Kocaeli Seka Film Platosu’nda Es Film tarafından çekilen Filinta dizisi sezon finaline hazırlanıyor. Dizinin “Bekri” karakteri olarak karşımıza çıkan Ebu Bekir Öztürk son derece renkli bir sima. Sanırım okuyucularımız da onu en az benim kadar merak ediyorlar. Dizi oyunculuğu meşakkatli sağ olsun yoğun ve yorgunluğuna rağmen bizi kırmıyor. Röportaj teklifimizi kabul ediyor. 
Her ne kadar Bekri rolünde namdar eşkıya reisi olsa da kendisi güleç yüzlü, sıcakkanlı, şöhretin girdabından uzak babacan bir insan. Bizi samimi doğası ve ağzında duası ile karşılıyor. 
“Abi korka korka gelmiştim” diyorum ki sözümü kesiyor. “Olur mu karrrdeşim” diyor, “benim maksadım insanları ürkütmek değil güldürmek. İncitmeyi kalp kırmayı sevmiyorum. Duygusal insanım. Hatta o en yorgun anlarımda bile davetlere icabet etmeye çalışıyorum. Katılmasam gönül koyacaklar. Kılı kırka bölen bir ruh hâlim var. Suni tavırların kalbimde ve mimiklerimde yeri yok, doğduğum gibi doğal insanım.” 

EBU BEKİR ÖZTÜRK KİMDİR?

 Biz Kafkas muhaciriyiz. Kimse doğduğu büyüdüğü toprakları kuru ekmek davasına terk etmez çünkü rızkı veren Allahü teala. Bu insanlar dinlerini namuslarını korumak için çiftinden, çubuğundan malından vatanından vazgeçerek hicret gibi kutlu bir yolculuğa çıkmışlar. Büyüklerimden duyduğuma göre çoğu vefat etmiş yollarda. 
Adım Ebu Bekir radıyallahu anh’ın isminden geliyor, o yüce sahabe de Efendimiz (aleyhisselam) ile hicret etmiş. Hicretin meyvesi olarak bana bu mübarek ismi koymuşlar onun ismini taşımakla bahtiyarım.
Bizimkilerin Kafkasya’dan başlayan muhacereti Ağrı’dan sonra İstanbul’da son bulmuş. Ben bu semtte Eyüp Sultan Hazretlerine komşu olarak gözlerimi açmışım hayata. Çocukluğum diye söze gireceğim ama pek çocukluk yaşadım sayılmaz. Daha oyun çağında çalışmaya başladım. Kahve önlerinde boyacılık mı yapmadım, minibüslere yolcu mu kapmadım işten işe seyirterek hayat sürdük. Büyük abime alınan kıyafet darlaşınca ortanca abime ondan da bana intikal ederdi. Bana ulaştığında renkleri solmuş olurdu. Aslında geriye dönüp baktığımda bunların mihnet gibi görünen nimetler olduğunu fark ediyorum. Çünkü bu mecburi paylaşım gönüllü paylaşımı da beraberinde getiriyor, bencilliği gideriyor.
Öyle kuş sütü eksik olmayan sofralar görmedik, tencerede pişirip kapağında yerdik deyimi hokka gibi oturacaktır bizim mevzuya :)
Lakin her lokmanın ardından şükretmeyi telkin eden annemiz, hamd etmeyi öğreten babamız vardı elhamdülillah.
Tabii bir de medrese tahsilim oldu benim. Rahle üzerinde ezber yaptığım günler hayatımın en güzel günleriydi unutamam.
Sonra askerlik, iş hayatı, derken oyunculuk serüveni başladı. 

 OYUNCULUK İNSANI PİŞİRİYOR

 Filinta’da “Bekri” karakteri altında ömrü dağlarda geçmiş, pusu kuran, adam vuran, tuttuğunu koparan azılı eşkıyayı canlandırıyorum. Rolüm gereği eşkıyaların hayatlarını inceledim, rollerde gerekli etkiyi verebilmek için bu çok önemli zira. Canlandırdığın karakteri gözlemlemeli ve özümsemelisin. Bana göre oyuncu canlandırdığı rolü yaşamadıkça yaşatamaz.

Peki Bekri nasıl birisi?
Bekri sinekten yağ çıkaran, canını veren malını vermeyen, yapısı gereği gözleri tavana bakan, mangır sevdasına hasımlarına çelme takan, yer altı dünyasında tek olmak için rakiplerine tırpan atan birisi. Hâliyle nüfuzu büyük ve etrafına bol adam topluyor. Sonra mahpushaneye düşüyor bu kez hürriyeti için devlet adına çalışan biri hâline geliyor fakat yine kelle koltukta. Devlet düşmanlarının kirli emellerini bozmak için canı pahasına savaşmaya devam ediyor. Aslında Bekri’nin mayası temiz. Sadece yol göstericisi olmadığı için zekâsını şer işlere kullanıp kötü şöhret edinmiş. Tabii bu rota değişikliği onu örnek alanlar üzerinde de tesir uyandırıyor. Onlar da hayırlı işler yapmaya başlıyor. 

Beni de öldürdü, fakat gülmekten.

Her hafta bir bölüm verebilmek kolay değil. Oyunculuk yoruyor mu?
Elbette yorucu ama ben bu yorgunluğu seviyorum çünkü ortaya bir eser çıkıyor. Benim sıkıntım yorgunluk, yoğunluk değil platonun uzaklığı nedeniyle aileme zaman ayıramayışım. Tam oyun hazırlığında çocuklarımdan biri arıyor, baba seni çok özledik diyorlar buruklaşıyorum anında. Zaten bu alanda en büyük destekçim eşim. Sağ olsun iş trafiğine, mesaiye anlayış gösteriyor. Beni zinde tutmak için elinden gelen gayreti gösteriyor, çocuklara yokluğumu hissettirmemeye çalışıyor. Allah ondan binlerce kez razı olsun. 

İleriki hedefleriniz nelerdir acaba?
Elbette bu sevda burada bitmeyecek, zaten ben bırakıyorum desem seyirci bırakmaz. Dilerim başka karakterleri de canlandırır bundan böyle sevimli rollerle çıkarım sevenlerimin karşısına. 
Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ne demek, kapımız daima açık, gönlümüzdeki yeriniz başka.

Her bölüm film gibi

Oyunculuğu ve görsel efektleri ile Türk dizi sektörü başarılı işlere imza atmaya devam ediyor.  Bir bölüm çıkarmak kolay değil set ekibi sabahın seherinden gecenin zifirine kadar çalışıyor.

Hazırlayan: Ahmet Münir EREN
ahmetmunir.eren@tg.com.tr