Anasayfa | POLİTİKA | Başbakan Erdoğan: 'Ülkeyi millet yönetir'

Başbakan Erdoğan: 'Ülkeyi millet yönetir'

Başbakan Erdoğan: 'Ülkeyi millet yönetir'

Başbakan Erdoğan, '1950'den beri ülkeyi kim yönetecek tartışması yapılıyor' dedi.

Yıllardır ülkeyi yok sayanların şu an ittifak halinde olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan şöyle konuştu, 'CHP diyor ki; iktidarda muhalefet de olsak ülkeyi sadece biz yönetiriz. Medya diyor ki; manşetlerimizle Türkiye'ye biz istikamet çizeriz. Bazı iş adamları diyor ki; para bizde Türkiye'yi biz yönetiriz. Paralel çeteler diyor ki, Türkiye'yi biz yönetiriz ... Bu ülkeyi idare edecek olan millettir. Manşetler değil, işveren çevreleri değil, paralel örgütler değil...'  AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP ve MHP'nin iradelerini, emanete, kiraya vermiş durumda olduklarını belirterek, "Paralel örgüt elindeki ses ve görüntü kayıtlarıyla CHP ve MHP'yi şu anda teslim almış durumda. CHP ve MHP kendi iradesiyle hareket etmiyor, kendileri politika belirleyemiyor" dedi. Erdoğan, partisinin Kütahya Zafer Meydanı'ndaki mitinginde Kütahya'nın "aziz milletin gurur şehri" olduğunu belirtti."Osmanlı şehri" diye nitelendirdiği kentin Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna şahitlik ettiğini bildiren Başbakan Erdoğan, "Aynı zamanda İstiklal Savaşımızın, büyük zaferin şehri. Kütahya emek, kadim bir tarih ve medeniyet şehri, Kütahya alimlerin, şairlerin, devlet adamlarının şehri. Bir kez daha bu şehirde bulunmanın, bu havayı teneffüs etmenin, şu coşkuyu sizlerle yaşamanın gururunu duyuyorum" diye konuştu.Eski başbakanlardan merhum Adnan Menderes'in 1946 seçimlerinde hem Aydın'dan hem Kütahya'dan milletvekili adayı olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Sandıkta kazananlar kağıt üzerinde kaybediyorlardı. Merhum Adnan Menderes, Berin Hanım'a telefon ediyor, 'Seçimi kaybettik, Aydın'a geri dönüyoruz' diyor. Berin Hanım ise şu cevabı veriyor, 'Hayır dönmüyoruz. Seçimi Kütahya'da kazandın, hayırlı olsun' diyor. Maalesef 27 Mayıs 1960'da o meşum darbe yapıldığında Menderes yine Kütahya'daydı. Burada derdest edildi. Bu acı tecrübeye rağmen Kütahya umudunu, mücadele azmini yitirmedi, her zaman demokrasinin, milli iradenin yanında oldu. Kütahya, 3 Kasım seçimlerinden itibaren AK Parti'yi destekledi, AK Parti'ye her zaman rekor düzeyde oy verdi. Bizler de var gücümüzle sizler için hizmet, eser ürettik."


"Bizler de vefayı çok iyi biliriz"


Alandakilere, Kütahya'nın en büyük mahallesinin adını soran Başbakan Erdoğan, "Vefa Mahallesi. Kütahya, vefa nedir çok iyi bilir, bizler de vefayı çok iyi biliriz. Siz demokrasinin, milli iradenin arkasında durdunuz, bize yetki, görev verdiniz bizler de sizlere hizmet etmenin, size hizmetkar olmanın o emsalsiz  gururunu yaşadık ve yaşıyoruz" dedi. 


"30 Mart'ta sadece belediye başkanlarını seçmekle kalmayacak, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkacağız" diyen Erdoğan, alandakilere "Var mıyız buna" diye sordu. "Evet" yanıtını alan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:


"30 Mart'ta yeni bir istiklal mücadelesinin zaferine hep birlikte ulaşacağız. 30 Mart'ta bu ülkenin millet tarafından idare edildiğini, egemenliğin millete ait olduğunu herkese bir kez daha göstereceğiz. Zira 1950'den beri bu ülkede bir mücadele var. Medya, iş adamları, elitler, seçkinler, çeteler, onlarla birlikte CHP ve statüko partileri 'Bu ülkeyi sadece biz yönetiriz' diyorlar, 'Biz ne dersek o olacak' diyorlar, 'Bu ülkede istikameti biz veririz, bu ülkenin rotasını biz çizeriz' diyorlar. Bunun gerçekleşmediği zamanlarda darbe yaparak başbakan, bakan idam ederek demokrasiyi rafa kaldırarak, ülkeyi kaosa, istikrarsızlığa, anarşiye sürükleyerek demokrasiyi ve milli iradeyi tehdit ediyorlar. Ama biz, çok farklı bir şey söylüyoruz, merhum Menderes ne demişti? 'Yeter söz milletindir' demişti. Biz AK Parti olarak ne dedik? 'Yeter, söz de karar da milletindir' dedik. 12 yıl boyunca böyle geldik. 12 yıl boyunca ülkenin idaresinde sizler söz sahibi oldunuz. Birileri girdi mi devreye, girmedi. Siz karar verdiniz, siz bize istikamet verdiniz biz de sizin verdiğiniz istikamette yürüdük."


"Türkiye'de huzuru ve istikrarı bozmak istediler"


Başbakan Erdoğan, üç genel, iki yerel seçim ve iki halk oylamasında halkın huzuruna çıktıklarını belirterek, her seçimde kendilerine güçlü destek verildiğini hatırlattı. Halkın kendilerine 'Durmak yok yola devam' dediğini ifade eden Erdoğan, "Bizler, Aşık Veysel gibi 'Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece dedik.' Gideceğiz gündüz gece" ifadelerini kullandı.


Milletin karar vermesinden, milletin yetkili olmasından rahatsız olanların tuzak kurarak milletin iradesini yıkmak ve yıpratmak istediğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:


"Önce Gezi olaylarını çıkardılar. Sokaklara döküldüler cam, çerçeve kırdılar, insanları tehdit ettiler, hakaretler yağdırdılar. Türkiye'de huzuru ve istikrarı bozmak istediler, Türkiye'yi dünyaya olumsuz göstermek, Türkiye ekonomisine darbe vurmak istediler. Orada başarısız olunca bu kez de 17 Aralık darbe girişiminde bulundular. Yine milleti, milli iradeyi hedef aldılar, milletin seçtiği AK Parti'yi, milletin hükümetini hedef aldılar. Paralel yapı, paralel devlet, 17 Aralık, 25 Aralık, ve bunlar bir istismar siyasetiyle bunu yaptılar. Ne yazık ki bunlarda takiye var, bunlarda yalan var, bunlarda nifak var, bunlarda fitne var ve ne yazık ki bunlar bu ülkede kendi inançlı kardeşlerine beddua edecek kadar ileri gittiler. Onların bedduası karşısında biz ne dedik? 'Bedduaya lanet duaya davet' dedik. Farkımız işte bu."


"Sizin emanetinizi koruduk. Şimdi sıra sizde"


Yozgat'ta dün gerçekleştirilen mitingin bazılarını rahatsız ettiğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


 "Uluslararası medyayla yandaşlar... Ve çok enteresan sosyal medya, bu yandaş medya. Yaptıkları şey şu, oradaki o kalabalık o kitle onları rahatsız etmiş. Ne diyorlar biliyor musun? 'Başbakan'ı protesto için bekleyenler' diyorlar. Yarın Kütahya'yla ilgili de böyle bir haber çıkarsa şaşmayın. Ne yaparlarsa yapsınlar, 30 Mart'ta sandıklarda bunlara gereken vereceğiz. Bunlar milli kurumlarımızı, ekonomiyi, milli birlik ve kardeşlik projemizi hedef aldılar. İşte biz bu oyunu bozduk, dik durduk, eğilmedik, taviz vermedik. Sizin emanetinizi koruduk. Şimdi sıra sizde. 30 Mart'ta sandığa giderek bu statüko partilerine, bu paralel örgütlere, Türkiye düşmanlarının maşası haline gelmiş bu kuklalara cevabı siz vereceksiniz."


"Hanım kardeşlerim kapı kapı dolaşmaya var mısınız? Gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Ana kademe kapı kapı dolaşmaya var mıyız" diye soran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Sizin de kapılarınıza geldiler mi? Bu ara bazı ablalar kapı kapı dolaşıyormuş. Size de geldiler mi? Ne diyorlar? Onlara ne deyin biliyor musunuz? 'Biz şu anda devletimizin hükümetimizin bize yaptıklarını görüyoruz. Siz görmüyorsanız, bu konuda söyleyeceğimiz hiç bir şey yok. Ama biz şunu biliyoruz. Sadece Kütahya'ya AK Parti iktidarının şu 11 senede yaptığı yatırımın toplam tutarı ne biliyor musunuz? 6 katrilyon. A'dan Z'ye. Eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, enerji, tüm bunlar 6 katrilyon. Bugüne kadar acaba Kütahya'ya bu tür yatırımlar gelmiş miydi? Siz bize bu aklı vermeyi bırakın da eğer kurabiliyorsanız gidin partinizi kurun, meydanlara çıkın.' Bunlara bunu söyleyin. Hep bir ağızdan milli iradeye saldırı düzenleyen medyaya karşı 30 Mart'ta son manşeti siz atacaksınız. Kardeşlerim sizin manşetinizden daha güçlü manşet yok. En yüksek manşet sizin manşetiniz. 30 Mart'ta unutmayın sadece belediye başkanı seçmeyeceksiniz, paralel örgütün oyuncağı olan CHP'ye, MHP'ye siz ders vereceksiniz. 


MHP'ye bakar mısınız? CHP ile kol kola girmiş. Adaylarının uygunsuz görüntülerini yayınlayan, adaylarına şantaj yapan o paralel örgütle kol kola giriyor. CHP'nin genel başkanının o uygunsuz resimlerini yayınladıkları zaman yarım saatte onları kaldırtan bendim. Çünkü bizim kültürümüzde bu yok, bizim değerlerimizde bu yok. CHP'nin şu andaki genel başkan yardımcılarından bir tanesinin aynı şekilde...MHP'nin genel başkan yardımcısı, grup başkan vekili neyse aynı şekilde, biz kaldırttık. Şimdi el ele kol kola dolaşıyorlar."


"AK Parti'ye bastığınız mühürle milletvekili olanlar, gittiler başka yerlerden emir aldılar"


Başbakan Erdoğan, "Sokakları ateşe veren zulüm 1453'te başladı diyen, başörtülü kızımıza saldıran, bira şişeleriyle Türkiye Cumhuriyeti yazan, bayrağımızı ateşe veren bu gezicilere MHP sahip çıkıyor" diyerek, şunları kaydetti:


"Bu CHP, bu MHP iradelerini emanete vermiş durumdalar, kiraya vermiş durumdalar. Paralel örgüt elindeki ses ve görüntü kayıtlarıyla bu CHP ve MHP'yi şu anda teslim almış durumda. CHP ve MHP kendi iradesiyle hareket etmiyor, kendileri politika belirleyemiyor. Paralel örgüt, bunların önüne ne atarsa onunla idare ediyorlar. Paralel örgüt yolsuzluk iftirası atıyor, CHP ve MHP ona sarılıyor. Paralel örgüt, Kabataş'taki çirkin saldırıyı çarpıtıp bunlara veriyor, bu CHP, MHP onunla idare ediyor. Paralel örgüt, Türkiye'yi yurt dışında karalıyor, ülkeye ihanet ediyor, bu CHP, MHP onlara destek veriyor." 


Erdoğan, vatandaşların bu oyunu bozacağını, tuzakları alt üst edeceğini, 'Biz milletiz, bu ülkenin sahibi biziz, bu ülkeye istikameti biz çizeriz' diyeceğini vurguladı.


12 Haziran seçimlerinde Kütahya'nın yüzde 65 oy oranıyla AK Parti'yi destek verdiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:


 "Ancak sizden yetki alanlar, sizin AK Parti'ye bastığınız mühürle milletvekili olanlar, gittiler başka yerlerden emir aldılar, talimat aldılar, belki de tehdit edildiler, belki de onlar da dinlendi. Belki de onlara şantaj yapıldı, AK Parti'den istifa ettiler. Bunlar sadece AK Parti'ye değil, kendilerine verilen oya, kendilerine oy veren millete, Kütahya'ya da ihanet ettiler. 


"İradesi olanla tuzluk olan ortaya çıktı"


İşte ses kayıtlarında çıktı, bunlara ne diyorlar 'tuzluk'. Ses kayıtlarında çıktı ya, ben söylemiyorum. 'Tuzluk' yani nereye koyarsan orada durur. Bir el gelir, bir yerden alır bir yere koyar. Tuzluk gibi bunların sesi çıkmaz, iradeleri yoktur, talimat alır, emir alır öyle hareket ederler. 17 Aralık darbesi eğer başarıya ulaşsaydı, eğer biz dik durmasaydık bu tuzluklar gidecek yeni bir parti kuracak ya da AK Parti'yi bölecek, Türkiye'yi istedikleri gibi tanzim edeceklerdi. İşte biz buna izin vermedik. Bu süreçte ak ile kara ortaya çıktı."


Başbakan Erdoğan, bu süreçte "iradesi olanla", "tuzluk olanın" ortaya çıktığını belirterek, "Bir zamanlar birileri de ne diyordu biliyor musunuz? 'Taksim Medyanı'na 4 ayaklı eşeği koysam milletvekili seçtiririm' diyordu. Evet, bu ülkeyi böyle idare ettiler. Ama biz öyle bakmadık, biz 'adam gibi adam arıyoruz' dedik. Ama biz de yanılmışız. Biz de yanılmışız maalesef. 30 Mart'ta bu tuzluklara emir ve talimat verenlere bunların yol arkadaşı CHP ve MHP'ye de siz cevap vereceksiniz. Kimin gündeminde nelerin olduğuna özellikle dikkat etmenizi sizlerden rica ediyorum. Bu CHP'nin, bu MHP'nin, onlarla birlikte yol yürüyenlerin gündeminde yıkmak var, tahrip etmek var, dedikodu var iftira var. Bizim gündemimizde ise yapmak var, inşa etmek var, imar etmek var. Onların siyaseti esersizlik siyaseti. Bizim siyasetimiz eser siyaseti" diye konuştu.


"Devletin cebinden bir kuruş çıkmıyor"


Kütahya, Afyonkarahisar ve Uşak'ta havaalanı bulunmadığını ifade eden Erdoğan, "Dedik ki biz burada müşterek havalimanı yapalım. Ne yaptık? Zafer Havaliman'ını yaptık. Söz verdik, yaptık. Şu anda hep beraber bundan istifade ediyoruz. Göreve geldik Türkiye'de 26 tane havalimanı vardı. Şu anda Türkiye'de havaalanı ve havalimanı sayısı ne oldu biliyor musunuz? 52." dedi.


Proje noktasında sıkıntıları bulunmadığını, küresel ölçekte projeleri olduğunu aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:


"İstanbul'da biliyorsunuz 3. havalimanını yapıyoruz. Yılda 100 milyon yolcu kapasiteli havalimanı. Bunu nasıl ihale ettik biliyor musunuz? 46 milyar dolara. Ama devletin cebinden bir kuruş çıkmıyor. 20 yıl çalıştıracaklar, 20 yıl sonra devlete teslim edecekler.


Utanmadan sıkılmadan yolsuzluk diyorlar. Bunlarda utanma yok, bunlarda ar yok. Kalkıp bu işi yapacak olanları yolsuzlukla suçlamaya kalkıyorlar. Kardeşlerim bunlar milliyetçiyiz diyorlar değil mi? Bunlar laf milliyetçisi laf. Bizim ecdadımız Abdülmecid hayal etmiş, neyi, denizin altından Marmaray'ı. Yapabildiler mi? Biz geldik yapacağız dedik. Yaptık mı? Allah'tan Marmaray'ı görmediler. Denizin altında olduğu için görmediler. Onu da engellemeye kalkarlardı. Arada sırada orada çıkan arkeolojik bazı şeyler sebebiyle önümüzü kesmeye çalıştılar. Ama er veya geç yapacağız dedik, bitirdik. Bakın geçenlerde 2 gün İstanbul'da ağır sis oldu. O siste Marmaray devreye girdi ve raylı sistemle günde 300 bin kişi taşındı. İş bilenin, kılıç kuşananın.


Şimdi biz Marmaray'ın güneyinde bir tane daha denizin altından tüp geçit yapıyoruz. Oradan da otomobiller gidip gelecek. Ne zaman bitiyor? Önümüzdeki yıl da onu bitiriyoruz. Allahtan onu da görmüyorlar. Onu da görseler, onun da önünü keserler. Şimdi bir de 3. köprüyü yapıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yapıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün kuleleri 250 metre. Yükseldiler. Dünyanın şu anda en önemli asma köprüsü olacak. Bu köprünün 4 gidişi var, 4 gelişi var. Ortasından da raylı sistem geçiyor yani tren geçiyor. Niye bunlar? Asıl hizmet milliyetçisi biziz. Kütahya bunlardan nasibini niye almasın."


"Sinop'ta da ikincisine başlıyoruz"


Hükümetin gündeminde okullar, hastaneler, barajlar, enerji hatları, enerji santralleri bulunduğunu aktaran Erdoğan, "İşte Akkuyu'da bir tanesi başladı. Şimdi Japon Başbakanı Sayın Abe ile görüştük, Sinop'ta da ikincisine başlıyoruz. Biz buyuz. Bizim gündemimizde Filistin var, Mısır, Suriye, Somali, Myanmar, Afganistan var, Bosna var. Bizim gündemimizde uçaklar var, imal ettiğimiz tanklar var, helikopterler var, insansız hava araçları, zırhlı araçlar var, kendi tasarladığımız, imal ettiğimiz piyade tüfekleri var, gemilerimiz var. Kardeşlerim, bizim hayallerimiz var, hedeflerimiz var. Biz büyük düşünüyoruz. Onun için de 2023 farklı bir Türkiye olacak" dedi.


Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Gençler, şu yavrularımıza bakıyorum ben. Anneler, babalar, sizlere sesleniyorum. Bu ülkede kızlarımızı okullara başörtülü olarak gönderebiliyor muyduk? Bizim başörtülü başı açık diye bir derdimiz olabilir miydi? Şimdi ben bir babayım, bir aile reisiyim. MHP'nin başındaki zat rahatsız olmuş. Söyledim ya 'çoluk çocuk nedir bunun kadrini bilmez' dedim. Ondan sonra bana kalkıyor başka yerden örnek veriyor. Gazi Mustafa Kemal'i veriyor. Gazi Mustafa Kemal çoluk sahibi olmuştu da çocuk sahibi olmamıştı. Onu da git iyi öğren. O nasip meselesi ayrı bir şey. Ama bunu da iyi öğren. Fakat illa da böyle bir şey var veya yok veya olması lazım bunun iddiasında değilim. Evlenmemiş de olabilirsin ayrı bir mesele. Ama sen ailenin kadrü kıymetini bilmezsin. Çünkü o ayrı bir şey. Baba olmak, anne olmak ayrı bir şey. Evlat anne ilişkisi ayrı bir şey. Ben 4 çocuk babası olarak yavrularımın çektiği o çileyi biliyorum. Erkek evladıma katsayı uyguladılar, yüksek puan aldığı halde Türkiye'de gitmesi gereken o üniversiteye gidemedi. Kız çocuklarım başörtülü olduğu için, imam hatip mezunu oldukları için onlar da üniversiteye gidemediler. Okulun kapısından onların nasıl döndüklerini, evde annesi, babaannesi hepsi ağlayarak izlediler. Biz bunu yaşadık. Ey MHP'nin başındaki, ey CHP'nin başındaki sizin böyle bir derdiniz yok. Ama biz dedik ki sabırla bu işi de çözeceğiz. Çözdük mü? Şimdi artık başı örtülü başı açık diye bir derdimiz yok, hapsi okullarına gidiyor. Artık hepsi devlet dairelerine gidiyor. Şimdi diyorum ki artık şu 30 Mart bunlara bir ders vermenin de zamanıdır. Onun için daha çok çalışmamız lazım, daha fazla gayret etmemiz lazım."


Sizin liderinizin bana göndermiş olduğu methiye dolu kitapları nereye koyacaksınız?


"Benim bir çok onların katıldığım toplantılarında, onların başarılarına yönelik kullandığım ifadeleri 'nereden nereye' diye vermişler. Ben de söylüyorum, nereden nereye? Sizlere bu ülkede verdiğim hizmeti nereye koyacaksınız? Sizin başınızdaki liderinizin bana göndermiş olduğu methiye dolu kitapları nereye koyacaksınız? İş adamlarına tespihler gönderdiği gibi bana gönderdiği tespihleri de iade etmemi bekliyorsanız, kısa zamanda onları da iade ederim. Çünkü bir şeyi bilmemiz lazım, bizim adam gibi adamlara ihtiyacımız var. Devletin kurumlarında her türlü yanlışı, her türlü yolsuzluğu yapacaksınız, bu vatanın evlatlarını yolsuzlukla suçlayacaksınız, emniyette, yargıda bir kısım yapılanmayla kalkıp insanları takip edeceksiniz, insanların mahremine gireceksiniz, konuşmalarını dinleyeceksiniz bunun ne insani ne vicdani ne İslami hiçbir yanı yoktur. Dinleyemezsiniz. Bu konuda daha fazla çalışmamız lazım. Daha çok gayret edeceğiz. Bugünlere bu şekilde gelmeyi istemezdik. Ne yazık ki buraya getirdiler."


Vatandaşların isteklerine de kürsüden yanıt veren Erdoğan, sorunların çözüleceğini, AK Parti kadrolarının millete efendi olmaya değil millete hizmetkar olmaya geldiğini vurguladı. Erdoğan, "Bu hizmet yolunda, bunu tabii başka hizmetlerle de karıştırmayın, hizmet denince akla sadece belli bir grup gelmesin. Bu ülkede çok cemaatler var. Cemaat denince de akla sadece malum örgüt gelmesin. Çok cemaatler var, hepsi de bu ülkede çok hayırlı niyetlerle çok hizmetler verdiler. Vermeye devam ediyorlar ve devam edeceğiz" diye konuştu. 


İstanbul'un fethinin 600'üncü yılını, 2023'ü ve 1071'in bininci yıl dönümünü hedef olarak gösterdiklerini hatırlatan Erdoğan, muhalefetin ise böyle büyük hedefler ortaya koyamadığını kaydetti. Erdoğan, "Onların ne yaptığı ortada, kalkmışlar daha Cumhurbaşkanı onaylamadan Meclisten geçmiş bir yasayı Anayasa Mahkemesine götürüyorlar. Bu ne cehalet? Cumhurbaşkanının onaylamadığı yasayı Anayasa Mahkemesine götürürseniz kargalar bile sizin bu halinize güler. Nitekim güldüler. İş yapacakmış gibi görünüp maalesef kendilerini rezil ediyor, gülünç durumuna düşürüyorlar" değerlendirmesinde bulundu.  


"Kütahya CHP'nin, paralel örgütün yedekliğini yapanlara yetki vermeyecek"


30 Mart'ta Kütahya'dan yüksek oy oranı beklediğini dile getiren Erdoğan, "Dik dur eğilme, bu millet seninle" sloganları üzerine, "Sizin dualarınızdır zaten bizi dik, dimdik, bir, iri, diri tutan. Bununla bu yolda yürüyoruz. Kütahya kendisine yaraşanı 30 Mart'ta yapacak. Kütahya iş bilmezlere, CHP'nin, paralel örgütün yedekliğini yapanlara, cesur davranmayanlara değil plana, projeye, vizyona yetkiyi verecektir" ifadesini kullandı.  


Belediye başkan adayı Kamil Saraçoğlu'nun arkasında, yanında olduğunu belirten Erdoğan, "Kütahyamızı daha iyi yapacağız" dedi. Vatandaşlara "Sakın MHP'ye güvenmeyin" diyen Erdoğan, Sakarya ve Düzce depremleri olduğunda MHP'nin hükümet ortağı olduğunu, depremlerin ardından vatandaşların "rezil olduklarını" söyledi. Van depreminin ise kendi hükümetleri döneminde meydana geldiğini anımsatan Erdoğan, "Van depremi oldu anında müdahaleyle işi bir yılda bitirdik. Simav depremi oldu, anında müdahale ettik. Şu anda yeni Simav mı daha iyi eski Simav mı daha iyi" diye sordu.


Bingöl'de de bir yılda yeni bir şehir kurduklarını ifade eden Erdoğan, yere sağlam bastıklarını, "yolsuzlukla, yasaklarla ve yoksullukla mücadele" ederek bugüne geldiklerini söyledi. AK Parti'nin başarılı belediyeciliğini daha da güçlendirerek devam ettirmek istediğini söyleyen Erdoğan, bunun sonucunda da Kütahya'nın bölgesinde örnek bir il haline geleceğine dikkati çekti. 


Eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım alanlarında her türlü destekle vatandaşların yanında olduklarına vurgu yapan Erdoğan, bu alanlarda taviz vermeyeceklerinin altını çizdi. Üniversitelilerin yurtlar konusundaki ihtiyaçlarını bildiklerini söyleyen Erdoğan, "Yurtları yapmaya devam edeceğiz. Çünkü sizleri evlerde bırakmak istemiyoruz" dedi. 


Sağlık alanının kendileri için çok önemli olduğunu, hastane yapmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu dönemde hastane kapılarında kuyruklar yaşandığını, ilaçların alınamadığını, bugünse hastane sorunu yaşanmadığını, istenilen eczaneden ilaç alındığını söyledi. 


Notlar


AK Parti Genel Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dumlupınar Stadı'ndan mitingin gerçekleştirileceği Zafer Meydanı'na otobüsle geldi. Erdoğan, miting alanına gelişinde eşi Emine Erdoğan ile vatandaşları selamladı.


Miting öncesinde AK Parti Kütahya il, ilçe ve belde belediye başkan adayları tek tek sahneye çağrılarak vatandaşlara tanıtıldı. AK Parti hükümetleri dönemlerinde yapılan yatırımlar miting alanına kurulan dev ekranlardan vatandaşlara aktarıldı.


Başbakan Erdoğan'ın konuşması vatandaşlar tarafından sık sık, "Bir bayrak, bir vatan, bir de Erdoğan", "Türkiye seninle gurur duyuyor" şeklinde sloganlarıyla kesildi. Erdoğan, konuşmasının ardından bakanları ve milletvekillerini de sahneye davet ederek, seçim şarkısına alkışla eşlik etti ve vatandaşlara karanfil dağıttı. 


Mitinge, Başbakan Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Kütahya milletvekilleri, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nükhet Hotar, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Güldal Akşit, AK Parti Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı Zafer Çubukçu, Kütahya Belediye Başkanı Mustafa İça ve AK Parti Kütahya Belediye Başkan adayı Kamil Saraçoğlu da katıldı.


Erdoğan, Valiliği ziyaret etti 


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya Valiliğini ziyaret etti. 


Miting için Kütahya'ya gelen Erdoğan, halka seslenmesinin ardından Kütahya Valiliğine geçti. Valiliğe gelişinde polis tören mangasını selamlayan Erdoğan'ı, Vali Şerif Yılmaz karşıladı. 


Basına kapalı gerçekleşen ve yaklaşık 50 dakika süren ziyarette Başbakan Erdoğan'a, eşi Emine Erdoğan ve miting için Kütahya'da bulunan bakanlar da eşlik etti.


Erdoğan, ziyaret sonrasına valilik önünde kendisini bekleyen vatandaşları selamladı. Bazı vatandaşlarla sohbet eden Erdoğan, çocuklara da satranç takımı dağıttı. 
(AA-HABER MERKEZİ)