ZİYNETİ KOCABIYIK

DR. İSMET ERAYDIn, ACİL SERVİSTEN KAMERA ARKASINA… 

Son yıllarda altın çağını yaşayan Türk sinemasının lokomotifi, komedi filmleri… Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Şafak Sezere’le milyonlarla buluşan komedi filmlerine bir yenisi ekleniyor “Emicem Hospital”… Ancak bu film biraz farklı. Adı üstünde Emicem Hospital… Olaylar hastanede geçiyor; hastane Karadeniz’de bulunuyor; yönetmen ve senarist Trabzonlu bir doktor; oyuncuların büyük bir bölümü Karadenizli amatör… Anlayacağınız tam bir cümbüş…
Emicem Hospital’in senaristi ve yönetmeni Dr. İsmet Eraydın, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Acil Servisi’nde çalışıyor. Emicem Hospital, Dr. Eraydın’ın ikinci uzun metrajlı filmi. Kendi köyünde 80 tane köylü ile çektiği “Tepenin Uşakları” filmi, kimsenin ummadığı bir başarıyı yakalayınca, “Emicem Hospital”i çekmeye heveslenmiş. Oyuncuların büyük bir kısmını da “Tepenin Uşakları”nda oynayan ve “rüştünü ispat eden” köylülerinin arasından seçmiş. Ama önceki filmde tamamen amatör oyuncularla çalıştığı için dağıtım şirketleri tarafından geri çevrilen Dr. Eraydın, bu defa filmin içine birkaç tane de ünlü koymuş. “Öyle Bir Geçer ki Zaman”ın kötü kalpli Caroline’i, tiyatrocu Sinan Bengier ve Ali Erkazan, genç oyuncu Merve Akaydın’la  kadroyu hem içerik hem de görsel açıdan zenginleştirmiş. Ancak filmin gerçek başrol oyuncuları, bir önceki filmin de başrol oyuncuları olan amca oğlu Adem Eraydın ve Selahattin Çakır. Filmde kendisi de bir doktoru canlandırmış. “Filmin adı neden Emicem Hospital” diye sorduğumuzda “Emice, Karadeniz şivesinde amca demektir ve en saygı duyulan kişilere amca denir. Filmde emice bir özel hastane açar ve hastanesi uluslararası düzeye gelsin diye de Almanya’dan bir CEO getirir. Fakat hastane, Alman disiplini ile Karadeniz inadı arasında gider gelir…”
SANAT VİRÜSTÜR KOLAY İYİLEŞMEZ
Virüs olarak tanımladığı sanat, Dr. Eraydın’ın damarlarına ortaokul yıllarında girmiş. İlk olarak kendi kurduğu tiyatro grubu ile ortaokulda Tarık Buğra’nın Küçük Ağa’sında sahneye çıkmış. Niyeti liseden sonra niyeti konservatuara gitmekmiş. Ama ailesi “Deli misin konservatura gidecek, garantili bir meslek seç” demişler. O da “garantili olsun” diye tıbbı seçmiş. “Yıllar önce vücuda giren sanat virüsü belki biraz uyuyor ama zamanı gelince yeniden ortaya çıkıyor. Tıbbiyeyi seçen birçok hekim arkadaşım benim gibi garantili bir iş olsun, biraz da etiketli olsun diye bu işe giriyorlar. Oysa hepsi içinde ne yetenekler barındırıyor” diyen Dr. Eraydın’ın damarlarımdaki virüs de acil asistanı olduğu dönemde yeniden nüksetmiş. Bu film de aslında o dönemde hastanedeki arkadaşlarıyla birlikte sahneye koyduğu ve hastanede yaşanan günlük olayları skeçleştirdiği ‘Kalp Krizi Değil Gülme Krizi” adlı oyunun sinemaya yansıması. Bu oyunla Anadolu turnesi yapan Dr. Eraydın ve arkadaşları, oyunu farklı illerde 250 bin kişiye oynamışlar.

SİNEMA İLE ŞARJ OLUYORUM
İlk filmi “Tepenin Uşakları”nı tamamen doktor maaşı ile çeken Dr. Eraydın, Emicem Hospital’e kısmi de olsa bir sponsor bulabilmiş. Filmi de nöbetlerden arta kalan zamanlarda çekmiş. Oyunculuğun kendisini enerjik tuttuğunu söyleyen Dr. Eraydın, “Tiyatro sahnesinden inip hastaneye gittiğimde enerjim iki kat oluyor. Hastalarıma daha çok güleryüzle yaklaşabiliyorum. Film çekerken, tiyatro yaparken şarj oluyorum, işime sıfırdan başlıyorum” diyor.
TRABZON SANAT MERKEZİ OLSUN
“Tepenin Uşakları’na kısa metrajlı olarak başladık, oyuncuların sıcaklığı ve doğallığını görünce uzun metraja çevirmeye karar verdik. Herhangi bir gişe beklemedik. Galayı filmin geçtiği köyde yaptık. Filmde oynayan kişiler ilk kez bir sinema filmi izlediler. Ancak bu filmden gişe başarısı bekliyorum. Çünkü sonraki projeleri yapabilmek için paraya ihtiyacım var” diyen Dr. Eraydın, Trabzon’un spor şehri olarak anıldığını ancak sinema şehri olarak da anılmasını istediğini söylüyor. Trabzon’da sanatçı yetiştirmek istediğini belirten Eraydın, bunun için bir oyunculuk okulu açtığını belirtiyor. Şunu da eklemeden geçmiyor:
“Daha önce çekilen Karadeniz filmlerinde, Karadeniz insanı yanlış tanıtıldı. Karadenizli kaba, agresif kişi değildir. Karadenizliler öz güveni yüksek insanlardır. Bunu da anlatmak istiyorum.”

ALMAN DİSİPLİNİ KARADENİZ İNADINA KARŞI
Hastanenin Alman CEO’su İngrıd’ı canlandıran Wilma Elles ile genç doktoru canlandıran Merve Akaydın, amatör oyuncuların ağırlıkta olduğu filmin tanınmış yüzleri. Dr. İsmet Eraydın, filmin Alman disiplini ile Karadeniz inadının mücadelesi sonucunda ortaya çıkan komik olayları anlattığını söylüyor. 

KÜFÜRSÜZ DE KOMEDİ OLUR

Türkiye’deki çoğu komedi filminin kolaya kaçarak küfürle güldürme yolunu seçtiğini belirten Dr. Eraydın, “İzleyici zekice de güldürülebilir. Bizde küfür yok. 7 yaşındaki çocuk da izleyebilir” diyor.

HEM DOĞUM SANCISI HEM DE FİLM ÇEKTİLER

Filmin başrol oyuncularından biri de Türk izleyicisinin hayatına “Öyle Bir Geçer ki Zaman” dizisindeki Caroline karakteri ile giren Wilma Elles… Emicem Hospital’in çekimleri sırasında Alman oyuncunun ikizlerine 5 aylık hamile olması çekim ekibine âdeta doğum sancıları yaşatmış. Elles’in film için imza atıldıktan sonra hamile kaldığını söyleyen Dr. İsmet Eraydın, “Bebeklerin ikiz olduğunu öğrendiğimizde hepimizin yüreği hopladı. Trabzon’un Akçaabat ilçesinde Wilma’nın bebeklerine bir şey olursa hiçbirimiz hesabını veremeyiz diye düşündük. Onun için çekimleri yaptığımız devlet hastanesinde bir odayı onun için ayırdık. Çekimler sırasında bir kadın hastalıkları doğum uzmanı da zaman zaman bizimle oldu. Onu fazla yormamak için sahnelerini  bir hafta içinde tamamladık ve İstanbul’a gönderdik” dedi. Filmde Emicem Hospital’in hastaneyi uluslararası alanda başarıya ulaştırmak amacıyla yurt dışından getirilen CEO’su İngrid’ı canlandıran Elles’in tam bir Alman disiplini ile çalıştığını söyleyen Dr. Eraydın, “Son derece profesyonel bir oyuncu. Bir sahnenin üst üste 7-8 defa çekilmesi gerekse bile, hamileliğine aldırmadan tekrarladı” diye anlattı.