Türkiye'de son günlerde yaşanan terör olaylarının ardından, HDP'nin kapatılmasına ilişkin görüşlerin ifade edilmesi, siyasi partilerin kapatılması tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. 


AA muhabirinin derlemelerine göre, Anayasa Mahkemesinin kuruluşundan önce kapatma kararı verilen 2 partiyle, Türk siyasi hayatında 27 parti kapatıldı. 


Çok partili döneme geçilen 1950 yılından sonra kurulan Millet Partisi, 26 Ocak 1954 tarihinde, Ankara Sulh Ceza Mahkemesince kapatıldı. 27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra ise iktidardan uzaklaştırılan Demokrat Parti hakkında, 20 Haziran 1960 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesince kapatma kararı verildi.


Anayasa Mahkemesinin 1963 yılında kurulmasıyla, parti kapatma davalarının görülmesi sağlandı.


Yüksek Mahkeme, tüm partilerin feshedildiği 12 Eylül 1980 tarihine kadar 6 parti hakkında açılan kapatma davalarının tümünde kapatma yönünde karar verdi.


12 Eylül askeri müdahalesinin ardından, siyasi partilerin 1983'te yeniden kurulmasına izin verilmesiyle 18 partinin kapatılması kararlaştırıldı. 


Avrupa ülkelerindeki durum 


Türkiye'deki bu sayıya rağmen, bugüne kadar Avrupa ülkelerinin tamamında kapatılan parti sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. 


TBMM Araştırma Merkezi'nin 2008 yılında, 15 Avrupa ülkesindeki siyasi parti kapatma örneklerine bakılarak hazırladığı raporunda çarpıcı tespitlere yer veriliyor. 


Rapora göre, 11 ülkede siyasi parti kapatma deneyimi hiç yaşanmazken, diğer Avrupa ülkelerinde de bu sayının oldukça az olduğu görülüyor.


Türkiye'de kapanan 27 parti sayısına rağmen, 1943 yılından bu yana Almanya'da 3, İspanya'da ise bir parti kapatıldı.


Rapora göre, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da yaygınlaşan Nazi akımının önlenmesi amacıyla, 1949 yılında Nazi Partisi'nin faaliyetine son verildi.


Almanya'da 1952'de SPR (Sozialistische Reichspartei Deutschlands), 1956 yılında ise KPD (Kommunistische Partei Deutschlands) kapatıldı. 


İtalya'da Benito Mussolini tarafından kurulan Partito Nazionale Fascista (PNF) 1943'te hükümet tarafından siyasi faaliyetten men edildi.


Yine İtalya'da 1943'te faşist partinin PNF (Partito Nazionale Fascista) kurulması yasaklandı. Belçika'da ise 2004'de Flaman Blok Partisi, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı bağlamında aykırı davrandığı gerekçesiyle, 40 bin avro para cezasına çarptırıldı. Bu karar doğrultusunda parti lideri fesih kararı alarak, "Vlamms Belang" adıyla yeni bir parti kurdu.


Avrupa'da son örnek ETA


İspanya'da, faaliyetlerinde ETA terör örgütüyle bağlantısı olduğu ve ETA'nın eylemlerini kınamadığı gerekçesiyle, "Herri Batasuna Partisi" 2003'te kapatıldı. İspanya'da bu partinin kurulması da yasaklandı.


Raporda ayrıca, bazı ülkelerde, yasalarında yer almasına rağmen, şimdiye kadar kapatılan bir parti olmadığı, bazı ülkelerde ise parti kapatılmasına ilişkin yasal düzenlemenin dahi bulunmadığı belirtildi.


- Hukukçular değerlendirdi 


Hukukçular, Türkiye'de sıkça başvurulan parti kapatma yönteminin çözüm olmadığı görüşünü savunuyor. 


Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Anayasa Hukukçuları Derneği Başkanı Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de siyasi partilerin kapatılması yetkisinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısında olduğunu belirtti.


Türkiye'de, kapatmanın zorlaştırılması amacıyla partilerin kapatılmasının Meclis kararına bağlı hale getirilmeye çalışıldığını anlatan Hakyemez, "Almanya'da kapatma davası açılması, sadece yargı mercinin iradesine bırakılmaz, siyasi bir iradenin izniyle gerçekleşir. Venedik Komisyonu da 'dava açılmasını siyasi iradenin iznine vermek lazım, çünkü bunun siyasi sonuçları olur' diyor. Biz de yapılan çalışmalar maalesef sonuç vermedi" dedi. 


Hakyemez, Anayasa Mahkemesinde kapatma davası açılması halinde eskiden salt çoğunlukla karar verildiğini, şimdi 3'te 2 çoğunlukla karar alınması gerektiği yönünde düzenleme yapıldığını ifade ederek, "Bu nitelikli çoğunluktur ve parti kapatılmasının zorlaştırılması amacı taşıyan bir hükümdür" diye konuştu.


- Evrensel kriterler


Parti kapatmalarında evrensel kriterlerin önemine işaret eden Prof. Hakyemez, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları ve Venedik Komisyonunun parti kapatmalarla ilgili evrensel standardı belirleyen kriterlerine bakılması gerektiğini anlattı. 


Özellikle Venedik Komisyonu'nun, "Bir siyasi parti ancak şiddeti politik bir yöntem olarak benimserse, şiddeti önerirse veya terör bağlantıları söz konusu olursa o zaman kapatılır, başka yaptırımlar uygulanmalı, kapatma son çare olmalıdır" dediğini aktaran Hakyemez, bu bağlamda, Türkiye'de de "farklı yaptırımlarla" kapatma yerine devlet yardımından tamamen veya kısmen yoksun bırakma uygulamasının getirildiğini bildirdi. 


Böyle kademeli uygulamaların yapılabileceğini vurgulayan Hakyemez, şunları söyledi: 


"Bunların işe yaramadığı durumlarda son çare ve gerekliyse bir partinin kapatılması için dava açılabilir ve parti kapatılabilir. Bu, evrensel standarda aykırı olamaz. Mesela, İspanya'da ETA terör örgütünün destekçisi parti kapatıldı ve AİHM bunu sözleşmeye aykırı bulmadı. Şu anda Türkiye'de HDP'nin kapatılması yönünde istekler dile getiriliyor. HDP'nin maalesef terör örgütüyle arasında bir mesafe olmadığını, mesafeyi ortaya koymadıklarını görüyoruz. Bu evrensel standart durumuyla bakıldığında sakıncalı bir durum. Ama HDP hakkında kapatma davası açılması ve partinin kapatılmasının aslına bakarsanız bir işe yarayacağı kanaatinde değilim."


Hakyemez, kapatması davası yerine silahların teminine aracılık edenler ve diğerlerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğini savunarak, "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Eğer varsa araştırılsın, eğer böyle bir aracılık durumu söz konusuysa bu kişilerin yargı tarafından cezalandırılması söz konusu olur. Daha önemlisi, bu biçimdeki siyasi partilerin şiddetle aralarına mesafe koymaması durumunda uluslararası alanda veya siyasi alanda zor duruma düştüklerini görmek mümkün" değerlendirmesinde bulundu. 


-Uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler


Hakyemez, son günlerde yaşanan terör operasyonları sonrasında uluslararası kamuoyundan gelen tepkilerin de önemine vurgu yaparak, AB ve ABD'den "HDP'ye bu noktada demokratik bir duruş göstermesi gerektiği, terörle aralarındaki bağlantının kesilmesi gerektiği yönünde mesajlar" geldiğini kaydetti.


Hakyemez, "Demokratik sayılan ülkeler içinde kapatılan parti sayılarına baktığınızda hepsinin toplamından kat kat fazla bir Türkiye var. Bu garip bir durum. Bizdeki kapatma yaptırımının, bir anlamda muhalefeti sindirme, susturma amacı taşıdığını gösteriyor" dedi.


- YARSAV Başkanı Arslan


YARSAV Başkanı Murat Arslan da siyasi partilerin kapatılması için gerekli kriterlerin, Anayasa'nın 68 ve 69. maddesinde açık olduğunu belirtti.


Anayasadaki kriterleri sıralayan Arslan, bir partinin kapatılabilmesi için laik demokratik düzene, devletin varlığına aykırılık gibi fiillerde odak haline gelmesi gerektiğini anımsattı. 


Anayasa'nın 69. maddesinde de "odak olma" fiilinin tanımlandığını vurgulayan Arslan, şu görüşleri paylaştı:


"Burada üç unsur var. Bu eylemler, partinin üyelerinde yoğun şekilde işlenmesi lazım odak haline gelebilmesi için. İkincisi partinin yetkili organlarının zımnen ya da açıkça bu aykırılığı benimsemiş olması lazım ya da bu eylemleri partinin yetkili organlarının kararlılık içinde işlemesi lazım. Parti içinden bir kişi çıktı, teröre destek verici bir şey söylemesi yeterli değil, bu eylemlerin kararlılık içinde işlenmesi lazım. Bunlar olmadan bir partiyi kapatamazsınız." 


Murat Arslan, "7 Haziran'dan sonra bu parti açısından değişen nedir. Bunun ortaya net şekilde konulması lazım. Hukuki mevzuatta bu konuda değişiklik yok. 7 Haziran'dan önce eğer kapatma şartları oluşmadıysa şimdi de aynı şekilde düşünülmesi gerekir" dedi. 


Türkiye'de siyasi parti kapatmanın bir çözüm olmadığını ifade eden Arslan, şöyle devam etti: 


"Avrupa ve dünyaya entegre olmaya çalıştığımız bir konjonktürde parti kapatmayı artık literatürümüzden çıkarmamız gerekiyor, doğrudan şiddete bulaşmadığı sürece. Siyasiler, eğer bir suça, teröre bulaşmışsa, Ceza kanununda tanımlanan bir suç tipi bunlara uygulanabiliyorsa zaten uygulanır. Hukuki mevzuatımız yeterli. Suça bulaşılmışlık varsa dokunulmazlıklar kaldırılabilir, Meclis bunu uygulayabilir. Ama suç yoksa, sırf konjonktür gereği böyle bir yola başvurmazsınız."


- Avrupa'da parti kapatma yok, siyasi yaptırım var


Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Karlı, Avrupa'da siyasi partilerin kapatılmasının çok nadir uygulanan bir yöntem olarak değerlendirildiğini ifade etti. 


Avrupa örneklerinde, siyasi parti kapatmaları veya siyasilere uygulanan yasakların birbirine paralel yürütüldüğünü aktaran Karlı, "Hepsi, ifade, örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirildiği için, bireysel ifade özgürlüğü de partilerin ifade özgürlüğü de geniş yorumlanıyor. Dolayısıyla bireye ceza verilmesini gerektirmeyen yerlerde partilere de ceza verilmiyor. İkisi birbiriyle paralel bir süreç. Şiddet içermeyen bir ifade olmadığı sürece ifadeyi sınırlamamayı tercih ediyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yerel mahkemelerinin de içtihadı bu" diye konuştu.


Karlı, Avrupa'da siyasi parti kapatılması örneklerinin çok çok istisna olduğunu belirterek, Almanya'da yaşanan siyasi parti kapatma davalarının İkinci Dünya Savaşı sonrası geliştiğini kaydetti. 


- "Siyaseten marjinalize..."


Parti kapatma konusunda, siyasi parti hukukunda Avrupa'da verilebilecek örneklerin sınırlı bulunduğunu anlatan Karlı, "Bireysel olarak şiddet içermiyorsa siyasilere de ceza verilmiyor. Onu siyaseten marjinalize etmeye çalışıyorlar. Örneğin, daha sert günlerinde, Fransa'da Le Pen'in partisi çıktığında, başında baba Le Pen varken, Fransa'daki diğer siyasi partilerin hepsi ilişkilerini kestiler, en ufak görüşme dahi yapmadılar. Avrupa'da, siyasi yönden cezalandırmayı tercih ediyorlar, hukuki yönden cezalandırmayı tercih etmiyorlar" diye konuştu.