ÇALIŞAN DÜNYASI

MEMUR, İŞÇİ VE İŞVERENİN REHBERİ
LÜTFİ KÖKSAL
SORULARINIZI CEVAPLIYOR


Kasım 2008 tarih ve 27058 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakın bankalar aracılığıyla ödenmesine dair “yönetmenlik” yayınlanmıştır.
818 sayılı Borçlar Kanunu, 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun, 854 sayılı Deniz İş Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalıştırılan işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakları 1 Ocak 2009 tarihi itibariyle bankalardan ödenecektir.

BÜTÜN İŞ KOLLARINI KAPSIYOR
5953 sayılı Kanuna tabi olarak Türkiye genelinde en az 10 gazeteci çalıştıran işverenler, çalıştırdıkları gazeteciye o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler.
Gazeteci çalıştıran işverenler, aynı zamanda 5953 sayılı Kanun hükümleri dışında kalan ve İş Kanununda “işçi” tanımına giren kimseleri çalıştırmaları hâlinde, çalıştırılan gazeteci sayısı ile işçi sayısı toplamının en az 10 olması durumunda, çalıştırdıkları gazeteci ve işçiye o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler.
Deniz İş Kanununa tabi olarak Türkiye genelinde en az 10 gemi adamı çalıştıran işverenler veya işveren vekilleri, çalıştırdıkları gemi adamına, o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler.
Gemi adamına yapılan ödemeler için açılan banka hesap numarasına, ücretin ödeme zamanı ve yerine akitte yer verilecektir. İşyerleri ve işletmelerinde İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı işverenler ile üçüncü kişiler, Türkiye genelinde çalıştırdıkları işçi sayısının en az 10 olması hâlinde, çalıştırdıkları işçiye o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler. Bu “yönetmelik” kapsamında zorunlu tutulduğu hâlde gazeteciye, işçiye ve gemi adamına yapılacak ödemeleri bankalar aracılığıyla yapmayan işverene, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ilgili birimi tarafından idarî para cezası verilecektir.

GAZETECİ BAŞINA 1500 TL CEZA
5953 sayılı Basın Kanunun 27. maddesine göre, gazeteciye zaruret olmaksızın zamanında ödemeyen veya gazetecinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına yatırılmaksızın ödenmesi durumunda, her bir gazeteci için 1500 TL,
854 sayılı Deniz İş Kanunun 51. maddesine göre, gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına yatırmayan işveren, işveren vekili hakkında, bu durumda olan her gemi adamı için 1200 TL,
4857 sayılı İş Kanununun 102. maddesine göre, işçiye ücreti ödemeyen veya noksan ödeyen, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına ödemeyen işveren, işveren vekili ve üçüncü kişiye bu durumda olan her işçi ve her ay için 100 TL idari para cezası verilir.
Uygulama 01.01.2009 tarihi itibariyle başlamıştır.

10 kişi çalıştıran, maaşları bankadan yatırmak zorunda
Uzun bir aradan sonra haftada 6 gün (pazar günleri hariç) Türkiye Gazetesi okurları ve salı günleri ise saat 13.15’te TGRT-FM canlı yayın dinleyicileri ile birlikte olmaktan çok mutluyuz. SSK, Bağ-Kur, TC kimlik numaralarınızı ve doğum tarihlerinizi ay ve gün olarak bize bildirin. Size ne zaman ve nasıl hangi kurumdan daha önce ve daha kolay emekli olacağınızı Türkiye farkıyla hesaplayalım. Yeni yasa ile ilgili değişiklikleri ve insan kaynaklarını ilgilendiren İŞ ve BASIN İŞ ile ilgili konulardaki deneyimlerimizi sizlerle paylaşacağız. Bu konularla ilgili her türlü sorularınızı bekleriz. Çalışanlarımızın ve işverenlerimizin yeni yıla girmemiz münasebetiyle en çok sorduğu “maaşların bankadan ödenmesi” konusuyla yazılarımıza başlıyoruz...

OKUYUCU KÖŞESİ

Ne zaman emekli olabilirim?


> Mehmet Güneş/İSTANBUL

* Doğum tarihim 03.10.1960, askerliğimi 1980 ile 1983 yılları arasında yaptım ve 600 gün ödedim. Ne zaman emekli olabilirim?


CEVAP: Sayın Güneş, askerliğiniz 1986 tarihinden önce olduğu için, başlangıç tarihini 20 ay geri götürür. Buna göre emekli olmanız için; birinci olarak 25 yıl (01.09.2009’da doluyor), ikinci olarak 48 yaş (03.10. 2008’de dolmuş) ve üçüncü olarak da 5 bin 225 gün gerekiyor. 20 ay askerlik borçlanması dahil 8 bin 413 gününüz var. 25 yılınızın dolduğu 01.09.2009 tarihinden sonra emekli müracaatı yapabilirsiniz.

HER KONUDA BİZE YAZIN
e-mail: calisandunyasi@tg.com.tr
Adres: 29 Ekim Caddesi
No: 23 Yenibosna-İSTANBUL


---------------------------------------------------------------


KANUN, MEVZUAT VE YÖNETMELİKLER
ŞERİF AKÇAN
SORULARINIZI CEVAPLIYOR


Eczacılar Odası ne istiyor?..

1 Ekim’de SGK’ya geçilmesinden sonra eczanelere muayene adı altında 3 ila 10 lira arasında ücret alma hakkı tanındı. Eczacılar, vatandaşla karşı karşıya gelmemek için uygulamadan rahatsız. Türk Eczacılar Birliği daha da ileri giderek ilaçları paralıya çevirdiğini açıkladı. Ancak Kafdağı’nın ardındaki rüzgâr ise başka türlü esiyor...

Yeni yıla girdiğimiz ilk günlerde Türk Eczacılar Birliğinin yaptığı açıklama ile 1 Şubat 2009 tarihinden sonra ilaçların ücretle alınacağını öğrendik. Yaklaşık 6 aydan bu yana Eczacılar Odasının yakınmaları ve zaman zaman tehdit andıran açıklamalarını izliyoruz.
Son olarak da Birlik Başkanı Erdoğan Çolak, 1 Şubat tarihinden geçerli olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Maliye Bakanlığı ile yaptıkları sözleşmeleri feshedeceklerini açıkladı.
Peki ne istiyor eczacılar odası? Başkanın açıklamasını aynen aşağıya alıyorum:
“-Muayene ücretinin eczaneler aracılığıyla tahsili uygulamasının sonlandırılması,
-Türk Eczacıları Birliği’ne verilen sözleşme yapma yetkisinin mutlak olarak tanınması,
-6197 sayılı yasa değişikliğine ilişkin tasarıdan eczacı-eczacı ortaklığının geri çekilmesi,
-Avans uygulamasının hayata geçirilmemesi,
-Yüzde 100 ödeme yapılması,
-Kamu kurum iskontoları yükünün eczacı üzerinden kaldırılması,
-Eczanelerin 1’inci basamak sağlık kuruluşu olarak değerlendirilmesi,
-Reçete dağıtım sisteminin devamı,
-Hastanelerde eczacı istihdamı sağlanması,
-Günübirlik tedavi uygulamasının kaldırılması ile reçete onay sisteminin kesintisiz ve verimli çalışmasının sağlanması...”
Eczacıların bu taleplerinde haklı oldukları noktalar olduğunu öncelikle belirtmeliyim. Örneğin, muayene ücretlerinin eczaneler aracılığı ile tahsil edilmesi haklı bir şikayettir. Zira bu uygulama eczacı ile vatandaşı karşı karşıya getirmektedir. Uygulamanın ekim ayında başlamış olması ve vatandaşların konuyu başlangıçta algılayamamış olmaları eczacılar için ciddi problem olmuştur.
Muayene ücretinin eczanelerden tahsil edilmesinin faydası da olmuştur. Yerli yersiz insanların özellikle özel hastanelere gitmelerini engellemiştir. Bu ücretin peşin tahsil edilmesi eczacılar için bir anlamda sermaye teşkiline neden olmaktadır. Muayene ücretlerine vergi vermek zorunda kaldıkları yönündeki şikayetlerde vergi mevzuatı açısından geçerli değildir.

KAVGANIN SEBEBİ: ÜCRETSİZ ELEKTRONİK SÖZLEŞME
Eczacılar Odasının ikinci talebi, “Türk Eczacıları Birliği’ne verilen sözleşme yapma yetkisinin mutlak olarak tanınması.” İşte asıl kıyameti koparan bu konudur.
SGK son yıllarda yapmış olduğu otomasyon projeleri sayesinde e-devlet uygulamasını üst düzeyde uygulayan kurum haline gelmiştir. Bu uygulamaların neticesinde birçok işlem elektronik ortamda yapılmaktadır. Bu işlemlerden bir tanesi de eczacılar ile yapılan sözleşmenin elektronik ortamda her bir eczacı ile ayrı ayrı yapılması projesidir.
Elektronik sözleşmeye uygulaması bir anlamda Birliği devre dışı bırakmaktadır. Oda’nın sözleşme başı aldığı 500 TL sözleşme bedelinden yıllık olarak mahrum kalması kavganın asıl sebebidir. Böyle bir uygulamaya eczacıların karşı çıkacağını düşünmüyorum. Konuştuğumuz bir çok eczacı da sözleşme bedeli alınmasından dolayı Oda’ya karşı tepkilidir.
Oda’nın bir diğer talebi “6197 sayılı kanun değişikliğine ilişkin yasa tasarısından eczacı-eczacı ortaklığının geri çekilmesi” bence çok yerinde bir taleptir. Eczacı ortaklığı gibi bir uygulamanın tekelleşmeyi beraberinde getirecektir ki eczacıların bu itirazı yerden göğe kadar haklıdır. Ancak, bu yasa tasarısının SGK ile sözleşme feshine gitmek için sebep gösterilmesi doğru değildir.
Eczacıların bir diğer talebi, avans uygulamasının hayata geçirilememesi. Kanunda yüzde 75-90 arasında avans verilebileceği, üç ay içinde ise tüm ödemelerin yapılacağı yazılmış.
SGK’nın reçete girişinin en yoğun olduğu il İstanbul. İl Müdürüne sorduğumuzda ödemelerin avans uygulamasına geçilmeden peşin yapıldığını, örneğin, Aralık 2008 ayı içinde teslim edilen reçetelerin aynı ay içinde incelendiğini söyledi. Pratik olarak ödemeler avansa düşmeden yapılıyormuş. Bunun için çalışanlar seferber edilmiş. Avansa düşülmüş olsa bile kalan miktarın en geç üç ay içinde ödenmesi gerektiği bizzat 5510 sayılı Kanunda belirtilmiştir.
2005’den itibaren SGK reçetelerinin tamamen piyasadan sözleşmeli serbest eczanelerden temin edilmeye başlaması ile bu eczanelerin cirolarında ciddi artışlar meydana gelmiştir.

REÇETE DAĞITIMI PROBLEMİ
Kamu kurum iskontolarının eczacılar üzerinden kaldırılıp kimin üzerine verileceği açıklanmamıştır. Eczanelerin yaptıkları ciroya göre iskonto uygulaması yapılmaktadır. Ticari hayatın bir gerçeğidir bu uygulama.
Reçete dağıtım sistemi ile ilgili Rekabet Kurulu kararı var. Kurul kararının yürütmesini Danıştay durdurdu. Bu konuda Danıştay’ın nihai kararını beklemek gerekiyor. Konu ile ilgili şunu belirtmek isterim: Özellikle diyaliz hastalarının kullandığı ilaçların dağıtımının Eczacılar Odası aracılığı ile yapılması nedeniyle diyaliz hastalarından yoğun şikayetler geldi. Bunun üzerine SGK bütün eczanelerin diyaliz ürünlerini dağıtımına karar verdi. Kurul da aynı doğrultuda karar verdi. Fakat Danıştay bu uygulamanın yürütmesini durdurdu. Yani diyaliz hastalarının sıkıntısı devam ediyor.

HERKES İNSAFLI OLSUN
Yeşil Kartlı grubun ödemlerinde bazı sıkıntılar olup bu parasızlıktan değil, sadece Sağlık İl Müdürlüklerindeki reçete inceleme prosedüründen kaynaklanmaktadır. İdari işlemlerin azaltılması ile bu konuda ortaya çıkan sıkıntılar hızlı bir şekilde giderilebilir.
Toparlayacak olursak;
Eczacılar Odasının sözleşmeyi fesih için gösterdiği gerekçeleri haklı bulmak mümkün değildir. İlaçlar verilemeyecek şeklinde kamuoyuna yapılan açıklamalar kafaları karıştırmaktadır. Buna hiç kimsenin hakkı yoktur.
Görüştüğümüz eczacılar bazı sıkıntılar olmasına rağmen bu kadar tartışma çıkaracak boyutta problemlerinin olmadığını açıkça ifade etmektedirler. Hatta SGK elektronik sözleşmeye geçmesi halinde tek tek sözleşme yaparak ilaç vermeye devam edeceklerini belirtiyorlar.
Yapılması gereken SGK’nın çok hızlı bir şekilde elektronik sözleşmeye geçmesidir.
Son olarak şu gerçeğin altını çizmekte fayda var. Dünya ilaç endüstrisinin 2010 yılı Türkiye ilaç tüketim miktarı 25 milyar dolar olarak hesap edilmişti. Son 5 yıl içinde Sağlık Bakanlığının izlediği politikalar sayesinde ülkemizde ilaç fiyatları hızlı bir şekilde düşmüştür. Dolayısıyla ülkemizin ilaç tüketimi 10 milyar dolar civarında kalmıştır.


HER KONUDA BİZE YAZIN
e-mail: calisandunyasi@tg.com.tr
Adres: 29 Ekim Caddesi No: 23 Yenibosna-İSTANBUL

5.1.2009