Davutoğlu'nun açıklamalarından satır başları

Kritik dönemlerde sorunlar demokrasiyle çözülür. 7 Haziran'ın ardından kritik bir tablo oluştu. Ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlarla baş etmek mümkün değildi. Tam bir sorumluluk duygusuyla büyük bir çaba sarf ettik, 8 Haziran'dan itibaren.

Dünya ekonomisinde kritik sorunlar yaşanırken, ülkemizde gerekli adımları attık. Bazı liderler sadece polemik yaparak biz ülke yönetimi için gece gündüz çalıştık. Aynı anda 3 terör örgütüne karşı mücadele yürüttük.

CHP ile çok derinlikli görüşmeler gerçekleştirdik. Koalisyon konusunda bize teklif gelmedi diye kimse ileri süremez.

Sayın Bahçeli görüşmemizin başında, 4 seçeneğe kapıları kapatan bir tutum sergiledi. Ama bütün bunları gördükten sonra suçu AK Parti'ye atmaya çalışmak hele hele ülkeyi sıkıyönetime davet etmek siyasi sorumsuzluktur.

Terörle mücadele sadece Türkiye'ye has bir özellik değil. Bütün dünya terörle mücadele eder, ama kimse olağanüstü duruma ilan çağrısında bulunmaz. Ama demokrasiye olan güveni sarsmak siyasi sorumsuzluktur.

HDP'ye ve sırtını dayadığı örgütlere sesleniyorum; demokrasinin askıya alındığı dönemlere izin vermeyeceğiz. Türkiye'de Anayasal sistem kendi içinde yürür. Biz bunun için haftalarca gayret sarf ettik.

Elini ve bedenini taşın altına koyacaklarını duyduğumda ümitlendim, kapı çalmaktan vazgeçmedim. Milletimiz söz konusuysa egolarımızı kenara bırakırız. Ama şimdi herkese soruyorum; ne çözüm ürettiler. Her teklife hayır dedikten sonra, sıkıyönetim çağrısında bulunmak 28 Şubat mantığı gibi bir mantıktır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kararları TBMM'de çözülür, Milli Güvenlik Kurulu'nda değil. Anayasaya uyma çağrısında bulunanlar, Anayasanın temel felsefesini anlamak durumundadır.

Madem hükümet kurulamadı, gelin erken seçime Cumhurbaşkanı'nın kararıyla değil TBMM'nin şahsiyetiyle yürüyelim. Mademki olmadı seçime giderken milletimize 'sizden aldığımız emaneti size getiriyoruz' diyelim.

"Ben bütün siyasi partilere bir çağrıda bulunmak istiyorum. 24 Ağustos günü gelmeden önce, TBMM içinden bir hükümet çıkamadığı için Sayın Cumhurbaşkanımızın, hükümet çıkmaması dolayısıyla erken seçim kararı almasına mahal bırakmaksızın gelin biz görevimizi yapalım ve TBMM içinden bir hükümeti, erken seçim kararını da TBMM içinde alarak biz vazifemizi yapalım"
"Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli'ye buradan çağrıda bulunuyorum,yarın Cuma namazı sonrası ya da en kısa zamanda nerede ve hangi şartlarda isterlerse bir araya gelmeye hazırım. İstedikleri mekanda, istedikleri süreyle, istedikleri gündemle oturmaya hazırım."
Artık uzun süreli bir koalisyonun olmayacağı ortaya çıkmıştır. Halkımıza giderken birbirini suçlamış olarak değil terörle mücadele etmiş liderler olarak gidelim. 2 ay aynı masa etrafında oturamayacak mıyız? Cumhurbaşkanı'nın bir karar almasına gerek kalmadan çözelim. Bu olursa milletimize  umut gelir, ekonomiye cansuyu olur.
Cumhurbaşkanımızın karar alması sonucunda bütün partilerin bu hükümette yer alması çağrısında bulunuyorum. 

MHP buna ilk andan itibaren katılmayacağını söyledi. CHP'den de aynı açıklama geldi bu beni üzdü. Demokrasi yerine sıkıyönetim isteyenlerin seçim meydanlarına çıkma şansı kalmaz.
CHP'den dün yapılan açıklamada seçim hükümetine katılmayacaklarını ifade ettiler! Peki gerekçe ne? Anayasa'nın amir hükmü olur diyor! Bu hükmü yok mu sayacaksınız.
Ne olursa olsun oylarımız düşeceğini bilsek bile bu sorumluluktan kaçmayacağız. terörşe mücadele dahil hiç bir karardan geri adım atmayacağız.