Türkiye'de eğitim ve yükseköğretim kurumlarının yöneticilerini bir araya getiren EDU SUMMIT Eğitim Zirvesi'nin ikincisi, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın katılımlarıyla Vakıf Üniversiteleri Birliği'nin öncülüğünde İstanbul'da gerçekleşti.
Vakıf Üniversiteleri Birliği tarafından bu sene ikincisisi düzenlenen EDU SUMMIT Eğitim Zirvesi'nin İstanbul'da gerçekleşti. Üniversiteler, orta öğretim kurumları yöneticileri ve eğitim dünyasına yön veren diğer karar vericileri her yıl bir araya getirmeyi amaçlayan EDU SUMMIT'in bu sene teması "Yükseköğretimde Dönüşüm ve Kalite" oldu.
Üç ana başlık altında yükseköğretim sistemimizin en canlı gündem maddelerini masaya yatıran programda akademisyenler ve yöneticiler görüşlerini paylaşma fırsatı buldular. "Yükseköğretime Girişte Yeni Yaklaşımlar", "Vakıf Üniversitelerinin Niteliksel Dönüşümü" ve "Akredistasyon ve Kalite Sistemi Nasıl Kurulmalı" oturumlarında eğitim ve yükseköğretimin 20 önemli ismi görüşlerini aktardılar.
Etkinlikte konuşan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Türkiye'de üniversitelerin sancılı bir süreçten geçtiğini belirterek, "2004'te yeni bir üniversite yasası kurmak üzere Üniversitelerarası Kurul'la yaptığımız ve benim de Başbakan Danışmanı olarak katıldığım toplantılarda, o dönemdeki rektörlerimizin bize ne söylediklerini hatırlıyorum. Ancak toplantılardan çıktıktan sonra Kara Kuvvetleri Karargahı'nda konuştuklarını da daha sonra yayınlanan hatıralardan okuyoruz" dedi. 
Avcı, etkinlik programda belirtilen gündem maddelerine baktığını ve bunların, eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı çok net bir biçimde ortaya koyduğunu söyledi. 
Üniversitelerle ilgili konuları eskiden böyle konuşamadıklarını dile getiren Avcı, çok eskiye gidilmesi durumunda, bu konudaki ulusal sicilin pek parlak olmadığını kaydetti.
Avcı, 1933 üniversite reformuna değinerek, "Darülfünunun lağvedilip, üniversitelerin nasıl kurulduğunu, o dönemde yayınlanan Kadro dergisine baktığımızda görüyoruz. O dergide Burhan Asaf, daha sonra soyadı kanununun ardından Burhan Belge, darülfünunun neden lağvedildiğini anlatırken, 'Memlekette muazzam inkılaplar olurken, bunlara bigane kalan darülfünunun artık ömrünü tamamladığı anlaşılmıştır' ifadelerini kullanıyor" diye konuştu. 
Sürecin daha sonra da buna benzer devam ettiğini belirten Avcı, şu görüşleri dile getirdi:
"1960 darbesinde Beyazıt Meydanı'nda kimlerin kışkırtıcılık yaptığını ve sonra Milli Birlik Komitesi'nin davetiyle Ankara'ya gelen hukuk profesörlerinin, darbecilerle neler konuştuğunu Dündar Taşer kitabında çok iyi özetliyor. Komite temsilcisi olarak, yeni bir anayasa hazırlamak için gelen üniversite hocalarını karşılamak üzere havaalanına giden Taşer'e, uçaktan inen anayasa profesörünün sorduğu ilk soru, 'Nasıl bir anayasa emrediyorsunuz?' olmuştur. Daha sonra da 1980'de üniversitelerin biçimlenmesi sürecinde, üniversitelerin takındıkları tavırları ve 28 Şubat sürecinde verilen brifinglerde rektörlerimizin söylediklerini iyi hatırlıyoruz."
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, aynı şeylerin kendi dönemlerinde de yaşandığını anlatarak, "2004'te yeni bir üniversite yasası kurmak üzere Üniversitelerarası Kurul'la yaptığımız ve benim de Başbakan Danışmanı olarak katıldığım toplantılarda, o dönemdeki rektörlerimizin bize ne söylediklerini hatırlıyorum. Ancak toplantılardan çıktıktan sonra, Kara Kuvvetleri Karargahı'nda konuştuklarını da daha sonra yayınlanan hatıralardan okuyoruz" ifadelerini kullandı.
Geçmişi çok fazla karıştırmadan, bundan sonraki döneme bakmakta fayda olduğunu aktaran Avcı, "Gelinen sürecin ardından, bugün burada konuşacaklarımızın bunlarla ilgisi yok. Artık, ideolojik saplantı olmadan, üniversiteyi ve eğitimi konuşabiliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde burada dillendirilecek sorunları çözmenin yollarını hep birlikte yeniden konuşacağız" değerlendirmesinde bulundu.