İlham Gencer, Türkiye’nin ilk piyanist şantörlerinden. Gencer, yarım asrı aşan sanat hayatı boyunca Ajda Pekkan, Emel Sayın, Cem Karaca ve Ayten Alpman gibi birçok ismi müzik dünyasına kazandırdı. Ünlü sanatçı epeydir ortalıkta yoktu. En son MHP Grup Toplantısında göründü. Ünlü piyanistle haftanın üç günü sahne aldığı ünlü Pera Palas Otel’de bir araya geldik, müzikten siyasete pekçok konuda sohbet ettik.İlerleyen yaşına rağmen Gencer, enerjisiyle hayran bırakıyor. 66 yılık sanat hayatı boyunca unutamadığı en önemli şey, ne hayal kırıklıkları ne hayatına giren kadınlar ne o ışıltılı günlerde yaşadıkları... Bir CHP’liden dayak yemesi ve saldırganın dönemin CHP Lideri İsmet İnönü tarafından korunması çok zoruna gitmiş. O olay öyle bir yer etmiş ki, daha dün yaşanmış gibi anlatıyor. Gerisini kendisinden dinliyoruz:
İlham bey, maşallah yakında bir asrı devericeksiniz...
 1925 doğumluyum. Annem ve babam ben 3 aylıkken ayrıldı. Annem çocuklara piyano dersi verirdi, sanırım sanatçı ruhumu annemden aldım. 5 yaşına gelince ise herhangi bir piyano dersi almadan çalmayı öğrendim. Ardından şöhret basamaklarını tırmandım. Derken TRT İstanbul Radyosu’nda başladım, ardından gazinolar öyle geçti bir ömür...
 Tabi bu sırada müzik dünyasındaki dönüşüme de şahit oldunuz... Özellikle asimilasyon konusunda ilginç çıkışlarınız oldu.
 
Bu ülkede bütün emperyalist güçlerin ihaneti şarkılarla oldu, silahla değil. Eski eşim Ayten Alpman’ın “Memleketim” şarkısı buna en güzel örnektir. Bu İsrail’in milli şarkısıdır. Yabancı şarkının Türkçe’ye çevrilmesinde mahsur yok, ama bu Türk milletine en büyük ihanet şarkısı oldu. O dönem şarkı TRT’nin raflarında duruyor. İsmail Cem, TRT’ye genel müdür olunca Siyonistlere yardımcı olmak maksadıyla raflardan indiriyor. Memleketim, Kıbrıs çıkarmasında milletin şarkısı diye lanse edildi. Tam bir fiyasko. Hangi Meleket? İçinde Türkiye yok. Biz orada yüzlerce şehit verirken “Ben gönlümü eğlerim gerisi Allah kerim” diye sözleri söylendi. Yahudiler, bu şarkıyla Türk milletinin hissiyatını körleştirdi. Türk marşı denilse de tek bir yerinde bayrak, vatan yoktur. Ben, bu şarkıyı “Bir başkadır benim Türkiyem, ben gönülden severim, gerisi Allah kerim” diye değiştirerek söylüyorum. Plevne Marşı’nı biliyorsunuz. Hepimiz severiz. Darbeciler 1960’larda “Olur mu olur mu, kardeş kardeşi vurur mu/ Kahrolası diktatörler bu vatan size kalır mı?” diye söz yazarak Menderes’i asmanın yolunu açtılar. Darbeler şarkıyla yapılıyor. “Hayat Bayram Olsa”, “Sev Kardeşim” gibi şarkılar darbelerin önünde çıktı. Hepsi Musevi şarkıları bunların.
ARACIMA BOMBA KOYDULAR
Linç olayı var yaşadığınız... 
 O dönem basında gündemdeydim. Bazı çevreler rahatsız oluyordu. 1966 yılında personelin sigorta primlerini yatırmak için Beyoğlu’ndaki reklam ofisinden çıkmış Taksim Meydanı’na yürümüştüm. Bir grup da Taksim Meydanı’nda toplanmıştı, protesto gösterileri için. O sırada Milli Gençlik Teşkilatı’nın üyeleri mikrofonla, “Hükümet ülkede özgürlükleri kısıtlıyor. Polis kırmızı ceket giyen caz sanatçılarını komünist diye tutukluyor, bunlara nasıl katlanıyorsunuz?” diye sesleniyordu. Tesadüfen oradan geçerken bunu duydum ve “Yalan söylüyorsun” diye bağırıp sahneye gittim. ‘Ben müzisyenlerime kırmızı ceket giydiriyorum. Allah’a şükür aramızda tutuklanan yok’ dedim ve ortalık karıştı. Bana ilk yumruk Coşkun Arıcı’dan geldi. Polis, güçlükle beni oradan kurtardı.
Ardından neler oldu? 
Sonrasında o gençler peşimi bırakmadı. Sürekli saldırdılar. İsmet İnönü ise bu gençleri federasyonlarına gidip tebrik etti. Hele Coşkun Arıcı’nın elini sıktığı fotoğrafı görünce kahroldum. Ben kimseye zarar vermedim. 91 yaşındayım halen o acıyı içimde yaşıyorum. CHP’liler benden özür dilesinler, helalleşelim. Yaşarken bunu yapalım. Ne olur...
 Olaylar yakanızı hiç bırakmadı sanırım?
Benimsediğim ve asla taviz vermediğim idealler uğruna işkencelere uğradım. 1978 yılında başıma gelen olay ibretlik. Vapura bindim. İstanbul’a geliyordum. Boynumda bozkurt başlı bir kolye vardı. Kolyemi gören 15 kişi “Faşistlere ölüm diye bağırdı”, tartaklandım. Polisler beni alıp götürdü. Olmadık işkencelere maruz kaldım. Yine bir dönem Emirgan’da sahne alıyordum. 300 kişi beni dinliyor; bir anda kıyamet koptu, dışarıda arabam yanıyor. Molotof kokteyli atılıyor ve bomba yerleştiriliyor. Bomba düzeneği çalışmıyor ve patlamıyor. Eğer patlasa orada bir kıyım olacak. Bu olay benim yüzümden olduğu için beni astıracaktılar.
Hâlâ sahnelere çıkıyor musunuz? 
Her gün 3 saat İstanbul’da Pera Palas Hotel’de sahne alıyorum. Ben işimi çok seviyorum. Ve sanatımı icra ediyorum.


O DAYAĞIN ACISI 50 YILDIR ÇIKMADI
Kırşehir’de bir CHP’li Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a yumruk atmış, Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran saldırganın yanağını okşamıştı. Olayın bir benzeri 1966’da yaşanmış. CHP’liler İlham Gencer’i dövmüş. İsmet İnönü de onları tebrik etmiş. Gencer “CHP benden özür dilesin” diyor.

LİSEDEYKEN EVLENMİŞLER
Ayten Alpman’ın önce hocası sonra kocası oldum

Peki ya eski eşiniz Ayten Alpman desem?
Çok güzel anılarımız oldu. 1953 yılında evlendik. Lisedeydim. O da talebeydi. Birgün Nişantaşı’nda yürürken gördüm onu ve peşine takıldım. Piyanoda ses denemesi yaptık ve yeteneğini gördüm. Birlikte çalışmaya başladık. Önce hocası oldum sonra kocası. Kısa bir süre sonra hamile kaldı. İlhan dünyaya geldi. Kısa süre sonra da Ayşe dünyaya geldi. 1960 yılında ayrıldık. Bir daha evlilik düşünmüyordum. 1963 yılında Türker İnanoğlu’nun oyuncuları bana ait olan Çatı Kulübü’ne gelmişti. Aralarında Ege güzeli Necla Öyke de vardı. Telefonumu verdim. İlk konuşmamızda ona evlenme teklifi ettim. Ve evlendik. 1965 yılında da Bora doğdu.
İhtiyacınız mı var? Bu yaşta neden çalışıyorsunuz?
 1960 ila 1967 yılları arasında sanatkârlar ve rejisörler kategorisinde vergi rekortmeniydim. Benim parayla hiç işim olmadı. Evim kirada, emekli maaşım var. Hatta evim yokuşta bir yerde, araba çıkmıyor. Evden düşe kalka sahneye gidiyorum. Her şeye rağmen çok mutluyum.

MHP bu ülkenin sigortasıdır

İlham Gencer’in ön ismi Bozkurt. “Kendimi bildim bileli Türk milliyetçisiyim” diyor. Sanatçı bir dönem Alparslan Türkeş’in de danışmanlığını yaptı. Nasıl tanıştıklarını şöyle anlattı: “Türkeş beni dinliyormuş ve beğeniyormuş. “Müzisyen kişiliğinizle büyük işler yaptınız. Siz müzik yaparken kültür ve sanat yönünden de Türk Milleti’ni yüceltecek değerlere sahipsiniz” dedi. Bu sözler çok hoşuma gitti. Beni sonrasında Ülkü Ocakları binasına davet etti. Tanıştık öyle. Ardından rahmetlinin sanat danışmanı oldum. Uzun yılar birlikte çalıştık. Türkeş’in partisini son günlerde hem içerden hem de dışardan parçalamak istiyorlar. Kimse MHP’yle uğraşamaz, uğraşan yenilir. MHP bu ülkenin sigortasıdır.”

CHP Atatürk’ü putlaştırdı
İlham Gencer, Atatürk’ün cenazesinde ölümden dönmüş. Gencer o günleri anlatırken ilginç değerlendirmede bulunuyor: “Ben 1938 yılını asla unutamıyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün cenazesiyle ilgili. Dedemden, onun cenazesine beni de götürmesi için rica etmiştim. Dolmabahçe Sarayı’ndaki törene gittik ve bir anda dedemin elinden kurtuldum. Ne olduğunu anlamadım. Top arabasını çeken atların altında kaldım ve yaralandım. Gözlerimi açtığımda Teşvikiye Sağlık Yurdu’ndaydım. Bir buçuk ay da tedavi gördüm. CHP, Atatürk’ü öldükten sonra putlaştırdı. Biz Müslüman bir ülkeyiz.”

 

 

 

Hazırlayan: Mahmut Özay / mahmut.ozay@tg.com.tr
Fotoğraflar: Bünyamin Çelik