Bir de son zamanlarda anlamadığımız derecede karmakarışık olaylar, ilişkiler. İşin içinden çıkabilirsen çık. Aşk, entrika, ihtiras, nefret... olmazsa olmazları. Eskiden yok muydu bunlar... Vardı tabii ki. Ama biri Yalan Rüzgârı, diğeri Dallas’tı. 

İlişki durumu karışık

BAŞLIĞIMIZA İLHAM OLDU

Tam da adını bulmuş bir dizi. Aşk, kıskançlık, gurur, dostluk ve yanlış anlaşılmalar... Ne ararsan var. Dizide Can, Elif’e yıllardır âşık. Elif ise Murat’a âşık. Diğer yandan Murat, Elif’i kız kardeşinden farklı görmemektedir. Çocukluklarından beri arkadaş olan bu üçlü, sonunda ise çıkmaz bir aşkın içerisine de saplanmış olacaklar. Ortaya sonradan bir de Ayşegül çıkıyor. İki erkek de Ayşegül’ün peşinde. Ama o Can’a âşık. Yani anlayacağınız “İlişki Durumu Karışık.”

Kara Sevda
Acı bir aşk öyküsü. Tam bir kara sevda. Klasik bir Türk filmi tadında. Zengin kız, fakir ve gururlu oğlana âşık oluyor. Ama kızı takıntılı şekilde seven bir başka çocuk var. E tabii o bu aşka izin verir mi. Vermez. Bir de kardeşi cinayete karışınca, kız fedakârlık ediyor. Kardeşini kurtarmak için sevmediği adamla evleniyor. Tabii âşık olduğu çocuğa “Ben seni sevmiyorum” diyerek hayatından çıkıyor.

POYRAZ KARAYEL

Eski bir polis olan Poyraz Karayel, oğlunu almak için mafyanın içine girer. Bu arada tanışıp âşık olduğu Ayşegül’ün, patronunun kızı olduğundan habersizdir. Ardından Ayşegül’ün Bahri’nin kızı olduğunu öğrenir. İlerleyen bölümlerde emniyet amiri Mümtaz ile kayınpederinin kendisine tuzak kurduğunu ve meslekten onun yüzünden atıldığını öğrenir. Mümtaz’a emri veren asıl patronun ise kayınpederi Ünsal olduğu ortaya çıkar. Bu arada Bahri, kızı Ayşegül ve adamı Poyraz’ın beraber olduklarını öğrenir. İşler iyice çığrından çıkar.

Acı Aşk

Mutluluk ve masum duygular ile başlayan bir hikâyenin darma duman ettiği hayatlar anlatılıyor. Bir yandan Melek ile Bulut’un hayal gibi yaşadıkları imkânsız aşkları, diğer yandan aşka doymamış aç bir kadın olan Sude’nin  Bulut için çırpınışı. 

YETER

Böylesi karışık bir dizi daha önce izledik mi hatırlamıyorum. Kadın diktatör kocasından kurtulmak ister. Bir çocuğu olmuştur. Ama bir çocuk daha vermek istemez o egolu adama. Kızını doğuracağı sırada çocuğu olmayan abisiyle anlaşma yapar. Öz kızına abisiyle basit karakterli yengesine verir. Bir dedektif edasıyla 5 yıl sonra durumu anlayan koca, bu işin peşine düşer. İzlerken artık gerçekten “Yeter” diyorsunuz.

Paramparça

İlk bölümü kaçırdınız mı, bir daha yakalayabilir misiniz emin değilim. Çünkü olay baştan kopuyor. İki ailenin çocukları hastanede doğumda karışıyor. Yıllar sonra ortaya çıkan gerçek hem aileleri hem de kızların hayatını paramparça ediyor. En ilginç olay da kızlardan birinin babası diğer kızın annesine âşık oluyor.  Tabii karışan kızlar birbirine düşman.

Kırgın Çiçekler

Yetimhanede geçen hayatlar. 16 yaşındaki Eylül, bir gecekonduda annesi Mesude, kız kardeşi Büşra ve üvey babası Kemal ile birlikte yaşıyor. Eylül üvey babasının tacizine uğruyor. Durumu anlattığı annesi düşünüp taşınıp Eylül’ü yetimhaneye teslim ediyor. O günden itibaren genç kızın yetimhane günleri başlıyor.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz

Bir tarafta devletini seven Hızır Reis, diğer tarafta da farklı ülkelerin adamı Ünal Bey... Yeraltı dünyasının bir araya geldiği konseyi yönetmek isteyen derin devlet, Reis’e dokunuyor... Devletin masanın en güçlü ailesi olan Çakırbeylilerle ilişkide olduğunu hisseden Ünal Bey de boş durmuyor... Koltuğunu Reis’e devretse bile büyük patron, Hızır’ın etrafını ihanet ağıyla örüyor... Hızır Reis’in özel hayatı da dalgalı, sevgilisi Nazlı ve eşi Meryem arasında sürekli bir savaş var...

Kiralık Aşk

Tam her şey bitti dediği anda kapısını çalan fırsata hayır diyemeyen Defne, 6 aylık bir aşk oyunu teklifini kabul eder. Buna göre, ülkenin en başarılı iş adamlarından biri olan Ömer’i kendisine âşık etmek zorundadır. Bu yoldaki en büyük yardımcısı ise gerçek arkadaşlarıdır. Bu korkunç karmaşada, hayatın en gerçek sorularından biriyle yüzleşir Defne: Aşkımızı biz mi seçeriz, yoksa o mu bizi seçer?

UZMAN PSİKOLOG BİLGE ELİBOL: İzleyici karakterle kendini kıyaslıyor

70’ler ve 80’lerde mahalle kültürünü, aile bağlarını, sadakati anlatan diziler izlerdik. Son dönemlerde ise bunun tam tersi... Bunun sebebi nedir? 
 Aslında o zamanların da en çok izlenen yapımlarını incelersek Dallas, Yalan Rüzgârı gibi entrikalarla dolu dizilerin de çok izlendiğini görebiliriz. Ancak daha çok çocukların ve eşlerin evde olmadığı zamanlar yayın saatleri tercih ediliyordu. Bugünlerde ise ailelerin birlikte vakit geçirdikleri akşam saatleri ekrana geliyor diziler. Aslında merak hep vardı. Ancak izleyiciye sunulan bu tarz dizi sayısı daha azdı. İzleyici, bir karakterin başına gelen bir sürü dert kendi başına gelmediği için iyi hissedebiliyor. Ya da mutlu sonlar başına gelmiş gibi mutlu olabiliyor.  
Bu dizilerin topluma etkileri nelerdir? Yani toplum bunlardan etkilenir mi, yoksa bunlar gerçek hayatta oluyor da o mu canlandırılıyor?
 Toplum yapısı tabii ki doğrudan dizi ile değişmeyecektir. Ancak alışkanlıkların değişmesi toplumun etkilenmesine sebep oluyor. Konuyu iki açıdan ele almak gerekiyor. Birincisi; genel kültürü destekleyici aktivitelerin tercih edilmesini engellemesi. Diziler öncelikle ailelerin sonra onları örnek alan çocukların okuma oranlarını azaltıyor. Kendisi dizi izlerken çocuklarının odaya geçip kitap okumasını isteyen ailelerin sayısı oldukça fazla. Bir diğer konu ise; dizilerde sunulan hayat tarzlarının izleyiciye dayatılması. Dizilerde işlenen konuların gerçek hayatta yaşanmadığını söylememiz pek mümkün değil. Bunu anlamak için gündüz kuşağı programlarına bakmamız yeterli. Bir diziye konu olsa inandırıcı gelmeyecek türden ilişkilerin yaşandığı durumları gözleyebiliyoruz.
Bakanlar Kurulu’nun yeni kararıyla, tüm yapımların aile değerlerimize uygun olması şartı aranacak. Sizce bu uygulanır mı? 
 Uygulanabilir. Fakat bu çözümün çocuklara ve ailelere birlikte yapabilecekleri daha keyifli ve yararlı etkinliklere yönlendirerek desteklenmesi gerek.

Gizem Duman