bazı eller kana bulanmış durumda, Afrika’da eller açlıktan kurumuş hâlde... Hayallerin gerçekçi mi?

Sanatçıların ütopist olması gerektiğini düşünüyorum. En azından deneyelim... Pandemi günlerinde insanların el ele tutuşması da aslında ironik.

* Çalışmalarında eşitsizliğe de vurgu yapıyorsun. Ülken olan Fransa’nın kolonyalist faaliyetleri de biraz buna sebep olmadı mı? Ne düşünüyorsun?
Kolonyalizmin herkese zararları oldu. Dünyada adaletsizlik ve eşitsizlik olduğu açık. Ama bence bizim jenerasyonumuz bunun ötesine geçmeli. Ben atalarımızın yapamadıklarını nasıl yapabilirim diye düşünüyorum.

*  Peki, şu an Avrupa’da antisemitizmin yanında İslamofobia da yükseliyor. Macron’un son politikaları  çok tepki çekti. Bütün bunlar senin işini zorlaştıran şeyler değil mi?
Burada benim bir şansım var: Beni destekleyen insanlar mevcut. Gücümü onlardan alıyorum. Tabii, Macron gibiler beni desteklemiyor. Açık konuşmak gerekirse, ne kadar ben politikayı kale almazsam kendimi o kadar iyi hissediyorum.

TÜRK İNSANI FANTASTİK
Saype, Türk kültürü hakkında şöyle konuşuyor: Açıkçası Türk sanatlarını çok iyi bilmiyorum ama kültürünüze hayranım. Bence insanlar burada dolu dolu yaşıyor. Türklerin gerçekten ciddi aile değerleri var. Bu fantastik bir şey...