Türkiye'de 7 Haziran genel seçimlerinden sonraki sürecin demokratik bakımdan çok büyük bir olgunlukla yürütüldüğünü belirten Kurtulmuş, "Türkiye'de 13 yıldır tek başına iktidar, 7 Haziran seçimlerinde artık devam etmeyeceği görülmüş olmasıyla birlikte Türkiye'de yeni bir dönem başladı. AK Parti birinci parti olarak Türkiye'de hükümet kurma sorumluluğunun en büyük sahibi olarak bu süreçlerde Sayın Başbakanımız, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirildi. Ondan sonra da tabiri caizse bütün süreçler tıkır tıkır bütün süreçler işliyor ve bu süreçler demokratik olgunluk içerisinde işlediği için Türkiye'de ne ekonomik ne siyasi anlamda bir türbülansın içine girilmedi, bir kriz ortamı içerisine girilmedi.
 
Bu, özellikle CHP ile AK Parti heyetleri arasında hakikaten günlerimizi verdik. Her iki taraf da büyük hazırlıklarla büyük fedakarlıkla masaya geldik ve iyi niyetle, hiçbir önyargı olmadan 'Acaba bir hükümet nasıl kurulabilir' bunların öngörüşmelerini yaptık. Konular detaylı olarak nezaket içerisinde ele alındı. Tabii ki masada anlaşabildiğimiz hususlar olduğu gibi çok derin ayrılıklarımızın olduğu hususlar da ortaya çıkmış oldu. Nihayetinde AK Parti ve CHP, Türkiye siyasetinin belki 150 yıllık siyasi tarihimizin iki farklı siyasi mecra ve iki farklı siyasi ana akımını temsil eden partiler. Tabii ki bir anda biraraya gelerek birkaç gün içerisinde bütün farklılıklarını ortadan kaldırmaları mümkün de değil. Bu, düşünülemez de zaten. Eğer, AK Parti ve CHP tek bir parti haline gelirse Türkiye'de siyaset de biter. Bunu karşılıklı olarak da birbirimize ifade ettik. Bu koalisyon görüşmelerinin, tek başına bu sürecin dahi Türkiye siyaseti bakımından son derece öğretici, olumlu bir adım olduğunu ifade etmek istiyorum. Bundan sonra koalisyon olur olmaz, bir hükümet kurulur kurulmaz onu bilmiyoruz ama sonuç itibarıyla ne olursa olsun bundan sonraki siyasi süreçlerde Türkiye'nin siyasi partilerinin, özellikle iki ana akım siyasi partinin sürekli belli konularda diyalog halinde olması, fikir alışverişinde bulunması, diğer siyasi partilerle de bu fikir alışverişinin sürdürülmesinin Türkiye demokrasisine büyük katkısı olacağını gördük bu süreçte" ifadelerini kullandı.
 
"TÜRKİYE BİR KOALİSYON HÜKÜMETİYLE KARŞI KARŞIYA KALIRSA..."
 
"Anlaşılan konular var, anlaşılamayacak konular var, giderilmesi mümkün görünen konular var" diyen Kurtulmuş, "Bunları iki Genel Başkan zaten son ikinci görüşmelerinde karşılıklı olarak 4,5 saate yakın görüşmede ele aldılar. Bir miktar yaklaşılan konular var, uzaklaşılan konular var. Bu konularla ilgili olarak Türkiye'nin bir hükümet kurabilmesi için son görüşmeyi de yarın yapacaklar. Herhalde burada net bir şekilde sonuç ortaya çıkacaktır. Biz 'Hayırlısı olmasını' diliyoruz. Türkiye'de bu sürecin açık, şeffaf, hiç lafın arkasına dolanmadan, iç meseleleri dolambaçlı yollara sevketmeden açık bir şekilde AKParti bunu yürüttü, yürütüyor. Sayın Başbakanımız bu sorumluluğun kendisinde olan bir siyasi figür olarak bu süreci yürütüyor. Bu sürecin kamuoyunda bu kadar takdir toplaması temel nedeni de bu sürecin şeffaf, ilkeli bir şekilde yürütülmüş olmasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız da başından itibaren sürecin sahibi olan, anayasal sınırların içerisinde Cumhurbaşkanımız hareket ederek görevlendirmeyi yapmıştır. Onun görevlendirmeleriyle, Sayın Cumhurbaşkanımızın dünkü açıklamalarından net bir şekilde alıyoruz ki hiçbir şekilde bu sürecin taşmadan, bu süreci başka şekilde kullanmadan bu süreç tamamlanacaktır. Türkiye bir koalisyon hükümetiyle karşı karşıya kalırsa, koalisyon olacak hayırlı olsun diyeğiz iki taraf olarak ve bir anlamda 'Vira Bismillah' diyerek yolumuza devam edeceğiz. Eğer, mümkün değilse onun da yolu var. Biz ilk gün bunu söyledik" şeklinde konuştu.
 
"VERİLECEK KARAR SADECE BİR PARTİYİ İLGİLENDİRMİYOR"
 
Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "8 Haziran sabahı ben o ortamda özellikle bizim camiamızın tereddütlerin olduğu süreç içerisinde şunu söylemiştim, 'Vatandaş bize bir koalisyon hükümetinin çıkmasını' söylüyor, bunun için samimi şekilde uğraşırız ama böyle bir sonuç ortaya çıkmazsa bu da dünyanın sonu değidir. Yine, Türkiye'nin demokratik sistemi içerisinde bir erken seçime Türkiye gider. Bu süreç adım adım işliyor. Ne olursa inşallah milletin hayrına olur diye temenni ediyoruz. Bu süreçlerde Sayın Genel Başkan doğal olarak yükü tek başına omuzlamakla birlikte bunu paylaştırmak durumunda. Niyatinde bu partiyi ilgilendiren bir karar, Türkiye'yi ilgilendiren bir karar. Bu Bakanlar Kurulu'nda uzun uzun istişare edildi, MYK'da istişare edildi. Tekrar Bakanlar Kurulu'nda istişare edildi. Bugün tekrar MYK'mızda istişare edilecek. Topyekün verilecek bir karardır. Partimizin bütün mensupları, bütün yöneticilerini hem Türkiye kamuoyunun beklentilerini dikkate alarak hem AK Parti'nin kamuoyunun beklentilerini dikkate alarak ve müzakerelerde ortaya çıkan yaklaşımları da çok detaylı bir şekilde değerlendirerek tam tabiriyle kılı kırk yararak bir netice alacağız. Çünkü, verilecek olan karar sadece bir partiyi ilgilendirmiyor. Önümüzdeki kısa bir süreyi ilgilendirmiyor. Türkiye'nin önümüzdeki dönemini de ilgilendiren, en az 10 yıllık siyasi süreçlerini de ilgilendiren bir karar olacaktır."
İstikşafi görüşmelerde dış politikadan, milli eğitime kadar bunların karşılıklı olarak konuşulduğunu anlatan Kurtulmuş, bazı alanlarda yeni adımlara ve birtakım detaylarda değişikliklere ihtiyaç olduğun ve bunların hepsinin değerlendirildiğini ifade etti.
 
"BU DÖNEM YAPILANLAR, YAPILAMAYAN EKSİK BIRAKILAN TARAFLAR, DÜZELTİLMESİ GEREKEN HUSUSLARI MÜZAKERE MASASINDA KONUŞTUK"
 
Kurtulmuş, "Biz 13 yılı sıfırlayarak, bunu yok sayarak, Türkiye'de 150 yıldır verdiğimiz siyasi mücadeleyi yok sayarak bunların üzerinde reddi miras ederek, bunu inkar ederek yeni bir döneme giriyor değiliz. Bu dönem yapılanlar, yapılamayan eksik bırakılan taraflar, düzeltilmesi gereken hususları müzakere masasında da hep bunları konuştuk. Bunların arasında ortak bir noktaya gelinebilirse bu iş olur ve Türkiye belli bir istikamete doğru yürür. AK Parti, devam eden bir siyasi iradenin, milletimizin uzun yıllar vermiş olduğu bir medeniyet mücadelesinin adıdır. Bugün Türkiye siyasetinin de karşılığıdır. Milletten başka hiçkimsenin sözünün hakim olmadığı bir Türkiye'yi inşa etme iradesinin adıdır. Tabii ki bu istikamette yürüyeceğiz. Bu istikamette adım atabileceğimizi görebilirsek nasıl olursa burada bir koalisyon ortaya çıkarsa yürürüz. Yoksa, tekrar millete müracaat etmek durumuyla karşı karşıya kalırız" açıklamasında bulundu.
 
ARTAN TERÖR OLAYLARI DA MASAYDAYDI
 
Artan terör olayları ve çözüm süreci konusunun da CHP ile yürütülen öngörüşmelerde masada olup olmadığına ilişkin değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "Bunlar da konuşuldu, Türkiye'nin en temel meseleleri. Türkiye'nin milli güvenliğinin, ulusal güvenliğiin sağlanması en temel meselelerden birisi ama bu terörün sona erdirilmesi konusunda ulusal güvenlik perspektifiyle hareket ederken 'sadece güvenlikçi' bir perspektifle hareket edilmemesi gerektiği de ortak noktalarımızdan birisidir. Biz, 78 milyon vatandaşımızın her birisinin hak ve özgürlüklerini genişleterek Türkiye'de ayrılıktan yana olan, silahtan, terörden yana olan unsurların bertaraf edilmesi ve millete karşı bir tehdit halinde olmalarının da sona erdirilmesi kararlılığı içerisindeyiz. Burada ortak noktada olduğumuzu görüyorum ama asla bazen kamuoyunda da konuşuluyor 1990'lara geri dönüş. Hiçbir zaman AK Parti 1990'lara geri dönüşün partisi olmayacaktır. Güvenlik adına milletin özgürlük alanlarının kısıldığı bir Türkiye'nin oluşmasına asla müsaade etmeyecektir. Karşımızda da somut bir sorun var. Maalesef bir yangın yerine dönmüş olan, Suriye, Irak, yakın çevremiz ve artık bu bölgenin Türkiye'yi etkilemeye başlayan siyasi gelişmelerine Türkiye seyirci kalamaz.Türkiye, terörün kendisine karşı bir tehdit oluşturmasına asla müsaade edemez ama bunu yaparken de bu memlekette yaşayan, Türklerin, Kürtlerin, 78 milyon vatandaşımızın tamamını eşit ve özgür yurttaşları olarak hak ve özgürlüklerini sonuna kadar savunan bir perspektifle bu mücadeleyi sürdürürüz. Yani, sıradan temiz, masum, bu ülkenin birliğinden, dirliğinden yana olan, bu topraklarda özgür ve başı dik yaşamak isteyen vatandaşımız da bu ülkede terörü kullanarak kendisine siyasi izlenim elde etmek isteyenleri birbirinden ayırt eder ve mücadelemize devam ederiz" dedi.
 
"İLK GÜNDEN İTİBAREN BÜTÜN ALTERNATİFLERİ MASASIN ÜSTÜNE KOYDUK"
 
AK Parti ile CHP arasında uzlaşma sağlanamaması durumunda MHP'ye gidilip gidilmeyeceği konusuna değinen Kurtulmuş, "İlk günden itibaren bütün alternatifleri masasın üstüne koyduk. Farklı alternatifler, hem süre hem hükümetin tipi bakımından bütün bunların hepsi, belki 8-9-10 alternatif mümkün. Dolayısıyla öyle bir ortamdayız ki bu ortamda Türkiye'nin hükümetsiz bırakılmaması vazifesinin sorumluluğu bütün siyasi partilerin üzerindeki bir sorumluluktur. AK Parti bu yükün altında girmek durumundadır, çünkü millet iradesi diyorsak millet iradesine saygı göstereceğiz. Millet tek başına bir iktidar çıkarmadıysa, Türkiye hükümetsiz kalmayacak. Bu anlamda AK Parti bütün fedakarlıkları yerine getirmeye hazır olduğunu ifade ediyor. CHP'nin de MHP'nin de bu fedakarlıklardan kaçması mümkün değildir. Dolayısıyla önce bakalım yarın Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Başbakanımızın görüşmesinde bir sonuç ortaya çıksın.O sonuçtan sonra Türkiye'nin hükümetsiz bırakılmaması iradesine sahip olarak bu sorumluluğun bilincinde olarak AK Parti üzerine düşeni yapacaktır. Diğer partilerden de aynı şekilde sorumluluklarını yerine getirmeyi bekleyecektir" diye konuştu.
 
ERKEN SEÇİM OLASILIĞI
 
Erken seçim olasığına ilişkin değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, "İlk andan itibaren 8-9 altertiften birisi de 'erken seçim alternatifidir'. Yani, çok şükür işleyen bir demokrasi var. Türkiye, bölge ülkelerinden birisi olmuyorsa uzunca bir süredir Suriye'de, Mısır'da, Irak'ta yaşanan problemler çok şükür Türkiye'de bu kadar çok badireler atlaşmış olmamıza rağmen yaşanmıyorsa, zaman zaman Türk demokrasisinin önü darbelerle kesilmesine rağmen Türkiye'de sistem, demokrasi ayakta kalmayı başarıyorsa bunun en önemli nedenlerinden birisi sandığın ortada olmasıdır. Milletin iradesinin bir türlü Türkiye siyasetine yansımasıdır. Bu artarak devam etmiştir" açıklamasında bulundu.
 
Kurtulmuş, konuşmasında şunları kaydetti: "Erken seçimde, koalisyon hükümetinde, şöyle bir koalisyonda, böyle bir koalisyonda, azınlık hükümetinde, mevcut hükümetin dışarıdan desteklenmesi de bunların hepsi bir tercihtir. Nihayetinde siyaset, olmazların elenmesi sonucunda, hele böylesine ortamlarda olmazlar elendikten sonra ortaya birşey çıkar. Elinizde alternatifler kalır ve onların üzerinden en makul olanı gerçekleştirmeye gayret edersiniz. İlk günden itibaren biz şunu söyledik, 'AK Parti'nin içinde olmadığı bir hükümetin kurulması mümkün değil'. Matematiksel olarak AK Parti'nin içinde olmadığı bir hükümetin kurulması 8 Haziran sabahı mümkün görülüyordu, bir de siyasetin sosyolojisi var. Siyasetin sosyolojisi bakımından baktığınızda bu imkansızdı. Biz, bunu söylediğimizde bazıları yadırgadı ama süreç bunu gösterdi ki Türkiye'de AK Parti'nin olmadığı bir hükümet kurulamayacak. Bu süreç, içerisinde olgunlukla, iyi niyetle, sabırla ve açık yüreklilikle, şeffaf bir şekilde bu süreç yürütüldü, bugüne kadar gelindi. Bundan sonra az bir süre kaldı. Bu süre içerisinde ümit eder ve gerçekten temenni ederiz ki bir koalisyon çıksın ama çıkmıyorsa da Türkiye o zaman yine gerekli olan demokratik yolları kullanacak, halkın iradesini kullanacaktır."
 
AK PARTİ'NİN OY ORANLARI
 
Son gelen anket verilerine göre AK Parti'nin oy oranlarına değinen Kurtulmuş, "Öyle bir ortamdayız ki biz sadece partimizin çıkarını değil, öncelikli olarak milletimizin çıkarını yürütürüz. Seçim sonrası yapılan anketlerde AK Parti'nin oylarının yükselmiş olduğunu görüyoruz. Bundan sonraki süreçte ben bu yükselmenin devam edeceğini tahmin ediyorum ama bu anketlere bakarak herhangi bir şekilde sadece bu anketler üzerinden karar vermeyiz. Çünkü mühim olan Türkiye'nin bir an evvel güçlü bir hükümetle yola devam etmesidir. Bu hükümet kurulana kadar da şu anda iş başında olan hükümet, hiçbir alanda boşluk bırakmadan, terörle mücadele dahil olmak üzere, hiçbir alanda boşluk bırakmadan vazifesinin başındadır" diye konuştu.
 
SINIRLI SÜRELİ REFORM HÜKÜMETİ
 
Sınırlı süreli reform hükümeti konusuna değinen Kurtulmuş, "Bu da modellerden birtanesidir, belli bir süreyle reform hükümetinin olması. Türkiye'nin acil konularını biliyoruz. Bunları birkaç konuda adım atılarak Türkiye hızlı bir şekilde bir seçime götürülebilir, bu da seçeneklerden birisi. CHP'nin bu seçeneğe nasıl cevap vereceğini, başka seçeneklerini nasıl değerlendireceğini yarınki görüşmede iki Genel Başkan tekrar gözden geçirecekler" dedi.
 
GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURULMASI
 
"Maalesef Suriye'de öyle bir noktaya gelindi ki sahada bu savaşın kazananı olmayacak" diyen Kurtulmuş, yüzbinlerce insanın öldüğünü, kimsayal silahların kullanıldığı kirli bir iç savaşın içerisinden Suriye'nin geçtiğini ifade etti. Uluslararası camianın Suriye krizini nasıl çözeceğini bilememesi yüzünden Suriye'nin bugün tam manasıyla örgütler konfederasyonu haline dönmüş vaziyette olduğunu anlatan Kurtulmuş, "Kimin nerede kimi imha edeceği, kimin hangi operasyon içerisinde olduğu, hangi örgütün hangi güç tarafından kullanıldığının bilinmediği bir ganyan kuyusu haline geldi Suriye" dedi.
 
Suriye'de barışı sağlayacak bir perspektifin ortaya konulması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Türkiye'nin baştan beri barışın sağlanmasıyla ilgili olarak söylediği hususlardan birisi 'uçuşa yasak bölge'. İkincisi, Türkiye'de 2 milyonu aşmış Suriyeli var. Bugünlerde Türkiye'de Avrupa'ya göç etmek için her türlü ölüm riskini alan masum Suriye halkı var. Dayanılmaz bir tabloyla karşı karşıyayız" diye konuştu.
 
Kurtulmuş, konuşmasında şunları kaydetti: "Bunun önlenebilmesi için biz 3-4 senedir ısrarla şunu söylüyoruz, 'Suriye içerisinde hiç olmazsa güvenli bölgeler oluşturulsun ki Türkiye insani yardımlarda 6 milyar doları aşmış bir yardım yaptı Suriyeli mültecilere. Bunların hiç olmazsa kendi topraklarında barınmaları mümkün olsun. Biz yardımlarımızı orada yapalım. Ama buralar da uluslararası camia, koalisyon tarafından korunsun. Bu insanlar oralarda cangüvenliği içerisinde tutulsun. Uzunca bir süre bizim bu söylediklerimize uluslararası camia gelmedi ama şu anda olaylar öyle görünüyor ki onların da bunu kabul etmek mecburiyetinde olduğu bir sonuca geldi. Bunlar için güvenli bölge oluşturulması kaçınılmazdır."