BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > NATO-AB-İESD... (Avrupa Birliği’nde yeni kimlik arayışı!..)

NATO-AB-İESD... (Avrupa Birliği’nde yeni kimlik arayışı!..)

Önce bu haftaki yazımızın başlığını oluşturan 3 ayrı kısaltmanın anahtarını alıp açalım: Birincisi, yani NATO, hepimizin bildiği, gibi İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batılı müttefikler tarafından Sovyet Rusya’nın oluşturduğu tehdit ve muhtemel tehlikelere karşı kurulmuş olan ve Türkiye olarak nerede ise yarım asırdır içinde bulunduğumuz ve hâlâ en ağır sorumluluklarını taşımakta olduğumuz Kuzey Atlantik Savunma Paktı’dır.



Önce bu haftaki yazımızın başlığını oluşturan 3 ayrı kısaltmanın anahtarını alıp açalım: Birincisi, yani NATO, hepimizin bildiği, gibi İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batılı müttefikler tarafından Sovyet Rusya’nın oluşturduğu tehdit ve muhtemel tehlikelere karşı kurulmuş olan ve Türkiye olarak nerede ise yarım asırdır içinde bulunduğumuz ve hâlâ en ağır sorumluluklarını taşımakta olduğumuz Kuzey Atlantik Savunma Paktı’dır. İkincisi: 1957 Roma Andlaşması ile AET (Avrupa Ekonomik Topluluğu) olarak kurulan ve şimdilerde giderek siyasileşerek bir Avrupa Birleşik Devletleri tanımlanmasına yönelen ve bizim de gide gele yollarını aşındırdığımız, kapısını zorladığımız, nihayet sonunda aday olarak kapısını araladığımız ve arasına ayağımızı koyarak bize ardına kadar açık tutmaya çalıştığımız, Avrupa Birliği’dir. Üçüncüsü ise, Avrupa’da NATO’dan, faydalanmak sureti ile ama ondan ayrı bir kutup oluşturmaya çalışan Fransa’nın tasarladığı ve iplerini çekmeye çalıştığı yeni bir kuruluşun adıdır. Açık ve yeni adı “Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği”dir. Frenkçesi “İdentite Eurpeenne de Securite et de Defence”. İkamet adresi ise Batı Avrupa Birliği, “BAB”dır.  Türkiye bu üç kuruluştan birincisine, yani Kuzey Atlantik Savunma Paktı’na, nerede ise yarım asırdır tam üyedir. İkincisine 36 yıl önce Ankara Anlaşması ile ortak üye olduk. Bir acaip, engelli, dikenli yolda düşe kalka bugünlere kadar geldik. Nihayet 11 Aralık 1999’da mevcut 12 aday arasında 13’üncü aday statüsünü kazandık.. Neyin nesi ise hâlâ Kızılay meydanındaki adamdan Çankayalar’a kadar bu başarıyı kutlamaya doyamıyoruz!.. Sanki beş yıldır bu Avrupa Birliği ile zaten bir Gümrük Birliği içinde değilmişiz gibi!.. Avrupa Birliği’ne kırk yıllık karabetimizi ve dolayısı ile nevzuhur adayların tümünden AB’ye daha yakın bulunduğumuzu unutmuş gibiyiz! Üçüncüsüne ise yani Batı Avrupa Birliği’ne sadece Ortak Üye olarak başımızı sokabilmiştik. Dolayısı ile kimlik arayışı kervanına şimdilik tek ayakla, seke seke katılabiliyoruz!.. Zira şimdiki halde “BAB” kısaltması ile tanımlanan bu Birliğin kararlarına katılamayız ama en ağır yükü bizim üzerimizdedir. Bunun toplantılarına Bakan ve Genelkurmay Başkanı düzeyinde katılmamıza karşı Türkiye gazetesinin bu sütununda şimdiye kadar sürdüregeldiğimiz itirazımız işte bu yüzdendir!.. AB Güvenlik ve Savunma kimliği arayaşında iki ayakla doğru dürüst yürüyebilmemiz ancak AB’ye tam üye olmamız halinde mümkün olabilecektir. Bu da, komşumuz ve yeni dostumuz Yunanistan’ın, vaktiyle bize yaptığı Bizans usulü ve ünlü “Truva Atı”nı anımsatan bir hediyesidir. İşte bu yüzden olacak, ikibin küsur yıl önceleri ünlü Latin şairi Virgile’in bir sözünü, Truvalılar’ı Yunanlılar’ın hile ve şerrine karşı uyarmak amacı ile söylediği: “Timeo Danaos et Dona Ferentes!..” yani “Yunanlı sana bir hediye verecek olsa bile sakın kabul etme!” cümlesini acı acı anımsıyorum!..  Helsinki zirvesinin önünden ardından oluşmakta olduğu görülen İsmail Cem-Papandreu diyaloğunun alışılmadık tatlı üslubu yanında, özellikle Kıbrıs konusunda gerçekte birbirine taban tabana ters düşen beyan ve yorumlar, insanı düşündürmekten çok endişelendiriyor. Diplomaside kolaycılık pek hayra yorulmaz!. Bu yüzden hiç de makbul sayılmaz!.. Aslında unutulmaması gereken bir husus da şudur: Batı Avrupa Birliği dediğimiz kuruluş vaktiyle Fransa-Almanya ikilisinin savaş sonrası bal ayı günlerinde imal edilen ve Avrupa savunmasından ABD’yi dışlamak amacı ile tasarlanmıştır. Bu kuruluşa AB üyesi olmayanların alınamayacağı yolundaki kararın Leit-Motif’i işte budur. Türkiye’nin de dışlanmak istenmesi Yunanlı komşumuzun bize bir hediyesidir.  Fransa ile, 1. François-Charles Quint çekişmelerinden beri kadim ve kavi bir dostluğumuz vardır.. Kanuni Sultan Süleyman Han Fransa’ya yardım etmiştir. Fransızlar iyidirler, hoşturlar ama biraz kanlanıp canlanınca, adetleridir simgeleri gibi, horozlaşıverirler!.. Komşuları Almanlarla oldum olasıya hiç geçinemezler.. Aralarında büyük savaşlar çıkar, Amerika Okyanuslar aşar gelir Avrupa’daki kavgayı bir hal ile halleder!.. Ama yine de, ne yenene ve ne de yenilene nedense bir türlü yaranamaz! Washington’ın torunları her seferinde yemin ederler, “Bir daha bu ihtiyar Avrupa’nın işlerine hiç karışmayacağım! Ne halleri varsa görsünler!” derler ama yine de dayanamazlar, okyanusları aşıp gelirler.. Ne de olsa büyük çoğunluğu ile bu kıt’a insanlarının ahfadından sayılırlar!.. Şimdilerde AB’ye aranılan yeni kimlik işte bu AB’nin güvenliği ve savunması ile ilgilidir. İçinde ABD-Kanada olmayacak, Türkiye ve Norveç, AB üyesi olmadıkları için katılamayacak, peki şu nadide mücevher “AB”yi kimler koruyacak? İşte şimdilerde aranmakta olan kimlik bu kimliktir!.. Bulunabilir mi dersiniz? Bence çok şüphelidir! Bir Fransız ata sözü: “On revient toujours a ses premiers amours!” diye söyler! İnsanlar eninde sonunda yine ilk sevdalarına dönerlermiş! Sanırım yine öyle olacak Avrupa’nın başı sıkışınca yine Amerika’yı özleyecek!.. Ama o vakte gelinceye kadar arayacak, araştıracak!.. Arayan elbette bir şeyler bulurmuş!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99673
    % 0.28
  • 3.5174
    % -0.32
  • 3.9249
    % -0.16
  • 4.4555
    % -0.41
  • 141.481
    % -0.02
 
 
 
 
 
KAPAT